Geçen haftalarda yaşadığımız olaylar  şiddet kavramını, nedenlerini, sonuçlarını tartışmamıza yol açmıştı.

Bu hafta da şiddetin üzerine eklenen başka durumları ele almak istiyorum.

Aslın da bu durumları ilk kez yaşamıyoruz. Ancak dozu o kadar arttı ki vicdanları yaralama boyutunu geçip öldürme noktasına geldi. Kötülükler de ki doz artışı vicdanları öldürür mü yoksa vicdanlar bu toksik durumlarla baş etmek için bir yöntem bulabilir mi göreceğiz.

Ben bu gün son günler de toprağına sahip çıkan köylülerin, çocuklarını kaybeden ailelerin, hakkını almak isteyen işçilerin karşı karşıya kaldığı muameleyi sorguluyorum.

Neler yaşandığını haberleri takip eden herkes az çok görüyor. Yıllar önce  kayboldu diye aranıp bulunamayan, intihar etti denen genç kızın  öldürüldüğü ve cinayetin verilerinin kamu görevlilerinin iş birliğiyle yok edildiği altı yıl sonra ortaya çıktı..

Ailesinin kayıp ihbarı yaptığı diğer bir genç kızın cesedi günler sonra gölde bulundu. Yetkililer intihar etmiş olabileceğini açıkladılar, Kızının hayallerini çok iyi bilen babanın ısrarı ve Baroların desteğiyle olayın üzerine gidildiğin de genç kızın cinsel saldırıya uğramış olabileceğini gösteren veriler açıklandı. Ancak hala olayın faillerine yönelik sonuçlar yok. Kapalı kameralar, net açıklanmayan adli tıp raporu, tehdit edilen bir baba var. Çaresiz baba hala faillerin bulunması için mücadele veriyor.

Bu iki genç kız ailelerinin umuduydu. Aileler güzel umutlarını kaybettiler. Yeni umutları Adalet. İstekleri; çocuklarının cesedinin bulunması ve çocuklarına saldıran, katleden kişinin ve destekçilerinin cezalandırılması.

Diğer ailenin umudu; umutlarını yok edenlerin bulunarak cezalandırılması. Vicdanı olan her insanı derinden etkileyen bu olayları faillerinin bulunması için bu acılı ailelerin bu kadar zorlaması, her kapıyı aşındırması mı gerekiyor. Topluma mal olmuş bu olaylar aydınlatılmazsa insanlar kime, nasıl güvenecek. Ailelere hatta toplumumuza yaşatılan durumun adı nedir?

Diğer olay ödenmeyen maaşlarını almak için Ankara ya gelen işçilerin maruz kaldığı muamele.

Sadece çalıştığımızın karşılığı olan parayı istiyoruz diyen, seslerini yetkililere duyurarak devletimizden yardım isteyen işçilerin maruz kaldıkları, şiddet, engellemeler nedir?

İkiz köy de toprağını ağaçlarını korumak için çaba gösteren insanların yaşadıkları, toprağına bağlı bir genç kız, Esra Işık’ın, aslında hepimizin maruz kaldığı bu durumun adı nedir?

Bu durumları tanımlamak için kullanılacak en güzel sözcük ZULÜM!!!

Zulüm, en genel tanımıyla adalete aykırı davranma, haksızlık etme, hakkı sahibine vermeme, eziyet ve işkence etme anlamlarına gelir. Kelime kökeni olarak “bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak” (adaletin zıttı) manasını taşır ve güç kullanarak hukuk/vicdan sınırlarını aşmayı ifade eder.

“Hakkı yerine getirmemek”, Haksızlık yapmak” demektir. Yapana da ZALİM denir.

Zulüm yalnızca direk maruz kalanı değil. gören, duyan ,okuyan her insanı etkileyen; vicdanlarda hasar oluşturan, ahlaki erozyon, huzursuzluk, öfke, şiddet, depresyon gibi sosyal, psikolojik pek çok soruna ve yeni zalimlerin  de ortaya çıkmasına yol açan bir durumdur.

Yunus Emre der ki “Zulüm ile âbâd olanın âkıbeti berbâd olur’’Pek çok medeniyetin beşiği olan bu toprakların çocukları elbette bu sözün ne anlama geldiğini ve doğruluğunu bilir.

Dileğim toplumumuzun bizi İnsanlığımızdan utandıran olayların farkında olması ve kanıksamamasıdır.

Sağlıkla umutla kalın     


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.