Çok uzun zamandır devam tek adam rejiminin hukuk dışı baskıları, yargının siyasallaşması ve artarak devam eden operasyonlar ülkemizde demokrasinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.
AKP iktidarıyla rafa kaldırılan anayasal haklar, halkı nefes alamaz duruma getiren ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle toplumun çok büyük bir kesimi mutsuz ve mağdur.
Bu mağduriyetin giderilmesi için çaba gösterme bir yana var olan hak ve özgürlükleri de elimizden almaya çalışan iktidar, kaybettiği halk desteği nedeniyle yeniden sandıkla iktidar olamayacağını anlayınca sandıksız bir demokrasi aramaya koyuldu.
Son yerel seçimlerde kazandığı başarılarla Türkiye’nin 1.partisi konumuna gelen CHP’yi istediği tür bir muhalefet partisi yapamayınca önce içerisini karıştırmaya daha sonra da başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimleri kuşatmaya, etkisiz ve yetkisiz hale getirmeye yönelik hukuk dışı uygulamalara başladı.
Tüm bu baskı ve yıldırmalara karşın yönetim kadrosuna geri adım attıramayınca içine yerleştirdiği Truva atlarını harekete geçirerek CHP’yi bölme, parçalama, daha olmadı kapatmaya kadar gidecek bir süreci başlattı.
Aylardır tartıştığımız mutlak butlan gibi ucube bir kararla eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve etrafındaki çıkarcı güruhla resmen CHP’ye çöktüler.
Hukuki tartışmaları sürdürmenin bir anlamı yok.
Yapılan her şeyin siyasi olduğu, iktidar eliyle bütünüyle siyasallaşmış yargı marifetiyle CHP’nin meşru yönetiminin katılamayacağı bir baskın seçimle iktidarını sürdürmek isteyen saray yönetimi en kullanışlı aparatlar eliyle CHP’nin içini boşaltarak arzuladığı muhalefeti oluşturma gayreti içinde.
Ancak siyaset tarihine baktığımızda miadını dolduran, halk desteğini yitiren hiçbir iktidarın; halka rağmen halkı yönetemediğinin örnekleriyle dolu olduğunu görürüz.
23 yıldır uyguladıkları halk karşıtı uygulamalar ve sömürü düzenini sürdürebilmek için yarattıkları korku iklimi de yıkıldı.
Gece yarısı operasyonları, göz altıları, tutuklamaları kanıksayan halk artık “bıçak kemiğe dayandı” “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! “demeye başladı.
On yıldan fazla bir zamandır haksız, hukuksuz yere cezaevinde tuttukları Kürt siyasi lideri Selahattin Demirtaş, Gezi sanıkları, Osman Kavala, son dönem içeri alınan belediye başkanları ve siyasileri teslim alamayan iktidar için en korkutucu olanı korku eşiğinin aşılmasıydı.
Yaşama dair ne hayalleri ne diploma beklentileri kalmayan gençleri de susturamadılar.
Saraçhanede başlayan direniş dalga dalga tüm yurda dağıldı ve gençlerle birlikte hakları gasp edilen işçiler, memurlar, emekliler, topraklarına el konulan köylüler bu kötü gidişe dur deme ihtiyacı duydular.
Ne yaptılarsa olmadı.
Şiddet ve baskı arttıkça muhalefet kenetlendi, halk sokağa çıktı ve demokratik itiraz hakkını kullanmaya başladı.
Hangi yöntemle, ne zaman yapılırsa yapılsın, demokratik bir seçimle kazanamayacağını anlayan iktidar, anlaşılan o ki elindeki gücü kaptırmamak için her yola başvuracak.
Nasıl suça ortak ettikleri yerel yöneticileri korku ve şantajla partilerine kattılarsa,
Adı sanı belli olmayan gizli tanık ve itirafçılarla içi boş iddianameler hazırlayarak bir dolu insanı cezaevlerine koydularsa,
Bu hukuksuz işlemlere karşı çıkan çok az yargı mensubunu sürgünlere gönderdilerse,
Yapılan bu haksız uygulamaları kamuoyunu bilgilendirmek için haber yapan gazetecileri tutukladılarsa,
Yarın Özgür Özel dahil bir dolu milletvekilinin dokunulmazlıklarını kaldırıp cezaevine atabilirler.
Yargıtay aşamasındaki dosyayı geciktirerek CHP’nin seçimlere katılmasını engelleyebilirler.
Hele de ellerinde bu işler için kullanabilecekleri Kılıçdaroğlu ve ekibi gibi işbirlikçiler olduktan sonra!..
Tüm bu değerlendirmeler sonucunda görülen o ki, tehlikede olan yalnızca CHP değil, bu iktidara karşı olan toplumsal muhalefetin hepsi ve daha da önemlisi demokrasi.
Ancak bazan temeli olmayan yapay krizlerden çok önemli fırsatlar da doğar.
Önemli olan bu krizi fırsata dönüştürecek halk iradesini örgütleyebilmek.
Kim ne derse desin; Özgür Özel şu ana kadar bu süreci fedakarca, inanç ve kararlılıkla çok iyi yönetti.
Tüm baskılara, kuşatılmışlığa ve Truva atlarının ihanetlerine karşın bu mücadele CHP içerisinden Özgür Özel gibi bir lider çıkardı.
Artık gün, oluşturulacak bir bütünleşik muhalefetle özgürlüğümüze, onurumuza ,geleceğimize yönelik saldırılara karşı birlikte mücadele etme günüdür.
Hep söylediğimiz gibi;
“Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”
Unutmayın karanlığın en yoğun olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu zamandır.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
