Hemen konuya gireyim. Çaycuma bir anlamıyla ‘Vadi’ olarak tarif edilen dönemin, işçi-köylü ittifakının da merkezi konumundaydı. Ekili sulak arazileri, taşkın akan akarsuları, denize olan bağlantısı ve tarihsel kökleriyle, kültürel mirasıyla bir anlamda bölgenin insan hazinesi olarak anılan bölgesi.

Toplumsal yaşamda, üretim ilişkileri açısından maden işçisinin-şehirleşen yanıyla, SEKA işçisinin kente kattığı bil[1]inç ile yoğrulan bir merkez.

Almanya’ya göç etmiş yurttaşlarımızın ve 70’li yıllarda okumak için il dışına çıkmış, okumuş ‘takımın’ da yüksek değer kattığı bir önemli yerleşim bölgesi olarak bilinirdi.

Gel zaman git zaman her şey değiştiği gibi Çaycuma ‘Vadi’ bölgesi de o geçmişin izlerini şimdilerde sadece MÖ’sine dayanan Mozaikleriyle, Filyos (Tios) Efsaneye göre MÖ 7’nci yüzyılda kurulmuş olan ve bugün geleceğe ışık tutacak önemli kalıntı olarak yaşamımızda yerini alıyor.

Günümüzde ise daha çok Enerjinin Lojistiğin merkezine dönüşmesi çabaları olan, sanayinin-petro kimyanın zıpkın gibi girdiği, dağı taşı-toprağı alt üst ederek bıçak gibi geleceği kesip-kurmaya çalışılan bir yeni bir ‘Vadi’ hareketi var. Organize Sanayi Bölgesi’nde binlerce farklı iş kollarında üretim yapan, önümüzdeki sürede bunlara yenilerinin ekleneceği, topraklı-topraksız tarımında yer aldığı yeni bir ‘Vadi’ karşımıza çıkıyor.

Şimdi diyeceksiniz ki bunda ne var ürkünecek, korkulacak, tedirgin olacak?

Ürkütücü olan şu;

Tüm bu dönüşen, bıçak gibi yararak Çaycuma’nın en ücra sokaklarına, köylerine kadar girilen, sendikasızlık, iş güvencesizlik, asgari ücretle yaşamaya mahkûmiyet, örgütsüz lük havasının kent merkezinde hissedilip hissedilmemesi asıl ürkütücü olan.

Örneğin; OSB’nde bir fabrikada işçiler sendikalaşmak istiyor sendikalaşmaya karşı olan işveren Çaycumalı olduğu için, işçiden yana, emekten yana ses çıkarması gerekenlerin sessizliği insanı korkutuyor.

Başka, AKP İktidarı 20 Yıldır ülkeyi yönettiği biçimiyle getirdiği durum alenen açık ortada iken, Çaycuma’nın CHP’li Belediye de olmasının verdiği hoşnutluktan olacak, ana muhalefet partisi CHP ve Altılı masa olarak tarif edilen blok ve kendini bu bloğun dışında gören fakat AKP ve tek adam rejiminden kurtulmak isteyen, devrimci-demokrat sosyalist kim varsa yaşanan bu kadar olumsuzluğa karşı var olan, sessizliği insanı korkutuyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama, son örnek ise KHK ile işinden alıkonulan ve geçtiğimiz günlerde yeniden görevine dönme kararı çıkan Eğitim-Sen Şube Sekreteri İsmet Akyol’un, haklılığı kanunen kazanılmışken aynı yerde değil de Devrek’te görev verilmesi konusunda Akyol’un ve Eğitim-Sen’in yapılan hukuksuzluğa karşı çıkışındaki yanlızlıkları insanı korkutuyor.

Çaycuma’nın birikmiş hafızasını, deneyimini, emek-doğayla olan birliğini yeniden kuramamak insanı ürkütüyor.

Mevlana’nın sözleriyle noktala yalım;

Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!

Dünle beraber gitti cancağzım,

Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…”

ÇİFTE STANDART BU OLSA GEREK

Geçtiğimiz haftanın en çok tartışılan ve gündem olan bir iki konusundan biri; Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı katıldığı canlı yayında TSK’nın girdiği çatışmalarda kimyasal silah kullandığını iddia emesi idi. Fincancı’nın yaptığı açıklama büyük tepki çekti.

Sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının gözaltı kararı ve tutuklamayla son buldu.

Tartışma ve yorumlar devam ediyor.

Ben konunun yereldeki boyutuna değinmek istiyorum. Bölgede neden bu kadar gündem oldu.

Basın-köşe yazarlarına kadar bir anda herkes TBB Başkanı Fincancı’yı hedef aldı.

Çünkü Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Sevgi, Barış, Dostluk Festivali’nde Türk Tabipler Birliği’ne (TTB) verilen ödülü alan Şebnem Korur Fincancı’ya vermesi neden oldu.

İyi de kampanyaya dönüşen hatta ‘verilen ödül geri alınsın’ diyen basın kuruluşları zamanında yaptıkları o övücü yazıları, yorumları ne yapacak?

Peki hala o yazılar web sayfalarında, arşivlerinde ise ödülün geri alınması ne anlam taşıyacak.

Bir sözde Sayın Posbıyık’a; Ödül verildiği andaki fotoğraf karelerine baktım tekrar, övünülerek verilen, ülke gündeminde tüm merkez medyada yer alınmasıyla övünülür kare kare pozlar.

Peki sayın Posbıyık, haydi biz tanımıyorduk diyelim senin ödül kurulunda mı tanımıyordu. Sayın Fincancıyı. Olmadı sayın başkan cesaretimizin ölçüsü buraya kadarmış. Açıklamada tam bir korkuyla ifade edilmiş bir söz; “Gözaltına alınması iyi olmuş, inşallah tutuklanır.” sözü ise tarih sayfaları Halil Posbıyık’ı da bir yere koyduğuna inanıyorum.

Diğer konu FOX TV Ana haber sunucusunun Zonguldak Valisi’ne yönelik sarf ettiği kelimelerdi.

Bir önekle noktalayalım, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Cumhuriyeti hedef alan sözlerinin kamuoyunda büyük tepki oluşturması sonrası AKP’deki grup başkanvekilliği görevinden istifa etti. Kentte Cumhuriyete yönelik sözleri nedeniyle bir kına göremedim gören varmı?

Sağlıcakla