Bereketli topraklar diyarı Çukurova ve Adana hem ülke ekonomisine hem de kültür ve sanatına çok büyük katkılar sunmuş, yalnız ülkemizin değil; dünyanın en önemli kentlerinden biridir.

Pamuğun kozasına, yiğidin hasına, sanatçının en vefalısına ev sahipliği yapmış Adana bu yönüyle de aynı zamanda bir kültür kentidir.

Ülkemizde edebiyat deyince akla Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir gelir. Demirtaş Ceyhun, Muzaffer İzgü ve daha niceleri.

Keza ülkemizde sinema deyince akla önce Yeşilçam ardından Adana Gelir.

Sinema, Adana bir arada anılınca akla Yılmaz Güney gelir.

29.Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali için geldiğim Adana’da fırsat buldukça festival izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Adana o kadar çok sanatçı yetiştirmiş ki, saysam sayfalar sığmaz.

O yüzden isimlerini yazamadıklarıma haksızlık olur.

Ancak Zeydan Başkan tarafından Altın Koza Yönetim Kurulu Başkanlığına getirilen Menderes Samancılar’ın Adana için çok yerinde bir tercih olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

İlki 1969 yılında Altın Koza Filme Şenliği olarak yapılan, kimi ertelemelere karşın bugün 29.ncusu gerçekleştirilecek olan Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali bu yıl önceki yıllara göre biraz daha farklı bir konseptle yapılıyor.

Bu arada yıllar öncesi Gönen Dershanelerinden öğrencim Hüseyin Orhan’ın Altın Koza A.Ş.ye Genel Müdür olduğunu öğrenmem de benim için ayrı bir şaşkınlık ve gurur vesilesi oldu.

Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere Altın Koza bu kez gerçek anlamda halkla buluşuyor.

Önceki yıllarda yapılan festivalleri izleyenler bilir.

Otel lobileri ve sinema salonlarında elit bir grubun takip ettiği, akşamları sanatçıların eğlendirildiği, halkın içinde yer almadığı ve hatta boş salonlarda film gösterilerinin yapıldığı bir festivale dönüşmüştü.

Kuşkusuz böyle bile olsa yoğun bir emek ve çaba harcandığını kabul etmek gerekir.

Özellikle de Portakal Çiçeği Karnavalı yapılmaya başlandıktan sonra Altın Koza neredeyse karnavalın gölgesinde kalmıştı.

Ancak bu yıl gördüğüm kadarıyla festivali halka götürmek, halkla buluşturmak için çok özel bir gayret var.

Adana’da sinema deyince ilk akla gelen yazlık sinemalardır.

Hepimizin yazlık sinemalarla ilgili ilginç anıları vardır.

Festival komitesinin film gösterilerini Açıkhava sinemalarında, parklarda yapma kararını yürekten alkışlıyorum.

Hele de festival filmlerinin Adana’nın 15 ilçesinde halkla buluşturulması çok yerinde ve halkçı bir karar olmuş.

Festival dergisinde Başkan Zeydan Karalar’ın Mustafa Kemal Atatürk’ten alıntılayarak vurgulamaya çalıştığı gibi “Sinema öyle bir keşiftir ki; gün gelecek barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok, dünya medeniyetinin cephesini değiştireceği görülecektir. Sinema dünyanın en uzak uçlarında oturan insanların birbirlerini tanımalarını, sevmelerini temin edecektir. Sinema insanlar arasındaki görüş, görünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.”

Kültüre, sanata, sanatçıya düşman, tiyatroları, konserleri iptal eden, sinema filmlerinin gösterimini engelleyen, festivalleri yasaklayan bir yönetime inat; Adana’da halkla bütünleşen  Altın Koza Film Festivalini tüm zorluklarına rağmen gerçekleştiren başta Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer ilçe belediye başkanlarını, emeği geçen tüm yöneticileri kutluyorum.

Yapıldığı ilk üç yıl efsane filmleriyle hem festivale damgasını vuran hem de aldığı ödülün parasını ilk yıl filmde yer alan oyuncular arasında paylaştıran, ikinci yıl Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na bağışlayan Yılmaz Güney’i de saygıyla anıyorum.

Ayrıca onun ülkesine hasret yaban ellerde ölmesine neden olan sanatçı düşmanlarını da bir kez daha kınıyorum.

Bu ülkede Yaşar Kemal’ler, Yılmaz Güney’ler, Ahmet Kaya’lar, Tarkan’lar, Sezen Aksu’lar kolay yetişmiyor.

Ama ne yazık benim ülkemin siyaset baronları sanatçıları sevmezler.

Çünkü sanatçı sisteme muhaliftir.Çünkü sanatçı; iyiden, güzelden, barıştan, demokrasiden yana taraftır.

Çünkü bu ülkenin güzel insanları, aydını, gazetecisi, yazarı, sinemacısı, öğretmeni, doktoru her dönem özgürlük mücadelesinde bedel ödediler.

Eğer bu ülkeye demokrasi, barış ve özgürlük gelecek, hukuk hakim olacaksa,

Çocuklarımız yatağa aç gitmeyecek, işçi, memur hakkını alacak, analar ağlamayacak, esnaf perişan, öğrenci yurtsuz, emekli evsiz kalmayacaksa eğer,

Düşünen, soran, sorgulayan insanların sayesinde olacaktır.

Kuşkusuz çok kaliteli filmler izleyecek, çok yararlı söyleşi ve konferanslar dinleyeceğiz ama en önemlisi tüm bu etkinlikleri halkla birlikte, halkın arasında gerçekleştireceğiz.

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali hep söylediğimiz, arzuladığımız gibi yeniden bir halk festivalini dönüşecek gibi görünüyor.

Bir kez daha emeği geçen tüm çalışanları yürekten kutluyorum.