6 Nisan 2026 Cumhuriyet Gazetesi – Mehmet Ali Güller

Günümüzün mandacılığı NATO’culuktur

“Türkiye’de devletin tersine toplumda ABD ve NATO karşıtlığı yüksektir. Böyle olduğu için de Amerikacılık ve NATO’culuk örtülü yapılır.

Bir de Türkiye’nin NATO’da kalmaya devam etmesine gerekçe üreten bir yaklaşım vardır. Bu kesimlerin son dönemde iki argüman geliştirdiği görülüyor: 1) “Türkiye, NATO’da kalarak NATO’dan korunmaktadır!” 2) “Türkiye NATO’da kalarak Güney Kıbrıs’ın NATO üyesi olmasını önlemektedir.”

NATO üyeliği Türkiye’nin elini bağlıyor

İlk argüman önemli, zira NATO’da kalmayı savunanların da artık kabul ettiği bir gerçekliktir, Türkiye’ye tehdidin NATO ülkelerinden geldiği.

Adını koyalım, o ülke ABD’dir. Ama Türkiye’nin NATO’da bulunmaya devam etmesi ne tehdidi ortadan kaldırıyor ne de argümanda iddia edildiği türden bir savunma sağlıyor.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD Türkiye’de darbeler yaptı(yaptırdı).

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD Türkiye’ye silah gösterdi; gemimizi, uçağımızı vurdu, askerlerimizin başına çuval geçirdi.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD, Türkiye’ye ambargo uyguladı, başka silah almayı engelledi, mevcut silahın mühimmatını da satmadı, parasını aldığı uçağa bile el koydu; ulusal silahlarımızı geciktirdi.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisini hedef almaktadır.

Ve en önemlisi: Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD, Türkiye’nin komşularını sıra sıra hedef alarak Türkiye’yi çevrelemektedir.

Peki, Türkiye bu çevrelemeyi NATO içinde kalarak önleyebiliyor mu? Tersine NATO üyeliği, Türkiye’nin ABD’ye karşı elini kolunu bağlıyor.  

Türkiye’nin neden NATO’da kalması gerektiğini savunanlar daha çok taktik düzeyde kazançlara işaret ediyorlar. Oysa 75 yılda, NATO üyeliği ile büyük stratejik kayıplar yaşadı(yaşadık).

NATO, demokrasi ve anayasal düzenin teminatı olarak resmedilir ama gerçekte ikisinin de katilidir.

NATO, Türk demokrasisini(Atatürk halkçılığını) biçti, solla mücadele üzerinden siyasal(gerici) İslamcılığın önünü açtı, aydınlarımızı katletti. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 15 Temmuz 2016’da anayasal düzenlerimizi kaldırmayı hedeflemiştir.

Ve en önemlisi NATO’culuk Türk bağımsızlıkçılığını vurdu, ( Osmanlıya Sevr’i kabul ettiren emperyalistlerine karşı verdiğimiz Kurtuluş savaşıyla) mazlum milletlere örnek olan antiemperyalist tutumunu tırpanladı.”

ABD’nin son 1990’dan sonra bölgemiz ve yakınlarda yaptığı savaşları gözden geçirirsek

  1. Afganistan savaşı (1979 – 1989): Sovyet yanlısı Afganistan liderinin suikast sonucu öldürülmesinden sonra Sovyetler Birliği askerleri müdahale etti ve savaş 1989’da ABD’nin müdahalesine kadar sürdü. Savaşlarda ABD 20 milyar dolar harcarken tahminlere göre 1 milyon 500 bin Afganlı öldüğü sanılıyor.    
  2. Birinci Körfez Savaşı (1990-1991)

Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ın 1 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesiyle başladı. ABD öncülüğünde Türkiye’nin de destek verdiği 40’ı aşkın ülkeden oluşan koalisyon “Çöl Fırtınası Harekâtı” ile 17 Ocak 1991’de Irak’a müdahale etti. Savaş, koalisyonun kesin zaferiyle ve Irak’ın Kuveyt’ten çekilmesiyle sona erdi.

