ATATÜRK’ÜN YENİ PARTİSİ’NİN YOLU AÇIK OLSUN
3 aylık bir CHP bunalımından sonra Özgür Özel Yeni Parti’yi kurdu. Bir yıldan beri de 1938’e geri döneceğiz, Atatürk’ün yolu bizim yolumuzdur, dedi. Demek ki Yeni Parti’nin programında Atatürk’ün felsefesi egemen olacak. Tüm Atatürk severlerin yolu da Yeni Parti’nin yolu olacak.
Bir diğer sevineceğimiz bilgiyi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ortaya koydu. Rahmetli Bülent Ecevit öldüğünde şöyle demişti: Ecevit’ten çok şey öğrendim…! Şimdi ne diyor? Yeni Parti’ye devlet gereken desteği yapsın. Demek ki, önderlerin önderliği asla bitmez!!!
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne geri dönmeyi önerdiği Osmanlı Devleti’nin son yüzyılındaki mali zavallılığı:
(İnternetten)
“ Galata Bankerleri:
Osmanlı İmparatorluğunda 19.yüzyılda finans ve ticaret hayatını yönlendiren, aralarında Avram Kamonda ve Jacaues Alleon gibi isimlerin bulunduğu, yüksek faizle devlete borç para veren, azınlık kökenli girişimciler ve para tacirleriydi.
. Hazineye kısa vadeli borçlar verdiler.
. Vergilerin toplanmasına yardım ettiler.
. Madeni para ve tahvil alım-satımı yaptılar.
Osman ekonomisine etkileri:
. Devletin nakit açığını kapattılar.
. Çok yüksek faiz istediler.
. Ülkenin dış borçlanma sürecini hızlandırdılar.
Çünkü on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında dış ticaret açık vermiş, kâğıt paranın altın karşılığı olarak değeri düşmüş, buna bağlı olarak ithalat güçleşmişti.
Bu dönemde Osmanlı Hükümetiyle anlaşan ve devlete ilk borç veren iki banker Fransız Jacgues Alleon ve İtalyan Teodor Baltazzi kredi operasyonları ile ithalatı rahatlatmış ve bir yandan da Padişah Abdülmecid’in güvenini kazanmışlardı. Daha sonra bu iki banker kambiyo kurunu sabit tutmak için İstanbul Bankası’nı kurmuşlardır.
Kapitülasyonlar:
Kapitülasyonlar; bir devletin başka devletlere tanıdığı ekonomik, adli ve idari ayrıcalıklardır.
Osmanlı Devleti’ndeki temel unsurları lütuf olarak başlayıp ekonomik olarak çökmeye yol açmasıdır kapitülasyon.
Osmanlı’da Gelişimi ve Etkileri
. Başlangıçta ticaretin canlandırılması ve Hristiyan devletlerle ittifak kurmak amacıyla padişah emriyle verildi.
. Zamanla Osmanlı ekonomisi zarar gördü, yerli esnaf rekabet edemez duruma geldi(Bugünün Migros, Carrefour, Bim, A-101, ŞOK’ları gibi).
. Yabancı mahkemelerde ayrıcalık tanındığı için adalet sistemi ve iç güvenlik zedelendi.
. Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti tek taraflı olarak kaldırdı, Lozan Barış Anlaşmasıyla kesinlik kazandı.
Düyunu Umumiye:
Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödeyememesi üzerine 1881 yılında kurulan Genel Borçlar İdaresi anısına, alacaklı yabancı devletlerin Osmanlı gelirlerine el koyarak borçları tahsil ettiği yabancı denetim kurumudur.
Kuruluş ve Amaç
. İflas ve karar: Osmanlı Devleti borçlarını ödeyemediği için 1875 yılında iflas etmiş, 1881’deki Muharrem Kararnamesi ile bu kurum kurulmuştur.
. Görevi: Tuz, tütün, tıp, damga ve ipek gibi en kârlı vergi gelirlerini doğrudan toplamak ve yabancı alacaklılara ödemekle görevliydi.
Ekonomik ve Siyasi sonuçlar
. Ekonomik Bağımsızlık: Osmanlı’nın vergi kaynakları yabancıların eline geçtiği için devlet malı bağımsızlığını kaybetmiştir.
. İç Müdahale: Kurum yabancı devletlerin Osmanlı’nın iç işlerine ve ekonomisine karışması için büyük bir yol açmıştır.
. Kapanış: Faaliyetleri 1928 yılına kadar, yani Türkiye Cumhuriyeti dönemine kadar sürmüştür.
. Halkın devlete olan güvenini sarsmıştır.
. Osmanlı Devleti’nin otoritesini sarsmıştır.
. Osmanlının borçları 1954 yılında ancak bitmiştir.
. Bu idare, kendi polis ve memur teşkilatını kurarak Osmanlı topraklarında adeta “devlet içinde devlet” haline geldi. (Biliyoruz ki azınlıkların mahkemeleri bile ayrıydı)
. Kurucu devletleri: İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Macaristan, İtalya, Hollanda ve Osmanlı.
. Düyunu Umumi-ye’yi II. Abdülhamit imzalamıştır 1876’da.”
Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti 19.yüzyılın başında mali ve ticari açıdan sıkıntılı bir dönem yaşarken borçlanmaya, Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye başlamış ve 20. yüzyılın başında ise iflas seviyesine kadar inmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduktan sonra ise idari, mali ve ekonomik olarak özgür ve bağımsız bir sisteme geçmiş, sanayi, ticari ve tarım alanlarında kısa zamanda yükselmeye başlamıştır. Ancak 1948’den sonra Marshall yardımları kapsamında ABD bağımlılığı başlamış; ekonomik, idari, siyasi, bilimsel ve kültürel alanlarda bir bağımlılık dönemine girilmiştir. Bu bağımlılık hâlâ sürerek en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Bu 80 yıl içinde ağır sanayiden vazgeçilmiştir, bütçeler sürekli açık vermektedir, dış ticaret sürekli açık vermektedir, eğitimde bilimsel gelişmeden bağımlı kapitalist sistemin ölçütlerine göre uygulamalar yapılmakta ve son 20 yıldır ise bilim ellerin tersi ile öteye atılmış, dinsel felsefeye geçişe yönelmiştir. Son 20 yılda dış borçlar 100 milyar dolarlardan 500 milyar dolarlara kadar yükselmiştir. Halkımız, devletimiz ve ülkemiz idari, askeri, ekonomik, siyasi, eğitimsel ve kültürel bağımlılık altında ezilmektedir. Bu kaynaklar bize gelişme sağlıyor gibi görünse de bağımlı gelişme yöntemi uygulanmakta, her konuda dolandırıldığımızı görmekteyiz. Bugün milli gelirde kişisel olarak 15 bin dolar gibi bir sayısal değer ortaya konsa da dövizin yüzde elli az uygulanmasıyla hesaplandığı ama gerçek kişisel milli gelirin 7 bin 500 dolar olduğu yaşanmaktadır(!)
Bugün yaşadığımız ve uygulanmakta olan tüm projeler Osmanlı’nın son yüzyılı uygulamalarıdır ve sanki Türkiye’nin son yüzyılı içindeymişiz gibi görünmektedir. Dolayısıyla, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerinin yürürlükte olduğunu da anlıyoruz!
Uyan Türkiye Halkı!!!
Atatürk’ün Yeni Partisi gelecek ve tüm ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlardan kurtulacağız.
Özgürlük ve bağımsızlık hayatımızdır, Yurtta barış dünyada barış, Hayatta en gerçek yol gösteren ve mutlu eden bilimdir.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
