Güç sahipleri “her yan bizim” demek için insanları öldürüyor; yaşam alanlarını, doğal kaynakları yok ediyor, kirletiyor. Kötüler, değer tanımazlar; karşısında daha güçlü bir engel olmadığı sürece hep kötülüklerine devam edecekler gibi görünüyor.

Dünyada ve ülkemizde bu durumun örneklerini ne yazık ki çok sık yaşıyoruz.

Bazen kötülük bilinçli ve zarar verme amaçlı yapılabilirken, bazen farkında olmadan da yapılabiliyor.

Bazen kötülüğe maruz kalanlar, kötülüğün kendilerine etkisinin farkında bile olmayabiliyor.

Bazen de insanlar kötülüğü hayatın zorunlu, doğal bir parçası olarak algılayabiliyor.

Dolayısıyla kötü olanla mücadele ederken, kötülüğü tanımlamak ve farkındalık oluşturmak en önemli adım.

Bence başka bir canlının hayatını zorlaştıran, olumsuz etkileyen, düzenini bozan her şey kötülük. Günlük hayatımızda basit davranışlarla önleyebileceğimiz kötülüklerden birisi de çöplerin gelişigüzel atılması.

İnsanlar, yaşlısından gencine, bazen çevreyi kirletmeyi çok sıradan; hiç üzerine düşünmeden, refleks olarak yapabiliyor.

Öte yandan, toplanan çöpler uygun depolanmadığı için rüzgârla, suyla her yana taşınıyor.

Bazıları köpekleri dışkılayabilsin diye yürüyüşe çıkarıyor; aynı zamanda çocukların oyun alanı da olan yürüyüş yollarının etrafı köpek dışkısıyla kirletiliyor.

Gençlerin yoğun olduğu alanlarda sağa sola atılmış sigara izmaritlerinin her geçen gün arttığını görüyorum.

Çevrede çöp varlığı benim için sadece kötü görüntü değil. Benim için bu durum, insanın başkalarına duyarsızlığının, vurdumduymazlığının, insanlıktan uzaklaşıldığının göstergesi. Dolayısıyla yaşanılabilir bir çevre mücadelesi, kötülüklerle mücadelenin de bir parçası.

Size, anlayış ve yaklaşım farkı yönüyle çok değerli bulduğum bir örnek anlatmak istiyorum.

Geçenlerde Cameron adında, 27 yaşında, Türk vatandaşı olmayan bir gençle tanıştım. Biraz sıkılgan, çekingen, bulunduğu ortamda her işe yardım etme hassasiyeti gösteren sevimli genci tanımaktan çok mutlu oldum. Cameron, hiçbir zorlama olmadan, hatta beklenti olmadan, hatta atılmış çöplerin olduğu bir ortamda, sigarasını içtikten sonra cebinden bir kese çıkarıp sigara izmaritini keseye koyarak söndürdü ve kesesiyle beraber tekrar cebine koydu. Oysaki Türkiye’deydi; yerlere çöp atmak sıradandı, sigara izmaritini işaret parmağıyla vurarak fırlatmak modaydı.

Cameron’un örnek davranışı onu gözümde yüceltirken, “Bizim çocuklarımız neden bunu yapamıyor?” sorusunu tekrar düşündüm.

Güç sahibi olduğunu düşünenlerin gözüne kestirdiği ülkeleri bombalayıp/bombalatıp insanların evlerini başına yıktığı bir dünyada, etrafa çöp atmak çok hafif bir kötülük gibi görünse de arka plandaki düşünce aynı: “Benim isteklerim karşılansın, gerisine ne olursa olsun.”

Her ikisinde de kendinden başkasını umursamazlık, saygı yoksunluğu, bencillik, kötülük var.

Birisi “Çevre kirlense ne olacak?” diyor; belki etkilerinin farkında değil. Diğeri “İnsanlar ölsün, ülkeler batsın, ne olacak?” diyor.

Her türlü çevre kirliliğine karşı yaptırımlar uygulansın.

Dünya bizim evimiz! Çöplükte yaşamak/ölmek istemiyoruz!

Sağlıkla, umutla kalın…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.