“Küresel Alt-Emperyalist Sıkışma, Ulusal Sermaye Krizi, Zonguldak’ın Yalnızlaşan Emek Cephesi ve Siyasette ‘Butlan’ Kırılması”

YÖNETİCİ ÖZETİ

Küresel ölçekte Ortadoğu merkezli jeopolitik çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri abluka riskleri petrol fiyatlarını tırmandırırken, küresel sanayinin devleri maliyet baskısı ve dönüşüm kriziyle boğuşmaktadır. Almanya otomotiv devlerinin küçülme ve üretim merkezlerini kaydırma kararları, küresel imalat sanayiindeki ivme kaybının somut bir yansımasıdır.

Emek Araştırmaları Vakfı (EMAR) tarafından yayımlanan Prof. Dr. Bülent Gökay’ın “21. Yüzyılda Türkiye’nin Stratejik Özerklik Arayışı: Orta Doğu ve Afrika’da Alt-Emperyalist Rolünü Yönlendirmesi” başlıklı makalesinde ortaya konan Marksist ekonomi-politik çerçeve, ulusal ve bölgesel tabloyu okumak açısından stratejik bir anahtar sunmaktadır. Türkiye, bir yandan “bağımlı finansallaşma” ve aşırı birikim krizleriyle kârlılık rasyoları eriyen bir sanayi yapısına sahipken; diğer yandan “stratejik özerklik” söylemi altında Afrika, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da sermaye ihracı, savunma sanayii ve askeri güç aktarımıyla “alt-emperyalist” bir rol üstlenmektedir.

Bölgesel ölçekte Zonguldak, Filyos Limanı merkezli “Yeşil Liman” (Green Port) konsepti, Marmara’nın sanayi yükünü üstlenme hedefi ve Eskipazar OSB entegrasyonuyla küresel değer zincirlerine eklemlenmeye çalışmaktadır. Buna karşın, kentin ana damarı olan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve kamu madenciliği, GMİS Kozlu Şube Kongresi’nde belirginleştiği üzere, tabandan kopuk ve salon bürokrasisine hapsolmuş bir sendikal çizgi nedeniyle yalnızlaştırılmaktadır.

Tüm bu ekonomik ve sınıfsal denkleme ek olarak, CHP Genel Merkezi’nde patlak veren “mutlak butlan” kararı ve Zonguldak örgütlerinin sokaktaki “23 Nisan Başkanı olmayız” resti, muhalefet tabanında derin bir yarılma yaratmıştır. Yavuzyılmaz’ın telaffuz ettiği “Yeni Parti” seçeneği, önümüzdeki dönemde yerel siyasi haritayı ve emek cephesinin siyasal kanadını kökten dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.

1. Küresel Veya Mekânsal Çerçeve: Çok Kutuplu Dünya Ve Alt-Emperyalizm (EMAR / Prof. Bülent Gökay Tezleri)

EMAR (Emek Araştırmaları Vakfı) tarafından yayımlanan ve Prof. Bülent Gökay imzasını taşıyan analiz, Türkiye’nin günümüz küresel kapitalist hiyerarşisindeki yerini Ruy Mauro Marini ve David Harvey’in kuramsal mirasından yararlanarak açıklamaktadır:

Marini ve “Alt-Emperyalizm” Kavramı

  • Görece Özerk Yayılmacılık: Alt-emperyalist devletler, bir yandan küresel emperyalist/finansal sisteme “bağımlı” kalmaya devam ederken, diğer yandan kendi hinterlandlarında “görece özerk” yayılmacı ve hegemonik politikalar izlerler.
  • Süper Sömürü ve Değer Transferi: Alt-emperyalist merkezler, hem kendi işçi sınıfının üzerindeki baskıyı artırarak (süper sömürü) hem de çevre ülkelerden değer/kaynak transferi sağlayarak fazla sermayelerini kârlı kılmaya çalışırlar.
[Küresel Kapitalist Hiyerarşi ve Değer Transferi]
 
1. KATMAN: Küresel Emperyalist Merkezler (ABD, AB)
      ▲ (Finansal / Spekülatif Bağımlılık & Değer Aktarımı)
2. KATMAN: Alt-Emperyalist Güçler (Türkiye, Brezilya, Güney Afrika)
      ▲ (Sermaye İhracı, Müteahhitlik, Askeri Üsler, Süper Sömürü)
3. KATMAN: Bağımlı Çevre / Yoksullaştırılmış Ülkeler (Somali, Libya, Irak vb.)

