1980 yılında Kamu İktisadi Kuruluşlarımız yıllık milli gelirimizin yüzde 52’sini üretiyorlardı. Tüm bankalar yerli ve kamusaldı. Ülkenin dış borcu da 13 milyar dolardı.
Emperyalist Batıda 1970’li yıllara kadar İkinci Dünya Savaşı’nın yaptığı yıkımlar giderilmiş ve özel, kamusal sermaye birikimleri kendi ihtiyaçlarının üzerine çıkmış, yatırım alanları arar olmuşlardı. İngiltere’nin kamu varlığı 2 trilyon sterlin, Fransa’nınki ise 2 trilyon Frank idi o zamanlar. Bu durumda önce kamu varlıklarını özelleştirme kararı aldılar ve İngiltere sıfır kamu varlığına, Fransa ise 500 milyar Frank’a kadar düşürdüler, özelleştirdiler. Yetmedi 2000 yılından sonra dünyaya açılmaya kadar verdiler.
Bizim ise 2000 yılına kadar özelleştirmemiz yüzde 30 seviyesine çıkmış ve 2020 yılında tamamlanmıştı. Sonra ne oldu? Özelleştirilen ve özel mülkiyetli yatırımlar yabancılaştırılmaya başlandı emperyalist dünyanın isteği doğrultusunda. İşte bugün yabancılaştırılan ekonominin sonuçlarını yaşar olmaya başladık! Aşağıdaki bilgiler de bu düşüncenin ispatı..
23.12.2024 Cumhuriyet
Orhan Bursalı soruyor: 10 milyar Avro nerede? Levent D… Sayın Üstat, bu güne kadar iktidar cenahından “sığınmacılara” AB yardımı olarak üç milyar Avro(küçümsenerek) geldiği söylendi. Hafta içinde Ursula von der Leyen, “sığınmacılar için on milyar Avro verildiğini, bu ay içinde bir milyar Avro daha verileceğini açıkladı.
Neden hükümet 3 milyar Avro geldiğini, AB Başkanı Ursula von der Leyen on milyar Avro verildiğini söylüyor?
Tekstilde yaprak dökümü: Türkiye’nin en eski üreticilerinden Akın Holding de bir fabrikasını kapattı.
Tekstil ve hazır giyim sektörü “düşük döviz kuru” finansmana ulaşamama ve maliyet artışlarıyla kıskaçta. Küçülen Akın tekstili başka firmaların takip edeceği belirtiliyor.
68 yıldır sektörde olan ve kumaştan konfeksiyona üretim yapan Akın Tekstil, 152 işçisinin çalıştığı fabrikasını kapattığını açıkladı. Halka açık şirket için Kamuoyu Açıklama Platformu’na sıralanan temel sebepler şöyle:
- Enflasyonla Mücadele ve Kur Politikası: Döviz kurlarının enflasyon altında kalmasıyla, döviz cinsinden alınan siparişlerin maliyetleri karşılamaması. Bu konfeksiyon bölümünün uzun süredir zarar etmesine neden oldu.
- Personel Maliyetleri: Asgari ücrete yapılan artışlarla birlikte personel maliyetleri, zararın büyük bölümünü oluşturdu. (Nedeni düşük asgari ücretmiş?
- Finansman Sorunları: Geçmiş dönem birikmiş finansman zararlarını kapatmak için gereken finansman kaynaklarının temin edilememesi.
- Toplu İş Sözleşmeleri: Gelecek dönemde başlayacak toplu iş sözleşmeleri ile zararın artarak devam etmesi beklentisi.
Maliyetler Norveç fiyatlar Çin:
Akın Tekstil’in fabrikasını sektör şöyle yorumladı:
TOBB Hazır Giyim Konfeksiyon Meclis Başkanı Şeref Fayat:
İki yıldır sektörün sorunlarını yansıtmaya çalışıyoruz. Maliyetlerimiz yüzde 100 arttı. Rakip ürünlerle yarışmamız çok zor. Kime nasıl satılacağı belli değil. İlk defa hem çalışanın hem işverenin mutlu olmayacağı bir asgari ücret dönemi yaşıyoruz. Çalışan haklı. 2025’te sıkıntı artacak. Değerli TL ve yüksek faiz çok zorlayacak.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ramazan Kaya:
İhracatımız yüzde 4 ekside. 2025’te daralma sürecek, yüzde 4,5 küçülme bekliyoruz. Maliyetlerimiz çok arttı. Rakip ülkelerde asgari ücret 200-300, bizde bin dolara yaklaştı. Ama çalışan da mutlu değil. Fiyat tutturamıyoruz. Avrupa pazarı daralıyor. Mısır’a gitmek kolay bir tercih değil. Kararsızlık büyük sorun. Sektörün fiyat odaklı değil değer(kalite) odaklı hale gelmesi gerek, o da zam istiyor.
