Filyos ve Bölgenin gelişmesini önemli oranda-farklı boyutlarıyla etkileyeceği görülen, aynı zamanda Türkiye’nin Enerji politikasında neredeyse ana gündeme oturan Filyos’tan karaya çıkacak olan Doğalgaz operasyonun ana lokomotifi TPAO (Türkiye Petrolleri A.O.’nın) Kuruluşu ve Hukuki Yapısı ve geldiği noktayı daha açık anlamamız açısında yararlı gördüğümüz, TMMOB Yönetim Kurulu’nun 4 Ağustos 2017 tarih 224 nolu kararı ile hazırlanmasına karar verilen TMMOB TPAO Raporu, Jeoloji, Petrol, Kimya ve Jeofizik Mühendisleri Odaları’nca oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan

TMMOB Yönetim Kurulu kararıyla Jeoloji, Petrol, Kimya ve Jeofizik Mühendisleri Odaları’nca oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan TÜRKİYE PETROLLERİ RAPORU’nu okuyucuya sunmak istiyoruz.

Raporun giriş bölümünde şu bilgiler yer alıyor

SUNUŞ

24 Ocak Kararları olarak tarihe geçen ve asıl olarak 12 Eylül Darbesi sonrasında uygulamaya konulan neoliberal ekonomik politikalar, Türkiye tarihinin en önemli kırılma anlarından birisidir. Devletin ekonomik etkinliklerinin azaltılması, özelleştirmeler, yapısal uyum programları ve sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kaldırılması gibi adımlarla örülen bu süreç, sadece ekonomik değil, siyasal ve sosyal sonuçlarıyla da bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok sorunun kaynağında yatmaktadır.

12 Eylül Darbesi’nin toplumsal muhalefeti şiddetle bastırdığı bir ortamda uygulanan bu politikalar sonucunda emekçilerin hakları ellerinden alınmış, ülkenin bütün büyük yatırımları sermayeye peşkeş çekilmiş, eğitim-sağlıksosyal güvenlik hizmetleri piyasalaştırılmış, üretim ekonomisi yerine rant ekonomisi kurulmuştur.

Neoliberalizmin ülkeye maliyetleri ise toplumsal eşitsizliğin büyümesi, işsizliğin ve yoksulluğun derinleşmesi, dışa bağımlılığın artması ve ekonomik krizlerin yaygınlaşması olmuştur. Neoliberalizmin en önemli uygulaması olan özelleştirmeler, 12 Eylül sonrasında iktidara gelen tüm siyasi partilerin ortak ekonomik önceliği olmuştur.

KİT’lerle başlayan süreç, kıyıların satışına kadar varmıştır. Verimliliği artırmak, istihdam sağlamak, vergi gelirlerini artırmak, hazine yükünü azaltmak, devletin borçlarını kapatmak ve ekonomiyi güçlendirmek adına yapılan özelleştirme uygulamaları sonrasında bu iddiaların hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Özelleştirmeler eliyle gerçekleşen şey, ülkenin tüm zenginliklerinin, tüm varlıklarının, tüm yatırımlarının kamusal niteliğinin ortadan kaldırılarak sermaye kesimlerine aktarımı olmuştur. Doğrudan satış, halka arz, imtiyaz sözleşmesi, yap-işlet-devret, yönetim devri, gelir garantisi gibi farklı yöntemler, halka ait olanın sermayeye devredilmesinden başka bir şey değildir.

AKP Hükümeti, 15 yıllık iktidar dönemi boyunca, neoliberal politikalarının uygulanmasında ve özelleştirmelerin hayata geçirilmesinde kendisinden önce gelen hükümetlerin çok daha ötesinde bir iştahla hareket etmiştir. Başta enerji, telekomünikasyon ve madencilik gibi alanlarda olmak üzere Türkiye’deki en büyük özelleştirmeler AKP iktidarı döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde yapılan özelleştirmelerle birlikte, 6 tmmob Türkiye Petrolleri Raporu ülkenin stratejik sektörleri ve en büyük yatırımları yabancı şirketlerin eline geçmiştir.

AKP büyük çaplı özelleştirmeler ve ihaleler yoluyla yabancı sermayenin önünü açarken, yurt içinde de kendine bağlı bir sermaye kesiminin güç kazanmasını sağlamıştır. Başbakanlığa bağlı bazı şirketleri yönetmek amacıyla 2016 yılı Ağustosunda kurulan Varlık Fonu, özelleştirme süreçleri açısından yeni bir döneme girdiğimizi göstermektedir. OHAL döneminde birbiri ardına çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile Varlık Fonu’nun kaynakları ve yetkileri akıl almaz boyutlarda genişletilmiştir.

AKP, inşa ettiği rant ekonomisine kaynak yaratabilmek için ülkenin en büyük kurum ve kuruluşlarının uzun yıllara dayanan tüm birikimlerine adeta el koymuştur. Geldiğimiz nokta planlamaya, kalkınmaya, üretime, sanayileşmeye dayanmayan bir ekonomik anlayışın sonucudur.

AKP eliyle kurulan bu yağma ekonomisinin yeni hedeflerinden birisi de Cumhuriyet tarihimizin en büyük yatırımlarından birisi olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’dır. 1990’lı yıllardan itibaren bünyesinde bulunan DİTAŞ, İPRAGAZ, POAŞ, İGSAŞ, TÜPRAŞ ve PETKİM gibi şirketleri özelleştirilen TPAO’ya son darbe, Temmuz ayında yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile vurulmak istenmektedir.

TMMOB Yönetim Kurulu kararıyla Jeoloji, Petrol, Kimya ve Jeofizik Mühendisleri Odaları’nca oluşturulan komisyon tarafından hazırlanan bu rapor, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nda gelinen aşamayı tüm boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Bu anlamıyla bu süreçte vereceğimiz mücadelenin ortaklaştırılması ve kitleselleştirilmesi açısından önemli bir işlev taşımaktadır.

TMMOB olarak bugüne kadar başta özelleştirmeler olmak üzere neoliberalizmin tüm tahribatına karşı mücadele ettik. Hukuki girişimler, bilimsel raporlar, teknik yayınlar, basın açıklamaları ve mitingler yoluyla sürdürdüğümüz bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Kamusal varlıklarımızı ve değerlerimizin savunucusu olmaya, bilimsel ve teknik aklı toplum yararına kullanmaya, meslek onurumuzu ve meslektaşlarımızı korumaya devam edeceğiz. Elinizdeki bu çalışmanın, bu mücadelenin bir parçası olarak görülmesi dileğiyle…

Emin KORAMAZ

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

Ekim 2017