David Harvey’in “Mekânsal-Zamansal Çözüm” Tezi ve Türkiye

  • Sermayenin Aşırı Birikim Krizi: Türkiye’de iç pazarda kârlı biçimde değerlendirilemeyen fazla sermaye; altyapı projeleri, doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) ve savunma sanayii ihracatı aracılığıyla dışarıya yönlendirilmektedir.
  • Afro-Avrasya Açılımı: Türkiye’nin Afrika’daki DYY hacminin 6-10 milyar dolara yaklaşması, 18’den fazla Afrika ülkesine İHA/SİHA ve askeri teçhizat satması, Mogadişu ve Katar’daki askeri üsleri, TİKA/Maarif Vakfı gibi yumuşak güç araçları ve Mithat Yenigün’ün ifade ettiği “Libya’da 50 milyar dolarlık inşaat pazarı” iştahı, Türk sermayesinin aşırı birikim krizine aradığı “mekânsal-zamansal çözümlerdir” (spatio-temporal fix).
  • Çelişki ve Kırılganlık: EMAR analizinin vurguladığı üzere, bu alt-emperyalist genişleme kapitalizmin içsel çelişkilerini ortadan kaldırmaz; yalnızca krizleri yeni coğrafyalara ve geleceğe erteler. İçeride otoriter neoliberalizm ve mali kriz derinleşirken, dışarıda agresif jeopolitik riskler tırmanmaktadır.

Küresel Jeopolitik Krizler ve Enerji Şoku

  • Hürmüz Boğazı ve Petrol: ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri ablation etkisiyle Brent petrol %16 artışla 86,72 dolara tırmanmıştır. OPEC, 2026 talep artışı beklentisini düşürmüştür.
  • Alman Sanayisinde Deprem: Volkswagen’in 100 bin çalışanı işten çıkarma kararı, yüksek enerji ve iş gücü maliyetleri altında ezilen Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü kaybettiğini göstermektedir.
  • Örtülü Ticaret Savaşları: Türkiye’nin Ukrayna ile STA’yı onaylaması ve Fidan’ın Kiev ziyareti sonrası Rusya’nın Türkiye’den 5 meyve ihracatçısı firmaya kısıtlama getirmesi, küresel ticaret diplomasisindeki örtülü gerilimlerin bir sonucudur.

2. Türkiye Ekonomisi: Eriyen Kârlılık, Sermaye İhracı Ve Alım Gücü Krizi

Sanayi Devlerinin Erimesi ve Dışa Açılım Zorunluluğu

  • 10 Yıllık Düşüş: Zayıf işletme sermayesi ve kur-maliyet makası, sanayi devlerinin kârlılık rasyolarını eritmiştir. Satış kârlılığı %3,4’e, aktif kârlılığı %2,9’a ve özkaynak kârlılığı %6’ya kadar gerilemiştir. İç pazardaki bu daralma, Koç, Sabancı, Yıldız, Çalık gibi dev grupları ve “Anadolu Kaplanları” olarak anılan sermayeyi yurt dışına sermaye ihraç etmeye zorlamaktadır.
  • Halka Arz Piyasasında Doyum: SPK’nın sıkıştırılmış arz takvimi ve çoklu şirket onayları, Borsa İstanbul’daki tavan serisi eğilimini sonlandırmıştır.