26.12.2024 Cumhuriyet
“Ne diyor Orhan Bursalı? Ekmek yiyemiyorsan Suriye ye! Yatırım(yerli-yabancı) istiyorsanız emek ucuz olmalı.
Asgari ücret bu yılın ortalarında aslında açıklanmıştı. IMF ve Uluslararası Finans Kapitalin insanı bakana şöyle söylemişti: ülkenizi ucuz tutun, enflasyon oranında zam, yatırıma kapınızı kapatır.
İhracatçılar yılın ikinci yarısından itibaren ağlamaya başlamışlardı: Doları serbest bırakın, uçsun; asgari ücreti sıkı tutun, ihracat yapamıyoruz, para kazanamıyoruz.
22.104 TL. olan yeni asgari ücretin şubat, mart ayı gibi açlık sınırının altında kalması bekleniyor. Emekçiye yine sefalet:
Son toplantıya katılmayan ve dün, 50 yıldır Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda olduklarını anımsatan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Bir daha bu komisyona katılmayacağız”, dedi.
Enflasyon yüzde 80, TÜİK’in enflasyon tespiti yüzde 45 ama verilen yıllık zam yüzde 30.
Tekstilciler eski günlerin peşinde: İhracatımızı 2024’te 3.sırada tamamladık. 2025’te tekrar eski günlere dönmektir, hatta birinci sıraya gelmektir. Sektörde 1,5 milyon istihdamın yüzde 10’nun göçmenlerden oluştuğunu, Suriyelilerin dönüşü arttığında sektörün olumsuz etkileneceğini belirtti.
Türkiye’nin deri ayakkabı ve çantada markalaşan şirketlerinden Desa’nın üst yöneticisi (CEO) Burak Çelet, sektörün önemli hammadde sorunu yaşadığını belirterek “Hayvancılık bitirilmiş. Bu konuda adım atılmalı hayvancılık canlandırılmalı” dedi.
Kendi markası dışında dünyanın önemli markalarına da üretim yapan Desa, 2024-2025 değerlendirilmesi yaptı. Ayakkabıda son iki yılda Türkiye’nin net ithalatçı konuma geldiğini, adım atılmazsa kayıpların süreceğini dile getiren Celet, şu bilgileri verdi:
Belli deri ürünlerinde Avrupa’dan ithalat yapmak Türkiye’de üretmekten daha ucuza geliyor. Dış talepteki düşüş de devam ediyor. Ve bu 2025’te de sürecek.
Türkiye’de hayvancılık can çekişirken bu durum deri, ayakkabı sektörünü de olumsuz etkiliyor. Çünkü hayvancılık bitirilmiş, hayvancılık canlandırılmalı.
İç pazarda parasal sıkılaştırmaya rağmen tüketim kısılmadı. Üst seviyede müşteriden orta ve orta üst seviyeye düşüş oldu”.
Tüm ekonomik gerilemelerin nedenlerini çok iyi anlamaya çalışmak gerekir; halkın bu ekonomik nedenlerden doğan sosyal ve hukuksal sorunlarını çözmek için. Çünkü ekonomik sistem hasta ise şeytanlık görevi görür, halkı ve adaleti hasta eder.
Gördüğümüz gibi ekonomimizde büyük bir çöküş var. Bunun birinci nedeni Türkiye’deki göçmen nüfusun taşınamaz kadar çok olması ve vatandaşlarımızın çalışacakları işlerde ucuz işçilik diye onların çalıştırılması tercihi. Pahalılığın, fiyat artışlarının temel nedeni de göçmenlerin tüketimi kadar üretimde artışın sağlanamaması. Diğer neden ise ekonomiyi yöneten ve üreten sermayenin yabancılaşması; yabancı sermayeli şirketlerin binden fazla sayıya ulaşması..
Asgari ücretin bile yoksulluk sınırının yarısından az olmaması gerekirken; yani aylık 35 bin liradan az olmaması gerekirken üçte ikisinin altına kadar düşürülmesidir. Bu seviyeye düşmesinin nedeni de yabancı sermayenin çok artması ve bu şirketlerin üretimini yarı mamul olarak ithal edilen malların çoğunluğunun ülke dışına ihraç edilmesidir. Yani Türkiye halkı-işçileri yabancıların amelesi-kölesi haline getirilmiştir. Çünkü verilen asgari ücret ancak kölelik ihtiyaçlarını karşılayabilir.
Bu yaşadığımız ortam, Osmanlı İmparatorluğu halkının yaşam tarzına dönmüştür. Osmanlılarda Türkler köylü ve asker; azınlıklar esnaf ve tüccar idiler. Sistem de kapitülasyon ve Duyunu Umumiye idi.
Yaptığım hesaplara göre dolar kuru 50 TL. olmalıdır.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
