Haber: Susma Muhabiri Güngör Şenkal

Konya’nın Karapınar, Ereğli ve Emirgazi ilçe sınırları içerisinde yer alan Karacadağ’da başlatılan maden arama faaliyetlerine karşı bölge halkı tek yürek oldu. 20 Eylül 2026 tarihinde geniş kapsamlı bir basın açıklaması yayımlayan Karacadağ’ı Koruma Platformu, “Karacadağ sermayenin yağma alanı değildir” diyerek topraklarını, sularını ve geleceklerini korumakta kararlı olduklarını vurguladı.

Fiili Hazırlık Başladı, UNESCO Süreciyle Çelişiyor Platformun açıklamasına göre, 5 Ağustos 2024 tarihinde ENSA Eczacıbaşı tarafından alınan ihale sonrasında, 12 Eylül 2026 tarihinde maden arama çalışmaları için makineler Yeşilyurt’a getirildi ve Ovacık mevkiine sondaj kurularak çalışmalara başlamak üzere bekletilmeye başlandı. Karacadağ’ın “Konya Jeopark Ön İnceleme Programı” kapsamında incelendiği ve UNESCO Jeopark başvuru sürecinin başlatıldığı hatırlatılan açıklamada, bu durumun büyük bir çelişki barındırdığına dikkat çekildi. Platform, bir yandan Karacadağ’ın jeolojik mirasının korunmasından bahsedilirken diğer yandan bölgede maden arama faaliyetlerine izin verilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

“Sadece Arama” Denilerek Küçümsenemez Açıklamada, maden arama sürecinin yalnızca birkaç sondaj çalışmasından ibaret olmadığı; ulaşım yolları, araç trafiği, gürültü, toz ve atık gibi ciddi çevresel etkileri beraberinde getireceği ifade edildi. Olası bir ekonomik rezerv bulunması durumunda sürecin ağır tonajlı araçlar, pasa depolama alanları ve devasa tesislerle geniş bir madencilik faaliyetine dönüşebileceği uyarısında bulunuldu. “Önce arayalım, sonra bakarız” anlayışına karşı çıktıklarını belirten yöre halkı, sürecin zarar doğmadan en başından durdurulmasını talep etti.

Karacadağ’ın Üstündeki Gerçek Zenginlik: Yaşam Karacadağ’ın sıradan bir arazi olmadığı; endemik bitkilerin, yılkı atlarının, keklik ve tilki gibi yaban hayvanlarının yaşam alanı olduğu vurgulandı. Karacadağ’ın kaynak sularının bölgedeki hayvancılığın can damarı olduğu belirtilen açıklamada; yöre halkının bağından kaynattığı pekmezi, yetiştirdiği sarımsağı, keleği ve yoncayı bu topraklardan elde ettiği ve her çarşamba Karapınar semt pazarında sattığı aktarıldı. Platform, bu topraklarda üretimin hayatın ta kendisi olduğunun altını çizerek, “Bizim için asıl altın, toprağımızdır” ifadelerini kullandı.

Eskişehir Örneği Korkutuyor Basın açıklamasında, Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine bağlı Demirli ve Seklice mahallelerinde Eczacıbaşı’na bağlı Esan/Ensa şirketinin 25 yılı aşkın süredir yürüttüğü bentonit madenciliği ibretlik bir örnek olarak gösterildi. Başlangıçta küçük bir alanda başlayan bu faaliyetin zamanla köyün içine kadar dayandığı; süreç içinde su kaynaklarının zarar gördüğü, evlerde çatlaklar oluştuğu, meyve ağaçlarının kuruduğu ve tarım veriminin azaldığı hatırlatıldı. Köyde solunum yolu hastalıklarının arttığına da değinen Karacadağlılar, aynı kaderi yaşamak istemediklerini belirterek “Eskişehir’de olan, Karacadağ’da tekrarlanmasın!” çağrısında bulundu.

“Firma ile Aynı Masaya Oturmayacağız” Anayasa’nın 56. maddesindeki “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı”na atıfta bulunan platform, çevre ve yaşam haklarını hukuki, bilimsel ve demokratik yollarla sonuna kadar savunacaklarını ilan etti. Bölgenin geleceğini doğrudan etkileyecek süreçlerde halkın görüşünün alınmamasına tepki gösteren vatandaşlar, maden firması ile kesinlikle pazarlık masasına oturmayacaklarını ifade etti. Platform temsilcileri, taleplerinin bir bedel karşılığında taviz vermek değil, yaşam alanlarının bütünüyle korunması olduğunu belirtti.

Yetkililere, şirketlerin kısa vadeli ekonomik çıkarları yerine bölge halkının ortak geleceğini koruyan kararlar almaları yönünde seslenen Karacadağ’ı Koruma Platformu, açıklamasını şu çarpıcı sözlerle tamamladı:

“Biz Karacadağ’ın altında ne olduğunu bilmiyor olabiliriz. Ama üstünde ne olduğunu çok iyi biliyoruz: Yaşam! Karacadağ’da maden istemiyoruz.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.