Kalemden çizgiye Aydınlık bir miras
20 Haziran 2026 Cumhuriyet Gazetesi
Gazetemiz başyazarı İlhan Selçuk’u ve çizerimiz Turhan Selçuk’u yitirişimizin 16. yılı
“2008’de 83 yaşındayken FETÖ kumpaslarından Ergenekon davası kapsamında evi basılan, sabaha karşı 04.30’da gözaltına alınan Selçuk’un gazetemizdeki odası da arandı. Okurlarımızın yalnız bırakmadığı Selçuk, daha sonra serbest bırakıldı. Yaklaşık yarım asır Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Selçuk yaşamına 15 kitap sığdırdı. Aradan 16 yıl geçmesine karşın yazdığı yazıları, kamuoyunu aydınlatmayı hâlâ sürdürüyor.”
Tüm gençliğimizden başlayarak İlhan Selçuk ve peşinden giden yazarları izliyor ve yazılarını okuyoruz. Bize çok güzel dersler verdiler. Bize çalışkanlığı, okumayı, vatanseverliği, özgürlüğü, bağımsızlığı, vatandaş severliği ve saygıyı öğrettiler. Bizler de onların ve öğretmenlerimizin ilkelerini en yüksek şekilde ayakta tutmaya, yaşatmaya çalışıyoruz, çalışacağız. Tüm aynı yolun yolcularından Uğur Mumcuları, Muammer Aksoyları, Bahriye Üçokları ve Ahmet Taner Kışlaları da unutmayacağız, unutturmayacağız. Işıklar içinde uyusunlar.
O Film Gerçek Olsa
Özgün Utku, CHP İzmir İl Kadın Kolları Eski Başkanı
“ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Nisan ayında Antalya Diploması Formunda Ortadoğu’da demokrasilerin başarısız olduğunu iddia etti. “Ya müşfik monarşiler ya da bir çeşit monarşik cumhuriyetler başarılı oldu, kalan her şey soldu ve buhar oldu” dedi. (Hâlbuki tüm demokrasi girişimlerini ABD ve diğer emperyalistler engellemeye çalıştı, çalışıyor) Yani, ABD Ortadoğu’da halkların karar mekanizmalarında sözü olacağı demokrasiyi değil monarşi istiyor.
Tump, son olarak damadının Arnavutluk’la ilgili hayallerinin, Arnavutluk halkının karşı oluşuyla nasıl kâbusa döndüğünü yaşadı ve gördü. Demokraside halk ne yapar, monarşide başına ne gelir, biz de öğrendik. Tom Barrack, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun bu konuda aynı cümleleri kurması size de aynı başlıkla çıkan yandaş basını hatırlatıyor mu?”
Demek ki demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden vazgeçeceğiz. Bunun için bizi bekleyen yönetim biçimini ortaya koyup sorgulamamız gerekir öncelikle. Bu sistemi anlamak için Osmanlı’nın son yüzyılını da öğrenip, anlayıp, bugün ve geleceğin eğitimini de sorgulamak gerekir. Sorgulayalım, anlamaya çalışalım bakalım!..
Osmanlı’da eğitim sistemi (internetten)
Osmanlı devletinde halkın 1907-1908 ve 1920 yıllarında okuryazarlık oranı genel nüfus genelinde yaklaşık % 15 ile % 20 seviyelerindeydi. Eğitim sistemi; geleneksel mahalle mektepleri, din merkezli medreseler, ve Tanzimat ile açılan modern okullar olarak ikiye bölünmüştü. Halkın büyük çoğunluğu okuma-yazma bilmiyordu.
Eğitim kurumları
Memur yetiştirmek amaçlı eğitim kurumları Enderun, Kuranı Tefsir, hadis, kelam gibi dersler, edebiyat, şiir, dil bilgisi, Arpça, Farsça, matematik, coğrafya ve mantık dersleri.
Ana madde: Acemi Ocağı, Acemi Oğlanlar Ocağı, Enderun için öğrenciler ve başta piyade bölümü için, kapıkulu ordusu için kurulmuş ocaklar. Gayrimüslim halktan özelikle Balkanlardan 8-18 yaş arasında çocuk ve gençlerin devşirme alındığı Acemi Ocağı’nda çoğunlukla asker ve bazen de saraya bürokrat yetiştirilirdi.