İstihdam Raporu ve Enflasyon Tahribatı

  • Üretim Sektörlerinde Kan Kaybı: TÜİK Mayıs 2026 verileri, toplam ücretli çalışan sayısı yıllık %0,5 artmış görünse de sanayi üretimi ve madencilikte istihdamın gerilediğini belgelemektedir. Sanayide %3,2, imalatta %3,4, madencilikte %2,6 istihdam kaybı yaşanmaktadır.
  • Alım Gücü Kaybı: Yüksek enflasyon neticesinde emisyon yapısı tamamen bozulmuş, Haziran 2026 itibarıyla 200 TL’lik banknotların toplam banknot tutarındaki payı %90’a yaklaşmıştır.
  • Üretim Maliyetleri: YD-ÜFE yıllık %30,33 artarken, Tarım-GFE %36,65 (Gübrede %63,56) artış göstermiştir.
[Türkiye Ücretli Çalışan Değişimi - Mayıs 2026 (Yıllık %)]
------------------------------------------------------
Sanayi Sektörü Toplamı   : -%3,2  ▼
  └─ İmalat              : -%3,4  ▼
  └─ Madencilik          : -%2,6  ▼
İnşaat Sektörü           : +%1,2  ▲
Ticaret ve Hizmetler     : +%2,3  ▲
------------------------------------------------------

Maliye ve Bütçe Politikaları

  • Bütçede Bayram Tatili İllüzyonu: Haziran ayında merkezi bütçe 114,2 milyar TL fazla verse de bu durum ertelemeli vergi tahsilatından kaynaklanmıştır. Yılın ilk yarısındaki bütçe açığı 942,8 milyar TL seviyesindedir.
  • Meclis Düzenlemeleri: Torba teklifle en düşük emekli aylığı 23.552 TL’ye çıkarılmakta, nükleer santral yatırımlarına 20 yıllık vergi muafiyetleri ve binek araçlara çekiş sistemine göre vergilendirme yetkisi getirilmektedir.

3. Batı Karadeniz Bölgesel Dinamikleri Ve Filyos “Yeşil Liman” Vizyonu

BAKKA ve Bölgesel Kalkınma Arayışları

Devrek BastonPark’ta Bartın Valisi Dr. Nurtaç Arslan başkanlığında toplanan BAKKA Yönetim Kurulu; Zonguldak, Bartın ve Karabük illerini kapsayan mali ve teknik destek programlarını karara bağlamıştır.

Filyos Limanı Sempozyumu: Marmara’nın Alternatifi ve Yeşil Dönüşüm

ZTSO ev sahipliğinde ve TPAO / TP-OTC iş birliğinde gerçekleştirilen “Filyos Limanıyla Lojistikte Yeni Ufuklar Sempozyumu”, Batı Karadeniz’in uluslararası değer zincirlerine eklemlenme stratejisini ortaya koymuştur:

  • Marmara Sıkışıklığına Çözüm: ZTSO Başkanı Metin Demir, Filyos Limanı’nın 25 milyon tonluk yıllık kapasitesi, karayolu, havayolu ve doğrudan demiryolu bağlantısıyla Ankara, Eskişehir ve Sakarya gibi iç sanayi akslarının dünyaya açılan en stratejik kapısı olduğunu vurgulamıştır.
  • “Yeşil Liman” (Green Port) Konsepti: Erdemir, Eren Enerji ve TTK limanlarının dökme yük/kömür odaklı altyapısına karşın; Filyos’un yüksek teknolojili, katma değerli genel kargo ve konteyner taşımacılığına odaklanan ekolojik bir “Yeşil Liman” olarak konumlandırılması hedeflenmektedir.
  • AB Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM): TEPAV ve akademisyenlerin sunumlarında, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum sağlayacak yeşil lojistik koridorlarının Filyos merkezli kurgulanması gerektiği belirtilmiştir.
  • Karabük – Eskipazar OSB Entegrasyonu: Karabük TSO Başkanı Fatih Çapraz, içinden demiryolu geçen Eskipazar OSB ile Karabük Lojistik Merkezi’nin Filyos Limanı’na entegre edilmesiyle sanayicinin üzerindeki yüksek nakliye maliyetlerinin düşeceğini ifade etmiştir.
[Bölgesel Yeşil Sanayi ve Lojistik Koridoru]
 
 İç Anadolu Sanayi Aksı       Batı Karadeniz OSB'leri        Filyos Yeşil Liman (Green Port)
(Ankara, Sakarya, Eskişehir)   (Eskipazar OSB & Karabük)      (25 Milyon Ton Kapasite)
          │                              │                               │
          └───────────► [Demiryolu / Karayolu Ağı] ───────────────────────┴──► KÜRESEL İHRACAT & AB PAZARI
                                                                              (AB SKDM Uyumlu Yeşil Lojistik)

