Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) son dönemde hem iç dinamikleri hem de siyasetindeki hamleleriyle oldukça hareketli bir süreçten geçiyor.

Parti içindeki güç dengeleri, kurultay tartışmaları ve erken seçim stratejileri gündemin ana başlıklarını oluşturuyor.

Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetimi, özellikle ekonomik krizi ve hayat pahalılığını merkeze alan yoğun bir miting ve saha çalışması yürütüyor. Parti tabandan gelen talepler ve ekonomik göstergeler doğrultusunda erken seçim söylemini giderek daha yüksek sesle dillendirmeye başladı.

Geçim yoksa seçim var.” Mottosuyla, iktidarı erken seçime zorlayacak toplumsal bir dalga yaratılmak isteniyor.

Parti içi dengeleri kısaca değerlendirmek gerekirse; mevcut genel merkez yönetimi, yerel seçim başarılarının getirdiği meşruiyetle parti tabanını konsolide etmeye ve iktidar alternatifi olarak konumlandırmaya çalışıyor.

Bir diğer önemli güç odağı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun parti genel merkeziyle koordinasyonu ve geleceğe yönelik cumhurbaşkanlığı/liderlik projeksiyonları, parti içindeki en önemli güç merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın halk nezdindeki yüksek popülaritesi ve parti politikalarındaki dengeli duruşu onu hem bir denge unsuru hem de potansiyel adaylık tartışmalarında kilit bir isim yapıyor.

Böylesine hassas dengelerin olduğu CHP’yi 1.nci parti konumuna getiren Özgür Özel hiç kimsenin tahmin edemeyeceği ölçüde süreci çok iyi yönettiği gibi Türkiye’de örneğine pek rastlamadığımız bir liderlik örneği sergilemiştir.

İktidarın çok yönlü saldırıları ve bunlar yetmeyince partiyi içeriden parçalama çabalarına rağmen müthiş bir enerji ve kararlılıkla parti içerisindeki hakimiyetini artıran Özgür Özel büyük olasılıkla yeni bir parti ve yeni heyecanlar oluşturarak mevcut iktidarın kabusu haline gelecek.

AKP ve Erdoğan’ın iktidarını sürdürebilmek adına can simidi gibi sarıldığı Kemal Kılıçdaroğlu projesi de görülen o ki toplumda yeterli ilgi ve karşılığı bulmadı.

Son çıktığı Tv programında gerçek yüzü ortaya çıkan ve iktidarla yaptığı iş birliğini saklayamayan Kılıçdaroğlu’nun sağlı sollu saldırıları da görülen o ki, Özgür Özel ve ekibini daha çok motive etti.

Özgür özel ve ekibinin bu engellenemez yükselişi karşısında şaşkına dönen iktidar daha çok saldırgan bir tutum sergilemeye başladı.

Giderek tüm oyunları bozulan iktidar anlaşılan o ki elindeki kozlar boşa çıktıkça daha saldırgan bir tavır sergileyecek gibi görünüyor.

Özgür Özel ekibinde ise “partiyi bunlara bırakma” feryatları yerini “yeni parti şart” talebine bırakmaya başladı.

Yeni bir partide siyaset, eğer sadece “küskünlerin veya tasfiye edilenlerin sığınağı” olarak tasarlanırsa tabela partisi olmaktan öteye gidemez.

Ancak mevcut hukuki ve siyasi kriz nedeniyle “meşruiyetini sokaktan ve delegeden alan, toplumsal bir direniş ve inşa hareketinin yeni adresi” olarak kurgulanırsa, seçmen o çatıyı hızla sahiplenebilir.

Yeni bir partide siyaset yapmak sadece mümkün değil, eğer mevcut yapılar tamamen felç edilirse, muhalif enerjiyi ayakta tutmanın tek yasal formülü haline gelebilir. Ancak bu, çok güçlü bir toplumsal rüzgar ve kusursuz bir zamanlama gerektiriyor.

Muhalif seçmende çok güçlü bir “bölünerek zayıflama” korkusu var. Geçmişteki Memleket Partisi ve Zafer Partisi gibi kopuş deneyimleri, ana gövdeyi tam anlamıyla ikame edemedi.

Seçmen, yeni kurulan partiyi “iktidara yarayan bir hamle” olarak kodlarsa, o yapı daha doğmadan marjinalleşebilir.

Yeni bir partide siyaset, eğer sadece” küskünlerin veya tasfiye edilenlerin sığınağı” olarak tasarlanırsa tabela partisi olmaktan öteye gidemez. Ancak mevcut hukuki ve siyasi kriz nedeniyle “meşruiyetini sokaktan ve delegeden alan, toplumsal bir direniş ve inşa hareketinin yeni adresi” olarak kurgulanırsa, seçmen o çatıyı hızla sahiplenebilir.

Yani yeni bir partide siyaset yapmak sadece mümkün değil, eğer mevcut yapılar tamamen felç edilirse, muhalif enerjiyi ayakta tutmanın tek yasal formülü haline gelebilir. Ancak bu, çok güçlü bir toplumsal rüzgar ve kusursuz bir zamanlama gerektiriyor.

İktidarın tüm baskı ve saldırılarına, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin ihanete varan engellemelerine karşın süreci şu ana kadar kusursuz yöneten Özgür Özel ve ekibi büyük olasılıkla tüm zorlamalarına karşın Kılıçdaroğlu ekibini bir erken seçime zorlayamazsa zorunlu olarak yeni bir siyasal oluşum ya da mevcut bir partiye entegre olarak mücadeleyi sürdürecek.

Gerek içeride giderek büyüyen ekonomik ve siyasal kriz gerekse dünyada yaşanan politik gelişmeler ülkemizde bir iktidar değişikliğini zorunlu hale getiriyor.

Mevcut AKP iktidarının Kılıçdaroğlu oyunu da boşa çıkınca öyle sanıyorum daha çok baskı, daha sert önlemlerle muhalefetin önlenemez yükselişine engel olmaya çalışacaklar.

Ama toplumsal muhalefetin bu önlemez yükselişi karşısında iktidarın da yapacak pek bir şeyi kalmadı. Görünen o ki bıçak kemiğe dayandı ve toplumsal bir dönüşüm ve iktidar değişikliği kaçınılmaz hale geldi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.