Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde insanca yaşayacak bir ücret ve emekli aylıklarına seyyanen zam talebiyle bir araya gelen emeklilerin eylemi sırasında, iki çocuk babası emekli bir polis memurunun beylik tabancasıyla yaşamına son verme girişiminde bulunması ülkenin içine sürüklendiği derin yıkımı bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan vahim olaya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emek Partisi (EMEP) Zonguldak İl Başkanı Ateş Türeli, olayın münferit bir cinnet ya da çaresizlik vakası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Emekli Ali’yi intihara sürükleyen, sermaye ve Saray düzenidir” dedi.

“Göz Göre Göre Gelen Bir Yıkım”
Açlık sınırının dahi yarısına gerileyen sefalet ücretleriyle yaşam mücadelesi veren milyonlarca emeklinin sabrının ve gücünün tükendiğine dikkat çeken Türeli, AYM önündeki çığlığın doğrudan siyasi iktidarın tercihleriyle şekillendiğini belirtti. Açıklamasında olayın arka planındaki sınıfsal tercihlere işaret eden Türeli, şu ifadeleri kullandı:
“Bu sıradan bir intihar girişimi değildir. Yoksulluğa, yoksunluğa ve açlığa mahkûm edilen bir emekli, Saray düzeni tarafından adım adım intihara sürüklenmiştir. Anayasa Mahkemesi binası önünde yaşanan bu acı tablo iktidar eliyle tasarlanmıştır, göz göre göre gelmiştir. Emekliyi canından bezdiren, yaşam hakkını elinden alan bu yoksulluğun asıl sorumlusu; ülkeyi bir avuç sermayedara cennet, milyonlarca emekçiye ise cehennem kılan kapitalist sömürü çarkıdır.”
“Halka Kümesten Bozma Odalar, Yandaşa Hazine Garantileri”
Ülke kaynaklarının kimler için seferber edildiğini somut verilerle eleştiren EMEP İl Başkanı Türeli, bütçenin ve kaynakların emekçilerden çalınarak sermaye çevrelerine aktarıldığını dile getirdi:
- Tefecilere Trilyonlar, Emekliye Açlık: Trilyonlarca liralık kaynak “faiz ödemesi” adı altında yerli ve yabancı tefecilere aktarılırken, ömrünü bu ülkenin üretimine vermiş emekliler kuru ekmeğe muhtaç bırakılıyor.
- Yandaş Müteahhitlere Milyarlar: “5’li çetelere”, yandaş müteahhitlere döviz bazlı “garanti ödemeleri” adı altında kamu kaynakları oluk oluk akıtılırken, emekliler barınma krizinin ortasında “kümesten bozma” otel odalarında, köhne pansiyonlarda ölüme terk ediliyor.
- Sermayeye Ucuz Kredi, Halka Borç Kapanı: Şirketlerin vergi borçları tek kalemde silinip sermayeye sudan ucuz krediler sağlanırken; elektrik, kira ve pazar masraflarını karşılayabilmek için borcu borçla kapatmaya çalışan emeklilerin ve işçilerin sırtındaki faiz yükü her geçen gün katlanıyor.
“Çare Bireysel Çaresizlik Değil, Örgütlü Mücadele”
Açıklamanın son bölümünde derinleşen yoksulluk, güvencesizlik ve baskı ortamında tükenmişlik yaşayan tüm emekçilere birlik ve mücadele çağrısı yapıldı. Düzenin dayattığı sefalete teslim olunmaması gerektiğini vurgulayan Türeli, kurtuluşun kolektif mücadelede olduğunu belirtti:
“Bu ağır ekonomik ve siyasal cenderede kendisini yalnız, çaresiz ve terk edilmiş hisseden tüm işçilere, emekçilere, dullara, yetimlere ve emeklilere sesleniyoruz:
Yalnız değilsiniz, yalnız değiliz!
Bize dayatılan bu sefalet kader değildir. Yaşamlarımızı çalan, emeğimizi gasp eden bu sömürü düzenini ancak ve ancak yan yana gelerek, birleşerek ve örgütlenerek değiştirebiliriz. İnsanca bir yaşam, güvenceli bir gelecek ve adil bir paylaşım için hemen şimdi birleşmeliyiz!”
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