4. Siyasi Kazan Kanayor: CHP’de “Butlan” Kazası, Yerel İsyan Ve Siyasetin Yeni Dengeleri

Genel Merkez Tıkanması ve Zonguldak’ta “Butlan” İsyanı

  • “Mutlak Butlan” Depremi: CHP’de mahkeme kararıyla genel başkanlığın değişmesi sonrası başlayan tasfiye süreci, Zonguldak’ta 8 ilçeden 6’sını kazanan il yönetimine çarptı. Görevden alınan İl Başkanı Devrim Dural, Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden ve Kozlu İlçe Başkanı Merve Aslan’ın sokakta kitlesel eylemle Genel Merkez’e bayrak açması, parti içi meşruiyet krizini zirveye taşıdı.
  • Atananlara “23 Nisan” Benzetmesi: Dural’ın yerel seçim başarısını hatırlatarak atayacak kayyumlara “23 Nisan Başkanı olursunuz” çıkışı yapması, yerel örgüt ile kasanın ve mührün sahibi Genel Merkez arasındaki iplerin kopma noktasına geldiğini gösterdi.
  • Deniz Yavuzyılmaz’ın 3 Aşamalı Haritası: Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz’ın duyurduğu; “Baskın Seçim Hazırlığı”, “Yeni Parti Hareketi” ve “Hukuki İade” seçenekleri, Özgür Özel ve ekibinin mevcut CHP yapısı dışında da alternatif bir siyasi hat (Yeni Parti) kurma aşamasına geldiğini açıkça ortaya koydu.

5. Zonguldak Ve Emek Cephesi: Salon Bürokrasisine Sıkışan GMİS Ve TTK’nın Geleceği

GMİS Kozlu Şube Genel Kurulu ve Yönetim Söylemi

  • Kongre Süreci: GMİS Kozlu Şubesi’nin 13. Olağan Genel Kurulu 19 Temmuz 2026’da yapıldı. Tek liste ile gidilen seçimlerde Tuncay Sakallı Şube Başkanı seçildi.
  • Üretim ve İSG Mesajları: GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, İSG eksiklikleri gerekçesiyle durdurulan üretim sürecine ilişkin yönetmelik düzenlemelerinin son aşamaya geldiğini, Resmi Gazete yayımı sonrası üretime başlayacaklarını ifade etti. Yeşil, TTK’nın özelleştirilmesine karşı durduklarını, yılda 5 milyon ton üretim ve norm kadro hedeflerini koruduklarını, 2027 başında TİS masasına oturacaklarını belirtti.

🔍 SUSMA YORUM & ANALİZ

Alt-Emperyalist Sıkışma, Bölünen Siyaset ve Yalnızlaşan Madenci

SUSMA Gazetesi olarak Haziran 2026’da yayımladığımız manifestoda sunduğumuz uyarılara EMAR’ın (Emek Araştırmaları Vakfı) yayınladığı Prof. Bülent Gökay’ın alt-emperyalizm analizi teorik bir derinlik kazandırmaktadır.

1. Alt-Emperyalist Sermaye Yayılırken Yalnızlaşan Yerel Emek: EMAR/Gökay analizinin gösterdiği üzere; Türk sermayesi “stratejik özerklik” söylemiyle Afrika’dan Ortadoğu’ya sermaye ihraç edip yeni pazarlar ve askeri nüfuz alanları (mekânsal-zamansal çözümler) ararken, içeride işçi sınıfı “süper sömürü” ve enflasyon baskısı altında ezilmektedir. Bu makro resmin Zonguldak’taki yansıması son derece çarpıcıdır: Zonguldak sermayesi (ZTSO, KTSO) Filyos’u 25 milyon tonluk “Yeşil Liman” konseptiyle küresel değer zincirlerine eklemeye çalışırken, kentin tarihsel ve sınıfsal kökeni olan TTK ve maden işçisi, kendi yetkili sendikası GMİS tarafından boş salonlarda yapılan, tek listeli bürokratik kongrelere mahkûm edilmektedir.

