24. Uluslararası Kömür Kongresi’nin ardından Zonguldak’ta Cumhur İttifakı temsilcileri ile muhalefet ve meslek odaları arasında başlayan sert polemikler, kentin yalnızca madencilik vizyonunu değil; mekânsal mülkiyet, liyakat ve kültürel iktidar kavgasını da su yüzüne çıkardı. Ancak yerelde TTK üzerinden yürütülen sert polemiklerin ardında, Ankara’nın New York’tan Antalya’ya uzanan küresel iklim ve enerji taahhütleriyle derinleşen çarpıcı bir tezat yer alıyor.

Görsel Y.Z ile tasarlanmıştır

Kongre Kürsüsünden Açık Kutuplaşmaya: Bürokrasi ve Oda Gerilimi

  1. Uluslararası Kömür Kongresi, Zonguldak Maden Mühendisleri Odası (MMO) Şube binası ve lokalinin tahliye süreciyle başlayan krizin merkez üssü haline geldi. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın kongre kürsüsünden Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nu hedef alarak istifa çağrısında bulunması, fitili ateşleyen ilk hamle oldu.

Bu çıkışa ilk kurumsal tepki MHP kanadından geldi. MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz, bilimsel ve mesleki platformların siyasi hesaplaşma alanına dönüştürülmesini eleştirerek bürokratik vesayete kalkan oldu. Korkmaz’ın, eski MMO Başkanı ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı’nın partili kimliğini öne çıkararak meslek odalarının tarafsızlığını sorgulaması, TMMOB geleneğinin kentteki meşruiyet alanını daraltmaya yönelik stratejik bir hamle olarak kayıtlara geçti.

Mekân, Kimlik ve “Liyakat” Rövanşı: Fener Lokali Neyi Simgeliyor?

Gerilimin ikinci ve ideolojik boyutunu ise Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Zonguldak Şubesi’nin genel kurulu oluşturdu. Kurucu Başkan Faik Alp’in “Odalarda kafa çekip oturanlar kendilerini liyakatli sanıyor” sözleri ve kentin en değerli kamusal alanlarının mevcut odalarca “parsellendiği” yönündeki çıkışı, meselenin teknik bir oda tartışmasından ziyade kültürel bir rövanş arayışı olduğunu gösterdi.

Zonguldak’ta Cumhuriyet modernleşmesinin ve işçi kent kültürünün sembolü haline gelen Fener Mahallesi ile MMO Lokali, muhafazakâr mühendis kanadında bir “ayrıcalık ve dışlanma” sembolü olarak kodlanıyor. Faik Alp’in “içki masası” üzerinden kurduğu liyakat karşıtlığı, kamusal kadrolara yapılan atamalardaki tartışmaları tersine çevirme ve muhafazakâr tabanın kültürel reflekslerini harekete geçirme amacını taşıyor.

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın aynı kürsüden yaptığı “Bizim arkadaşlarımız susuyor, artık sesimizi yükseltmeliyiz” çağrısı ise 31 Mart yerel seçimlerinde belediyenin kaybedilmesinin ardından teşkilat bünyesinde oluşan moral kaybını dağıtma ve sivil toplum zemininde karşı bir ağırlık merkezi oluşturma hedefiyle örtüşüyor.

Kömür Siyaseti: Ruhr Bölgesi Sorusu ve Suç Bastırma Refleksi

AKP İl Başkanı Çağlayan’ın, bir belediye meclis üyesinin Almanya Ruhr heyetine yönelttiği iddia edilen “Kömür ocaklarını kapatmaya halkı nasıl ikna ettiniz?” sorusunu gündeme taşıyarak muhalefeti “gizli ajandaya sahip olmakla” itham etmesi, kentin en hassas sinir ucu olan Türkiye Taşkömürü Kurumu’nu (TTK) yeniden iç siyasetin merkezine yerleştirdi.

Yıllardır devam eden işçi açıkları, iş güvenliği yatırımları ve maden faciaları karşısında savunma pozisyonunda kalan iktidar bloku, muhalefeti “kömür karşıtı ve TTK’yı kapatmak isteyen taraf” olarak yaftalayarak yerel kamuoyunda inisiyatifi yeniden ele almaya çalışıyor.

Analiz-Not: New York’tan Antalya COP31’e Uzanan Çelişki

Zonguldak’ta yerel siyasetçiler “maden ocaklarının kapatılması ihtimalini” siyasi bir suçlama ve ihanet söylemine dönüştürürken, Ankara’nın küresel ölçekte attığı adımlar bu söylemle keskin bir çelişki sergiliyor:

  • New York İklim Beyanı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler İklim Etkinliği’nde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin iklim hedeflerini kâğıt üzerinde bırakmayacağını ve süreci bir “Uygulama COP’u” haline getireceğini dünyaya ilan etti.
  • COP31 Antalya Zirvesi: 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan 31. BM İklim Konferansı (COP31), doğrudan fosil yakıtlardan çıkış, karbonsuzlaşma, enerji tüketiminde elektrifikasyon payının yüzde 35’e çıkarılması ve yeşil dönüşüm finansmanı ekseninde şekilleniyor.
  • Politika Uyuşmazlığı: Bir yanda merkezi iktidar uluslararası platformlarda karbon salımını düşürmeyi, kömür bağımlılığını azaltmayı ve küresel yeşil dönüşümün bayraktarlığını yapmayı taahhüt ederken; diğer yanda Zonguldak’taki yerel temsilciler, adil dönüşümün ve alternatif kalkınma modellerinin (Ruhr örneğinde olduğu gibi) tartışılmasını dahi “kent düşmanlığı” olarak yaftalamaktadır.

Zonguldak kamuoyu; bir tarafta dünyanın kaçınılmaz olarak yöneldiği yeşil dönüşüm ve Ankara’nın COP31 ile küresel vitrine taşıdığı taahhütler, diğer tarafta ise yerel oy kaygısıyla kömür üzerinden sürdürülen popülist söylem ve mekânsal kutuplaşma arasına sıkışmış durumdadır. Kentin gerçek ihtiyacı; meslek örgütlerinin kriminalize edilmesi ya da dönüşüm modellerinin tabulaştırılması değil, maden işçisinin ve Zonguldak’ın geleceğini küresel gerçeklerle harmanlayan şeffaf bir adil geçiş planlamasıdır.(Susma Analiz Yorum)


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.