Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Kozlu Şubesi’nin 13’üncü Olağan Genel Kurulu, 19 Temmuz 2026 tarihinde GMİS Genel Merkez Şemsi Denizer Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongreye GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, şube başkanları ve delegeler katıldı. Ancak genel kurul, sendikal mücadelenin geleceğinden ziyade, salonun çarpıcı manzarası ve kentin dinamiklerinin kongreye olan mesafesiyle hafızalara kazındı.

Salonda Çarpıcı Manzara: İşçi Nerede, Kentin Dinamikleri Nerede?

Maden iş kolunun adeta “amiral gemisi” konumunda olan Kozlu Şubesi’nin kongresinde göze çarpan ilk ve en önemli detay, tıpkı kısa süre önce yapılan Amasra Şube Kongresi’nde olduğu gibi, salonun boşluğu oldu. Geleceğin sendikal yöneticilerinin seçildiği, maden işçisinin kaderini belirleyecek hayati mesajların verildiği bu tarihi genel kurula, tabandaki maden işçilerinin ilgi göstermemesi dikkat çekti. Bir avuç delegeyle, adeta kapalı kapılar ardında yapılan bu kongre, sendika yönetimlerinin işçi sınıfından ne denli koptuğu sorusunu bir kez daha tabelaya astı.

Daha da vahimi, kentin ve bölgenin ekonomik, sosyal ana damarını oluşturan Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve maden işçisini ilgilendiren bu kritik zirvede; Kozlu ve Zonguldak’tan hiçbir protokol üyesinin, meslek odasının, kitle örgütü temsilcisinin veya siyasi parti yöneticisinin yer almamasıydı. Kentin en büyük örgütlü gücünün kendi içine kapanmış bu görüntüsü, hem TTK’nın hem de GMİS’in geleceğinin Zonguldak’ta nasıl yalnızlaştırıldığını gözler önüne serdi. Bu tablo, Emek Cephesi’nin hem kendi duyarsızlığını hem de GMİS Merkez Yönetimi’nin sendikal mücadeleyi sürüklediği noktayı acilen masaya yatırması gerektiğini ortaya koydu.

Genel Başkan Yeşil: “Duruşumuz Net, Önceliğimiz İş Güvenliği”

Kongrenin açılış konuşmasını yapan GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, İş Sağlığı ve Güvenliği eksiklikleri gerekçesiyle TTK’da üretimin durdurulması sürecine değindi. Yönetmeliklerdeki farklı yorumların önüne geçmek için Cumhurbaşkanlığı da dahil olmak üzere tüm bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulunduklarını belirten Yeşil, şu ifadeleri kullandı:

“Yönetmeliklerdeki yorum farklılıklarından kaynaklanan bir sorunla bir daha karşılaşmak istemiyoruz. İş müfettişlerinin raporlarındaki eksikliklerin giderilmesi son aşamaya geldi. Düzeltilen yönetmelikler Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra çok kısa sürede üretime yeniden başlayacağız. Bizim önceliğimiz can güvenliğimizdir, kâr-zarar mantığıyla kömür madenciliği yapılamaz. Kamu kurumlarının özelleştirilmesine her şart altında karşı çıktık. Bugün TTK ve MTA kamu kurumu olarak kalabildiyse, bu hep birlikte gösterdiğimiz net duruşun sonucudur.”

Yeşil ayrıca, 2027 yılı başında TTK’da 32’nci, MTA’da 22’nci Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) için masaya oturacaklarını hatırlatarak; yüksek enflasyon karşısında eriyen alım gücünü yükseltmeyi, gruplu işçilerin daimi kadroya geçirilmesini ve norm kadro açıklarının kapatılmasını hedeflediklerini vurguladı.

Arslanbuğa: “Sorumluluğumuzun Bilincindeyiz”

GMİS Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa ise zorlu bir delege seçim sürecini geride bıraktıklarını ifade ederek, “Tabanda neden seçilmemiz gerektiğini anlattık ve işçi arkadaşlarımızın takdiriyle buradayız. Bugünden sonra da işçinin sosyal ve ekonomik refahı, iş güvenliği önlemleri altında çalışabilmesi için mücadele edeceğiz. Maden işçisi, işçi sınıfının öncüsü olmaya devam edecektir” dedi.

Konuşmaların ardından, tekrar aday olmayan mevcut Kozlu Şube Başkanı Dursun Başbakıcı ile Şube Sekreteri Bayram Okumuş’a hizmetlerinden dolayı çiçek ve plaket takdim edilerek uğurlandı.

