Susma Yazarımız Hüsamettin Ayvacı, toplumdaki ahlaki çürümeyi felsefi ve ekonomik bir mercek altına aldı: “Erdem, vicdan ve bilinç pazara düştü; ahlaksızlık artık bir kural haline mi geldi?”

Ahlak Bilgiyle Başlar, Cehaletle Çürür

Yazısında ahlakı, “bireyin iç dünyasındaki karakterin dışa yansıması” olarak tanımlayan Ayvacı, Sokrates’in binlerce yıllık öğretisine atıf yapıyor. Sokrates’e göre iyilik bilginin, kötülük ise cehaletin ürünüdür. Ancak günümüzde bu “bilgi” ve “ruh bakımı”, yerini maddi kazanımlara bırakmış durumda.

“Piyasa Ekonomisi” mi, “Sistemli Sömürü” mü?

Ayvacı, kapitalizmin sadece bir ekonomik model değil, her şeyi metalaştıran bir “öğütücü” olduğunu vurguluyor. Karl Marx’ın 150 yıl önceki öngörüsüne dikkat çeken yazar, erdemin, duygunun ve bilincin bile ticaret konusu haline geldiği bir “evrensel kokuşma” döneminden geçtiğimizi ifade ediyor.

“Eskiden ticaret konusu olmayan erdem, bilgi ve vicdan artık pazarda alınıp satılıyor. Hâlâ satılmayan bir şey kaldı mı?”

Ahlaksızlık Neden “Kural” Oldu?

Fikret Başkaya’nın “Kapitalizmde ahlak istisna, ahlaksızlık kuraldır” sözüyle sarsıcı bir tespitte bulunan Ayvacı, sistemin dilde başladığını belirtiyor:

  • “Sömürü, yağma ve talan” dememek için sistemin adı “piyasa” olarak maskeleniyor.
  • İnsan emeği, su, toprak ve hatta insan organları birer “meta” (mal) kategorisine indirgeniyor.
  • Bu büyük çöküş; topluma “ilerleme” ve “çağdaşlaşma” ambalajıyla sunuluyor.

Sonuç: Bir “Mataş” Olarak Sunulan Kepazelik

Ayvacı’ya göre, insan emeğinin ve doğanın paralı hale geldiği bir düzende, ahlaki yozlaşma tesadüf değil, sistemin doğal bir sonucu. Dünyanın büyük bir kısmını kuşatan bu “kör gidiş”, canlı yaşamını yok ederken ruhsal bir çürümeyi de beraberinde getiriyor.


Editörün Notu: Hüsamettin Ayvacı, bu yazısıyla bizi aynaya bakmaya zorluyor: Sorgulanmayan bir hayat, gerçekten yaşamaya değer mi?

Yazarın yazısını okumak için


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.