Tüm Emeklilerin Sendikası Zonguldak Şubesi, Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu için Madenci Heykeli önünde basın açıklaması düzenledi. Basın açıklaması öncesi emekli polis Ali Şekeroğlu ve emek mücadelesinde yaşamını yitirenler adına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Şube Başkanı Mahmut Kılıç, emeklilerin içine sürüklendiği derin yoksulluğa dikkat çekerek, “Kaynak kime var, emekliye neden yok?” diye sordu.
ZONGULDAK – Tüm Emeklilerin Sendikası Zonguldak Şubesi, 25 Eylül’de Ankara’da Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde gerçekleştirilen eylemler sırasında yaşamına son veren emekli polis Ali Şekeroğlu ve emeklilerin ağırlaşan yaşam koşullarına ilişkin bugün Zonguldak Madenci Heykeli önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Emek ve demokrasi güçleri ile siyasi parti temsilcilerinin de katılarak destek verdiği eylemde, basın açıklamasını Şube Başkanı Mahmut Kılıç okudu.
“Para İçin Değil, Onurumuz İçin!”
25 Eylül’de Türkiye’nin dört bir yanında ve AYM önünde emeklilerin seyyanen zam ve insanca yaşam talepleriyle alanlara çıktığı sırada emekli polis Ali Şekeroğlu’nun yaşamına son vermesinin tüm toplumu derinden sarstığını belirten Kılıç, hiçbir yurttaşın öfkesini ve çaresizliğini kendi canına zarar verecek noktaya taşımaması gerektiğini vurguladı. Mücadelelerinin barışçıl, demokratik ve meşru bir hak mücadelesi olduğunun altını çizen Kılıç, yaşanan trajedinin yalnızca “bireysel bir intihar” olarak görülüp arkasındaki ekonomik, toplumsal ve siyasi koşulların yok sayılamayacağını ifade etti.
Kılıç, yaşamına son veren Ali Şekeroğlu’nun daha önce yaptığı “Anayasal hak olan insan gibi yaşamak ve geçinebilmek için sesimizi duyuralım. Devletimizi ve bizleri yönetenler de duysun” ve “Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz, ancak açlıkla da cezalandıramaz” paylaşımları ile AYM önünde taşıdığı “Para için değil, onurumuz için!” yazılı dövizi hatırlatarak, “Ali Şekeroğlu daha ne deseydi? Biz bu ölümün yaşandığı koşulların siyasi sorumluluğunu görüyoruz ve söylüyoruz: Bu yalnızca bir intihar değil, siyasi bir cinayettir!” dedi.
“Siyasi İktidar Bu Sorumluluktan Kaçamaz”
Emeklilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın artık yalnızca mutfakta, pazarda, kirada ve faturalarda değil, ağırlaşan psikolojik ve toplumsal sonuçlarla da kendini gösterdiğini kaydeden Kılıç, bu tablonun kendiliğinden ortaya çıkmadığını belirtti.

Kılıç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Emekli aylıklarını emekliler belirlemedi. 5510 sayılı yasayı emekliler çıkarmadı. Seyyanen artışın çalışan kamu görevlilerine verilip emeklilere yansıtılmamasına emekliler karar vermedi. Bütçeyi, vergi politikasını, sosyal güvenlik sistemini ve kamu kaynaklarının nereye aktarılacağını siyasi iktidar belirledi. Dolayısıyla bugün milyonlarca emeklinin içine sürüklendiği yoksulluğun, geçim sıkıntısının ve geleceksizliğin siyasi sorumlusu, yıllardır bu politikaları uygulayan AKP iktidarıdır.”
Bir emeklinin AYM önünde yaşamını yitirmesine rağmen iktidarın hâlâ sessizliğini koruduğunu belirten Kılıç, bu durumu normalleştirmeyeceklerini vurguladı.
“Kaynak Kime Var, Emekliye Neden Yok?”
Kamu kaynaklarının dağılımındaki adaletsizliğe ve son günlerde kamuoyuna yansıyan skandallara değinen Mahmut Kılıç, bütçenin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını, doğrudan bir siyasi tercih olduğunu ifade etti.
Bir tarafta emekliye “kaynak yok” denilirken, diğer tarafta milyarlarca liralık fon ve borsa soruşturmalarının gündeme geldiğini ve faize trilyonlarca lira ayrıldığını hatırlatan Kılıç, “O halde soruyoruz: Kaynak kime var, emekliye neden yok? Bir ömür çalışan, vergisini veren, primini ödeyen milyonlarca emekliye insanca yaşayabileceği bir aylık sağlamak neden ‘yük’ olarak görülüyor?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“Sadaka Değil, Emeğimizin Karşılığını İstiyoruz”
Ali Şekeroğlu’nun geride bıraktığı “Para için değil, onurumuz için!” sözünü yerde bırakmayacaklarını, ancak bunun yolunun yaşamdan vazgeçmek değil; yaşamak, örgütlenmek ve birleşik mücadeleyi büyütmek olduğunu belirten Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün önümüzdeki en temel görev; emeklilerin, emek örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin yan yana gelerek birleşik, demokratik ve barışçıl mücadeleyi büyütmesidir. Biz sadaka istemiyoruz, lütuf istemiyoruz. Bir ömür verdiğimiz emeğin ve ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İnsanca beslenmek, barınmak, sağlık hizmetlerine ulaşmak; çocuklarımıza ve torunlarımıza mahcup olmadan, yarından korkmadan, insanca ve onurumuzla yaşamak istiyoruz!”

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
