DİSK-AR’ın 14 Eylül 2026 tarihli “Çocuk İşçiliği Raporu”, Türkiye’de çocukların yoksulluk, eğitimden kopuş ve güvencesiz çalışma sarmalında hayatta kalma mücadelesi verdiğini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk sınırında yaşarken, son 9 yılda en az 646 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), “Yoksulluk, MESEM’ler, İş Cinayetleri” başlığıyla hazırladığı kapsamlı çocuk işçiliği raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, çocuk işçiliğindeki tablonun bir tesadüf olmadığı, çocuğu aile yoksulluğunun ve emek piyasasının ucuz bir aktörü haline getiren politikaların doğrudan sonucu olduğu vurgulandı.

Rakamlarla Çocuk İşçiliği Gerçeği

Raporda öne çıkan temel veriler Türkiye’de çocuk emeği sömürüsünün ulaştığı boyutları gözler önüne seriyor:

  • Derinleşen Yoksulluk: Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk içinde yaşıyor.
  • Geçim Baskısı: Çalışan çocukların yüzde 59,2’si doğrudan hanehalkı bütçesine katkı sağlamak amacıyla iş hayatına giriyor.
  • Eğitimden Kopuş: 14-17 yaş grubunda okullaşma oranı son bir eğitim yılında 8,1 puan geriledi.
  • İstihdam Artışı: Her 100 çocuktan en az 15’i çalışırken, 15-17 yaş grubundaki çocuk istihdamı son beş yılda yüzde 70 artış gösterdi. Buna karşın çocuk işçiliği son 13 yılda yalnızca 1,1 puan gerileyerek yapısal bir tıkanmaya işaret etti.
  • Görünmeyen Emek: Çalışan çocukların yüzde 70’i aynı zamanda ev içi bakım ve ev işlerinde çalıştırılıyor; bu yük özellikle kız çocuklarında görünmeyen bir emek sömürüsü biçimini alıyor.

Devlet Eliyle Güvencesizleştirme: MESEM’ler

Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) çocuk emeğini meşrulaştıran ve kurumsallaştıran en somut mekanizmaya dönüştüğü belirtilen raporda, sistemin risklerine dikkat çekildi. MESEM’e kayıtlı öğrenci sayısının son 10 yılda 5,3 kat artarak yarım milyonu aştığı, 2025-2026 eğitim yılında ise merkezlerde 392 bin 887 çocuğun kayıtlı olduğu bildirildi.

Çocukların “öğrenci” statüsü altında fiilen işçi olarak çalıştırıldığı ifade edilen raporda, uygulamanın uluslararası sözleşmelere aykırılığı şu ifadelerle aktarıldı:

“MESEM, çocukları henüz eğitim çağındayken üretim ilişkilerinin içine yerleştirmekte, ancak onları İş Kanunu’nun sağladığı temel korumaların dışında bırakmaktadır. Çırak ve stajyerler sendikalaşma hakkından mahrumdur; çalışma süreleri emeklilik primine sayılmamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin taraf olduğu ILO 138 (Asgari Yaş) ve ILO 182 (En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliği) sözleşmelerindeki koruma ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.”

9 Yılda 93 Bin Yaralanma, 646 Ölüm

Çocuk işçiliğindeki denetimsizliğin faturasının can kayıplarıyla ödendiğini belirten DİSK-AR, son 9 yıl içinde en az 93 bin 517 çocuğun iş kazası geçirdiğini ve en az 646 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini belgeledi. Raporda, bu kayıpların münferit “kazalar” değil, denetimsizliği olağanlaştıran ve çocuk emeğini teşvik eden üretim modelinin yarattığı iş cinayetleri olduğu kaydedildi.

“Çözüm, Yetişkinlerin Güvenceli Çalışmasında”

Çocuk işçiliğinin temel nedeninin ailelerin bireysel tercihi değil, yetişkinlerin güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılması olduğunu belirten DİSK yönetimi, nihai çözümün sendikal haklardan geçtiğini vurguladı:

Ebeveynlerin insanca yaşanabilir bir ücret, güvenceli bir istihdam ve sendikal korumaya kavuştuğu bir sistem kurulmadan çocuk işçiliğinin önlenemeyeceği; gençlerin ve çırakların sendikal örgütlenmenin dışında tutulmasının ise geleceğin sömürü çarkını şimdiden inşa ettiği ifade edildi.

“Yoksulluk, MESEM’ler, İş Cinayetleri” Raporu


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.