Seçimlere Tek Liste Halinde Gidildi

Protokolün ve tabanın ilgisizliğinin gölgesinde geçen kongrede organ seçimlerine geçildi. Rekabetten uzak, tek liste halinde gidilen seçimlerde Kozlu Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu:

  • Şube Başkanlığı: Tuncay Sakallı
  • Şube Sekreterliği: Şenol Başyiğit
  • Şube Mali Sekreterliği: Ümit Yıldızhan
  • Şube Teşkilatlandırma Sekreterliği: Deniz Yusufoğlu

🔍 SUSMA YORUM & ANALİZ

Bürokrasiye Hapsolan Sendikacılık, Yalnızlaşan Zonguldak ve Emek Cephesi’nin Sınavı

SUSMA Gazetesi olarak daha delege seçimlerine gidilen süreçte, 4 Haziran 2026 tarihinde “SUSMA’dan Maden İşçisine, Yönetime ve Muhalefete Tarihi Çağrı” başlığıyla kaleme aldığımız manifestoda tam olarak bugün yaşanan tehlikeye işaret etmiştik. O gün dedik ki: “GMİS seçimlerinde sendikal birliği, demokrasiyi ve militan eylemi yükseltelim. Sendikayı delege pazarlıklarına, koltuk hesaplarına ve salon bürokrasisine teslim etmeyelim.”

Ne yazık ki 19 Temmuz 2026’da gerçekleştirilen GMİS Kozlu Şube Kongresi, o günkü uyarılarımızın ne kadar haklı ve yalın bir gerçek olduğunu yüzümüze bir tokat gibi çarptı.

1. İşçisiz İşçi Kongresi: Tabandan Kopuşun Resmi

Bir sendika, gücünü topladığı aidattan ya da oturduğu lüks binalardan değil, arkasındaki işçi sınıfının dinamizminden alır. Kozlu gibi maden tarihinin en ağır bedellerini ödemiş, sendikal mücadelenin kalesi olan bir havzada, şube kongresinin Şemsi Denizer Salonu’nun boş koltuklarına yapılması kabul edilebilir bir durum değildir. İşçinin kendi geleceğinin oylandığı salona gelmemesi, sadece bir “ilgisizlik” olarak geçiştirilemez. Bu durum, GMİS mevcut merkez yönetiminin izlediği bürokratik, tabandan kopuk ve “uzlaşmacı” sendikal çizginin maden işçisinde yarattığı derin bir yabancılaşmanın ve inançsızlığın resmidir. İşçi, sonucunun önceden tek liste olarak belirlendiği, kavgasız, tartışmasız, steril salon tiyatrolarına figüran olmak istemiyor!

2. Kentten Yalıtılmış Bir “Amiral Gemisi”

Zonguldak demek maden demektir; maden demek bu kentin aşısı, ekmeği, siyaseti demektir. Nasıl olur da kentin en büyük üretim gücü kongre yaparken salonda ne bir belediye başkanı, ne bir milletvekili, ne bir meslek odası başkanı ne de bir demokratik kitle örgütü yer almaz? Bu tablo iki yönlü bir çürümeyi işaret ediyor: Birincisi, GMİS’in artık kentle bağ kuramayan, Zonguldak’ın sorunlarına entegre olamayan yalıtılmış bir yapıya dönüştürülmesidir. İkincisi ise Zonguldak’taki siyasi ve toplumsal aktörlerin, TTK’nın ve madencinin geleceğine karşı takındığı vizyonsuz mesafedir. Kentin protokolü madencinin yanına sadece grizu facialarında, cenaze törenlerinde ağlamak için mi gelecektir?

3. Emek Cephesi ve Muhalefet Nerede?

Burada iğneyi sendika yönetimine batırırken, çuvaldızı da kendilerine “Emek Cephesi” diyen yapılara, sol-sosyalist muhalefete ve sendikal muhalefete batırmak zorundayız. Sendikal mücadele sadece dışarıdan bildiri dağıtarak ya da uzaktan eleştirerek büyütülemez. GMİS’in bu denli bürokratikleşmesine, tabandan kopmasına seyirci kalan, kongre salonlarını doldurup o kapalı kapıları zorlamayan, işçiyi organize edip o kürsüleri gerçek sınıf kürsüsüne dönüştüremeyen bir Emek Cephesi, kendi varlığını da sorgulamalıdır. Siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin bu kongrelere sırtını dönmesi, egemen siyasetin yörüngesine girdiklerinin kanıtıdır.

Sonuç Olarak;

Haziran ayındaki tarihi çağrımızda belirttiğimiz gibi: Militan eylem çizgisinden, sınıf demokrasisinden ve şeffaflıktan uzaklaşan her sendika, gün gelir kendi genel merkez salonunda yalnız kalır.

Bugün Kozlu Kongresi’nde o boş koltuklar bizlere şunu söylüyor: Önümüzde 2027 TİS süreci var, önümüzde norm kadro mücadelesi var. Ancak bu mücadele, koltukları garanti altına alınmış tek listeli yönetimlerin masa başı pazarlıklarıyla kazanılamaz. Eğer GMİS ve Zonguldak yaşayacaksa; maden işçisi sendikasına, Emek Cephesi kentine, sendika yönetimi de acilen sınıfın o tozlu, terli ve onurlu tabanına geri dönmek zorundadır. Aksi takdirde, kapalı kapılar ardında yapılan kongrelerin sonu, TTK’nın kapısına kilit vurulmasından başka bir şeye hizmet etmeyecektir!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.