Su Politikaları Derneği Başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız, iklim krizi ve artan su risklerine karşı geleneksel su yönetimi anlayışının yetersiz kaldığını belirterek, “Su; bağlı olduğu doğal ve sosyal sistemlerle birlikte, hidrolojik döngünün bütününü esas alan bir sistem yaklaşımıyla yönetilmelidir” çağrısında bulundu.

Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız, kaleme aldığı “Su Neden Bir Sektör Değil, Bir Sistem Olarak Yönetilmelidir?” başlıklı analizinde, Türkiye ve dünyadaki su yönetimi politikalarına dair kritik uyarılarda bulundu.

Yıldız, uzun yıllardır su yönetiminin yalnızca “su arzını artırmak” ve “sektörlerin su talebini karşılamak” üzerine kurulu dar bir çerçevede yürütüldüğünü, ancak iklim değişikliği, hızlı kentleşme ve ekosistem yıkımları karşısında bu modelin tıkandığını vurguladı.

“Geleneksel Yaklaşım Yetersiz Kalıyor”

Suyun sadece ekonomik sektörlerin kullandığı bir hammadde olmadığını belirten Dursun Yıldız, şunları kaydetti:

“Su; iklimi, ekosistemleri, tarımı, enerjiyi, gıda güvenliğini ve toplumsal refahı birbirine bağlayan doğal bir sistemin temel bileşenidir. Bu nedenle suyun sektör bazlı değil, hidrolojik döngünün bütününü esas alan sistem yaklaşımı (systems approach) ile yönetilmesi zorunludur.”

Sadece ‘Mavi Su’ Değil, ‘Yeşil Su’ da Yönetilmedi

Mevcut su politikalarının büyük ölçüde nehirler, göller ve yeraltı sularından oluşan “Mavi Su” yönetimine odaklandığına dikkat çeken Yıldız, toprak nemi, bitki örtüsü ve atmosferde bulunan “Yeşil Su”yun göz ardı edildiğini belirtti. Yıldız, “Yeşil su; yağışların oluşumu, tarımsal üretim, ekosistemlerin devamlılığı ve karbon döngüsü açısından en az mavi su kadar kritiktir. Hidrolojik döngünün tamamını yönetime dahil etmek, iklim değişikliğine karşı direnç oluşturmanın temel şartıdır” dedi.

“Parçalı Kurum Yapıları Yönetimi Zorlaştırıyor”

Suyun idari veya sektörel sınırlar tanımadığını, doğal havza sınırları içinde hareket ettiğini hatırlatan SPD Başkanı, parçalı kurumsal yapıların uyumsuzluğuna değindi:

  • Bütünleşik Çerçeve: Arazi yönetimi, ekosistem koruma, tarım, enerji ve iklim politikaları ortak bir yönetim çatısı altında birleştirilmelidir.
  • Uyarlanabilir Yönetim: Değişen iklim koşullarına hızlı yanıt verebilen uyarlanabilir yönetim (adaptive management) anlayışı benimsenmelidir.
  • Veri Tabanlı İzleme: Hidrolojik döngüyü kesintisiz izleyen bütünleşik bilgi sistemleri kurulmalıdır.

İklim Krizinin Faturası Su Üzerinden Kesiliyor

İklim değişikliğinin etkilerinin en somut şekilde su sistemi üzerinden hissedildiğini vurgulayan Yıldız; kuraklık, sel ve yağış rejimindeki sapmaların tarımdan enerjiye tüm ekonomiyi sarstığını belirtti. Ulusal iklim politikalarında suyun henüz sistemik bir unsur olarak görülmediğine dikkat çekerek, su yatırımlarının Ulusal Adaptasyon Planları (NAPs), Ulusal Katkı Beyanları (NDCs) ve iklim finansmanı mekanizmalarıyla doğrudan entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Çiftçi, Kadın ve Gençlerin Katılmadığı Su Yönetimi Başarılı Olamaz”

Etkin bir su yönetiminin yalnızca teknik kararlardan ibaret olmadığının altını çizen Dursun Yıldız, madalyonun sosyal boyutuna işaret etti:

Karar alma süreçlerine yerel yönetimlerin, çiftçilerin, kadınların ve gençlerin etkin katılımını sağlayan; şeffaf, hesap verebilir ve kapsayıcı yönetişim modelleri oluşturulmadan atılan adımların kalıcı olamayacağını vurguladı.

“Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı Sistem Yaklaşımıdır”

Su risklerinin her geçen gün arttığı günümüzde, su güvenliğini sağlamanın tek yolunun multidisipliner bir anlayıştan geçtiğini belirten Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı:

“Su yönetiminde gerçek ilerleme, yalnızca yeni hedefler koyarak değil; suyun bağlı olduğu doğal ve sosyal sistemleri birlikte yöneterek mümkündür. Hidrolojik döngüyü, arazi kullanımını ve iklim süreçlerini bir bütün olarak ele alan sistem yaklaşımı, sürdürülebilir kalkınmanın da temelini oluşturacaktır.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.