Türk-İş’in, milyonlarca işçinin, farklı iş kollarında onlarca sendikanın oluşturduğu işçi sınıfının sayısal çoğunluğunu temsil eden kurumun başında bulunan Genel Başkan Ergün Atalay, kentte gündem oldu ama, asıl gündemi oluşturan konu ‘asgari ücret’ tartışması.

Susma Gazetesi’nin ilk olarak 4 Aralık’ta haberleştirdiği, “Türk-İş pazarlığı açlık sınırından başlattı” haberi idi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay yaptığı basın toplantısında, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını 7 Aralık’ta yapacak. İkinci toplantı ise 14 Aralık’ta gerçekleşecek ve ücret artış miktarı burada belirlenecek. Patronlar cephesinden halen 5 bin 500 olan asgari ücretin maksimum 7 bin liraya çıkarabileceği fikri yayılıyor. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ise bunun biraz üzerinde, 7 bin 785 liranın “kırmızı çizgi” olduğunu belirterek bunun üzerinde bir rakam istediklerini TRT’den duyurdu”haberini yaptık.

Yani asıl mesele Türk-İş’in Asgari Ücret konusundaki tutumu idi. Haberde “Dört kişilik bir ailenin kira, faturalar, eğitim gibi zorunlu masrafları ise 25.365 TL’ye yükseldi. Türk-İş yönetiminin “kırmızı çizgisi” yoksulluk sınırının üçte birine denk geliyor.

Hanede iki kişi asgari ücretle çalışsa bile, Türk-İş’in telafuz ettiği oranda bir maaşla yine yoksulluğun içine düşüyor”ifadesi yer almıştı.. İşte bu konu asıl gündem olunca ülke çapında tartışma yarattı.

Türk-İş Genel Başkanı ikinci bir basın toplantısı yapmak zorunda kaldı ve sözlerinin yanlış anlaşıldığını dile getirdiği toplantıda büyük bir gaf daha yaparak bölge halkını ‘cahil’ yerine koydu Basın mensuplarının ‘Siyasi partilerden asgari ücretle ilgili gelen açıklamalar vardı. CHP 10 bin bandı derken, İYİ Parti 9 bin 600 dedi. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?’ Sorusuna verdiği cevapta; “Herkesin bir açıklaması var. Onlarda saygı duyuyorum ancak açıklama yapması gereken bizleriz. Herkesin açıklamasına saygı duyuyorum. Onlar da daha iyi bir yere gelsin diye söylüyor. Söylemek kolay, söylediğini yerine getirmek lazım. Türk-İş ne söylediyse ona yakın sözleşme imzalamıştır. Hiçbir zaman olmayacak bir şey konuşmamıştır. Ancak insanlar sıkıntı içerisinde. 7 bin 785 bizim çıkardığımız maliyetimiz. Neden 8 bin değil, 9 bin, 10 bin değil. Yani bunu burada Zonguldak Çaycuma’daki köylüsü bunu nereden bilsin asgari ücreti bilmiyorsa… Onu da sorabilir bize yani. Bu bizim açlık sınırımız onu açıklıyoruz. Biz 40 senedir bu masadayız. Yani kamuoyunun memnun olmadığı hiç bir şeyin altına imza atmadık yine aynısını noksansız yaparız” dedi.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu ve yerel gündem hareketlendi. GMİS Genel Merkezi jet hızıyla Atalay’ı ziyaret etti, Selüloz İş Şubesi, Türk Sağlık-İş Sendikası Çaycuma şubeleri, peş peşe Atalay’ı savunan, onun ne muteber bir kişi olduğunu dile getiren, Zonguldak sevdalısı vs. yazıp çizdi basını kınadılar.

CHP ve İYİ Parti’den karşı tepki geldi.Dedim ya asıl konu Asgari Ücretin nekadar olacağı konusuydu. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay “Türk-İş ne söylediyse ona yakın sözleşme imzalamıştır”, “Biz 40 senedir bu masadayız. Yani kamuoyunun memnun olmadığı hiç bir şeyin altına imza atmadık”diyor ya keşke bu sözlerine de bir açıklama yapsaydınız sayın sendikacılar.

Yani 40 Yıldır işçi sınıfı, emekçiler Türk-İş’in bu politikaları nedeniyle açlık sınırının altında yaşam sürdürdüğünü ve iktidarlar o nedenle o masada Atalay gibilerinin dışında kimseyi istemediğini anlayamamışsınız üzücü olan bu.

Katledilen Türk-İş Genel Sekreteri, GMİS eski Genel Başkanı merhum Şemsi Denizer’in ilk kırılma noktası bu tutuma karşı duruşudur. O nedenle işçi sınıfının bağrında liderlik makamına erişmiştir. Çaycuma’lı olması değil.

Atalay’ın bölge insanına yönelik söylediği sözü ciddiye almak ve bunun üzerinden polemik yapmak Türk-İş Genel Başkanının bulunduğu ve alacağı kararları hafifletmekten başka birşeye yaramaz.

Bu konuyu daha iyi anlamak için, işçi sınıfı mücadelesinin beşiği İngiltere’de sendikaların durumu ve mücadele geleneğini anlamak, ülkemizle örnekleme açısından önemli gördüğümüz “İngiltere’de Grev Dalgası Gelişiyor” yazısını okumanızı tavsiye ederim. Liderlik, koltuk sevdasıyla değil, işçi sınıfının ezilen halkların, kısaca toplumun hak ve çıkarlarını canı pahasına savunmakla kazanılacak pratik mücadeleyle elde edilecek bir hünerdir.

Sizden lider değil olsa olsa kravatlı bürokrat, iktidarların alt çenesi olan ‘ağa’olur.

Yavuz Erkmen Vekilliğe adım attı

İYİ Parti’de İlçe kongreleri büyük bir olgunlukla gerçekleşti ve sonuçlandı. Demokratik kurallar gereği aday olanlar sandıkta sonuçlarını aldılar.

Bunda İl Başkanı Yavuz Erkmen’in planlı-programlı ve yönetme yeteneğinin olduğu bir kez daha açığa çıkmış oldu.

Şimdi mesele Milletvekilliği adaylığı konusu.

Parti örgütü, muhalefetin iktidara en yakinen güçlü adayı konumundaki İyi Parti’de bu saatten sonra Milletvekilliği konusunda cızırtı çıkarmak demek partiyi bölmeye ve AKP’ye hizmet olarak algılanır ki, buna yerel değil merkez müsaade etmez.

Bundan sonrası İl Başkanlığı yarışı değil, buradan İYİ Parti bir milletvekili nasıl gönderir yarışına dönmüştür.

Kılıçdaroğlu’na söylenen, ‘Sakin Güç” bu kez Sayın Erkmen’de kendini buldu.

Sağlıcakla

Reklam