  • 2003’te İkinci Irak-Hürmüz Savaşı: ABD-Birleşik Krallık liderliğindeki koalisyon güçlerinin Mart 2003’te Irak’ı işgaliyle başlayan süreçtir. Saddam Hüseyin rejimini devirenler 2011’e kadar işgale devam ettiler. Koalisyonda Avusturalya ve Polonya ‘da vardı. Bu süreçte Saddam Hüseyin öldürülmüştür.

2003 operasyonu, George W. Bush yönetimi tarafından “küresel terörle savaş” kapsamında değerlendirilmiştir. ABD ve İngiltere hükümetleri Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve bu silahların koalisyon ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin güvenliğini ciddi bir şekilde tehdit gerekçesiyle ve ama Birleşmiş Milletler Doğrulama ve Tehdit Komisyonu tarafından doğrulanmadığı halde…  Irak Devleti ve halkı ise hâlâ birlik olamadı, dirlik gösteremedi. 

  •  2.Irak Savaşı bitti Libya Savaşı başladı 2011’de.

Mart 2011’de Koalisyon devletleri tarafından Libya’ya müdahale kararı alınmıştır. Koalisyonda ABD, Fransa, İngiltere, Kanada ve diğer NATO ülkeleri vardır. Türkiye baştan karşı çıkmıştır ama sonra baskı yapılmasıyla destek vermiştir. Koalisyon, Libya lideri Muammer Kaddafi yönetimine karşı “ Birleşik Koruyucu Harekâtı” adlı askeri müdahaleyi başlattı. Uçuşa yasak bölge ve sivile koruma gerekçesiyle hava saldırıları düzenleyen koalisyon Kaddafi’nin devrilmesi ve öldürülmesiyle sonuçlanan süreci hızlandırdı; Arap Baharı adı altında.. Ve ulusal Geçiş Konseyi 23 Ekim 2011’de ülkenin kurtuluşunu ilan etti.

Savaşın diğer nedeni; uzun süren bir diktatörlük, muhaliflere şiddet, uluslararası izolasyon ve iç savaşın getirdiği kaos.

Suriye’de ise 2014 yılında iç savaş başladı ve 8 Aralık 2024’e kadar sürdü ve Başkan Beşşar Esad istifa etti, Rusya’ya sığındı.

  • 20 Şubat 2014’te Rusya – Ukrayna Savaşı başladı. Eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanıkoviç 21 Kasım 2013 tarihinde AB’yle Ortaklık Anlaşması imzalamaktan vazgeçmesi üzerine AB yanlısı-hükümet karşıtı gösterilerle başlayan “Meydan” olayları Ukrayna’da hükümet değişikliğine yol açmış ve başkan istifa etmiştir. Bundan sonra Avrupa ve ABD’nin dikkatleri Ukrayna ve Rusya üzerine yoğunlaşmış, silah ve ekonomik yardımlar yapılmıştır hala yapılmaktadır. Temel amaç Ukrayna’yı önce Avrupa Birliğine almak sonra NATO’ya ihtimalidir.. Volodamir Zelenskiy 2019 yılında düzenlenen seçimlerde yüzde 73,3 oyla başkan olmuştur. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise 2000 yılından beri başkandır. Demek ki, Rusya Avrupa Birliğine ve NATO’ya güvenmiyor. Nasıl güvensin? Onların son 150 yılda yaptıkları çok kötü örnekler olmuş ve büyük katliamlar yaratmıştır.
  • ABD’nin Venezüella çıkarması da göstermiştir ki ABD tarafından petrol kaynaklarına el konulmuştur. 
  • Son savaş İsrail ve ABD’nin İran’a karşı savaşıdır. Bu savaşın amacı İran’ın nükleer araçlardan arındırılması değil İran’ın petrol kaynaklarıdır.
  • ABD bu savaşlarla bölgelerin petrollerini ele geçirmiştir, geçirmiş olacaktır.   

Bölgemizde yaşanan tüm bu maddi yıkımlar ve halkların katliamları, NATO ortaklarının çıkarları için vardır. Türkiye Halkı bu yıkımlardan dolayı çok mutsuzdur. Acele olarak NATO’nun ve baş sorumlusu ABD’nin oyuncağı olmaktan kurtulmalıyız. Komşularımızın mutsuzluğu bizim de mutsuzluğumuzdur, acele komşularımızın mutluluğu bizim de mutluluğumuz olsun. Gelin Bağdat Paktı’nı yeniden kuralım.        


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.