2. İşçisiz Kongreler ve Tabandan Kopuş: Maden mücadelesinin kalesi Kozlu’da şube kongresinin Şemsi Denizer Salonu’nun boş koltuklarına hitaben yapılması bir tesadüf değildir. İşçinin kendi geleceğinin oylandığı salona gitmemesi; mevcut genel merkez yönetiminin izlediği uzlaşmacı ve bürokratik çizginin tabanda yarattığı derin yabancılaşmanın tescilidir. İşçi, sonucu önceden yazılmış tiyatrolara figüran olmayı reddetmektedir.

3. Siyasi Krizin Emek Cephesine Tahribatı: CHP merkezinde yaşanan mahkeme (“mutlak butlan”) kararlı yönetim krizinin Zonguldak örgütünde yarattığı sert kırılma, kentin siyasi dengelerini altüst etmiştir. Vekillerin ve belediye başkanlarının tüm mesaisini parti içi varoluş kavgasına ve olası bir “Yeni Parti” kuruluşuna ayırdığı bir vasatta, ne TTK’nın durdurulan üretimi ne de madencinin hak kayıpları siyasetin gündemine girebilmektedir. Emek cephesi, muhalefetin bu iç çekişmeleri karşısında siyasal kanatsız kalmaktadır.

4. Çıkış Yolu: EMAR makalesinde altı çizildiği üzere; egemenlerin izlediği alt-emperyalist ve otoriter neoliberal politikalar, ne ulusal düzeydeki ekonomik krizleri ne de yereldeki işsizlik ve üretim duruşlarını çözebilir. 2027 TİS süreci kapıdadır. Maden işçisi ve Zonguldak halkı, ne salon bürokrasisine hapsolmuş sendikacılığa ne de koltuk kavgası veren siyasi eksenlere bel bağlayabilir. Çözüm; sermayenin projelerine karşı, emeğin haklarını merkeze alan militan, şeffaf ve tabana dayalı bir sınıf mücadelesini yeniden inşa etmekten geçmektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME TABLOSU

ÖlçekTemel DinamikStratejik Risk / Fırsat
Küresel (EMAR / Gökay Tezleri)ABD hegemonyasının gerilemesi, çok kutupluluk, petrol/enerji krizi.BAE, Türkiye gibi alt-emperyalist güçlerin bölgesel rekabeti; tırmanan askeri ve ekonomik riskler.
Ulusal EkonomiKârlılık rasyolarında erime, sermaye ihracı zorunluluğu, 200 TL hâkimiyeti (%90).Neoliberal birikim krizinin süper sömürü ve alım gücü kaybı ile işçi sınıfına fatura edilmesi.
Bölgesel (Filyos & Lojistik)Filyos “Yeşil Liman” vizyonu, Eskipazar OSB demiryolu bağlantısı.AB SKDM normlarına uyumla ihracat üssü olma imkânı; Marmara tıkanıklığına stratejik alternatif.
Siyasi (CHP / Yerel)“Butlan” kararı, yerel örgüt isyanı, “Yeni Parti” senaryosu.Muhalefet tabanının parçalanması, CHP’nin yerel belediye gücünün zayıflaması ve sınıfsal temelin kaybolması.
Yerel Emek (GMİS & TTK)Boş salon kongreleri, TTK’da İSG duruşları[cite: 1], sendikal bürokratikleşme[cite: 1].Tabanı dışlayan sendikacılığın TTK’nın kamu yapısını ve iş gücü güvencesini erkitme tehlikesi[cite: 1].

Özetle; Türkiye yönetici elitleri ve sermayesi, küresel hiyerarşide “alt-emperyalist” bir güç olarak dışarıda nüfuz alanları ve mekânsal çözümler ararken içeride ve Zonguldak özelinde derin bir ekonomik kriz, siyasi parçalanma ve sendikal bürokratikleşme yaşanmaktadır Zonguldak’ın ve maden işçisinin geleceği; Filyos projelerinin gölgesinde yalnızlaşmak değil, sınıfsal bağımsızlığını koruyarak hak mücadelelerini sokakta ve üretim alanlarında yeniden birleştirmektir. Bu da ilkesel olarak “sendikal birlik –  sendika içi demokrasi – militan eylem” anlayışının her alanda hayata geçmesiyle olur. 


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.