Mektebi Mülkiye
Sivil yönetici sınıfı yetiştirmek amacıyla açılmış okuldur. 1859’da kurulmuş, Cumhuriyet devrinde Ankara’ya taşınmıştır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne dönüşmüş ve eğitimini sürdürmektedir. İktisat, işletme, maliye, uluslararası ilişkiler, çalışma ekonomisi, kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanında Darülmasıf (devlete memur yetiştirme). Mektebi Osmani(Fransızca eğitimi okulu) 1868’de açıldı, 1874’te kapatıldı. Çünkü mali yükü çoktu.
Lisan mektebi de 1866’da açılıyor 1892’de kapanıyor. Amaç, yabancı dil bilen memur yetiştirmek.
Medreseler, Kuran okuma, Darülfünun-Avrupa Üniversitesi, Darülşafaka ( yetim çocuklarının okulu), Darülmuavinilat, ilk ve orta öğretim kız okullarına öğretmen yetiştirme okulu.
Azınlıkların(Ermeniler, Rumlar ve Museviler) okullaşma ve eğitim seviyesi oldukça yüksekti. Eğitim için İstanbul’a ve Avrupa’ya gidiyorlardı. 19.yüzyıl sonlarında Osmanlı İmparatorluğu genelinde 6.400’den fazla gayrimüslim ve yabancı okulu vardı. 1910 sonrası savaşlarla azalsa da güçlerini sürdürmeye çalıştırlar. Bu okullarda din, modern bilimler, yabancı diller (Fransızca, İngilizce ve Almanca) ve mesleki eğitim veriliyordu.
Almanya’da 1910 yılında eğitim düzeyi
1910 yılında Almanya, Prusya ekolünden gelen, okuma yazma oranının çok yüksek olduğu( % 88) ve sanayileşmeye paralel mesleki eğitime ağırlık veren oldukça katı, kademeli ve disiplinli Prusya eğitim sistemine sahipti.
Bu dönemde eğitim sisteminin temel özellikleri şu şekildeydi:
. Zorunlu eğitim: Halkın genel eğitimi için 5-14 yaş arası zorunlu temel eğitim yaygındı.
. Sosyal Mesleki Ayrım: İlkokuldan sonra çocuklar yeteneklerine ve sosyal sınıflarına göre ayrılırdı. İşçi sınıfı mesleki eğitime yönelirken, elit kesim daha akademik okullara giderdi.
. Okullarda düzenleme: 1910 yılında (Realschule) ortaokul yapısında bir düzenlemeye gidilerek genel eğitim yanı sıra meslek seçimine odaklanan 4 yeni öğretim programı oluşturuldu.
. Kız öğrenciler için dönüm noktası: Kızlar 1908’e kadar akademik liselere kabul edilmezken, Prusya üniversitelerine ancak 1910 yılında kabul edildiler.
. Alternatif Eğitim Akımları: Tam da bu dönemde (1910) ezberci eğitime tepki olarak Almanya’da ilk kırsal okul olan ilerici Odenwaldschule kuruldu.”
Osmanlı’nın son yüzyılında başka gelişmeler de olmuş. Önce Fransız Kapitülasyonları sonra tüm Avrupa devletlerinin Düyunu Umumiye anlaşmaları ve Galata Bankerleri devreye girmiş ekonomik soygun için.
1910 yılı sonuna kadar Avrupa Osmanlının 5 katı yükseklikte eğitim seviyesine ulaşırken Osmanlı yüzde 15-20’lerde bir seviyeye ulaşmış. Bir de yüzde 10 sorunu var. Şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda okuma yazma eğitim seviyesinin yüzde 10 olarak biliyorduk. Demek ki 1910 yılındaki yüzde 15-20 olması azınlıkların çok yüksek seviyede okuma yazma bilmeleri, 1923 yılında Türkiye’de kalanların ise yüzde 10 olmasıdır, çünkü Ermeniler ve Rumlar Anadolu’yu terk etmişlerdi.
Demek ki emperyalizmin amacı(ABD’nin) Türk halkının eğitimini çok düşük seviyeye düşürmektir. Yapay zekâ da gelirse bu çok kolay olacaktır(!) Ve hükumetten bu konuda hiçbir yanıt çıkmadı.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
