Zonguldak, vitrinine yerleştirilen parıltılı vaatlerle sokağın yakıcı gerçekleri arasında sıkışıp kaldığı çelişkilerle dolu bir haftayı daha geride bıraktı. Bir yanda manşetleri süsleyen milyon dolarlık tasarruf bültenleri ve Ankara’dan gelen yeni stadyum müjdeleri; diğer yanda ise şantiyede hakkını arayan işçiye sallanan Kod 49 sopası, Fevkani Köprüsü yıkıldıktan sonra nefessiz kalan şehir trafiği ve ilk yağmurda çamura dönen yollar.

Erdemir ve İsdemir yönetimi, Kaizen uygulamaları ve operasyonel mükemmellikle yıllık 61,6 milyon dolarlık finansal kazanım elde etmeyi hedeflediklerini ilan ediyor. Kağıt üstündeki bu parlak bilançolar sermayenin hanesine yazılırken, kentin hemen yanı başında, Bülent Ecevit Üniversitesi ek bina inşaatında çalışan taşeron işçilerin dramı madalyonun öteki yüzünü haykırıyor. Aylardır ödenmeyen ücretleri için şantiyede iş bırakıp direnerek paralarını söke söke alan işçiler, bu kez taşeron şirketin intikamcı Kod 49 hamlesiyle cezalandırıldı. Firmanın “maaşları sadece 6 gün geciktirdik” savunması, Demokrasi Platformu’nun kamuoyuna açıkladığı tek bir işçiye bir haftada yatırılan 98 bin ve 96 bin liralık banka dekontlarıyla yerle bir oldu. SGK primleri asgari ücretten yatırılan, hak aradıkları için kıdem tazminatları sıfırlanıp işsizlik maaşları engellenen işçiler açıkça kara listeye alındı. BEÜ Rektörlüğü ve TOKİ ise bu taşeron pervasızlığını sessizce seyretmeyi sürdürüyor.

Oysa Maden Mühendisleri Odası’nın kentimizde düzenlediği 24. Uluslararası Kömür Kongresi sonuç bildirgesi tam da bu sömürüye parmak basıyor: Ruhsat parçalanmalarına ve denetimsiz rödövans sistemine son verilmeli, TTK çatısı altında kamusal işletmecilik ve “sıfır ölüm” ilkesi yeniden tesis edilmelidir.

Kentin merkezinde ise plansızlığın faturası her geçen gün ağırlaşıyor. Zonguldak Belediye Meclisi’nde 2025–2029 Stratejik Plan revizyonu muhalefetin ret oylarına karşı oy çokluğuyla kabul edilirken, meclisin asıl düğümü otopark ve ulaşım keşmekeşi oldu. Fevkani Köprüsü plansızca yıkıldıktan sonra şehir merkezinde tek bir park alanı kalmadığını itiraf eden Trafik Komisyonu Başkanı Adil Bahadır, “Olmayan alanda çare arıyoruz, gelin A ya da B değil ‘Zonguldak Partisi’ olalım” feryadında bulundu. Çatalağzı, Filyos ve Kilimli dolmuş durakları için halk otobüslerinin ardında ayrılan 4 araçlık bekleme cepleri ise kentin kronik trafik krizini çözmekten fersah fersah uzak. AKP grubunun yetersizlik gerekçesiyle “şartlı evet” verdiği bu pansuman çözümler, kentin tıkalı damarlarını açmaya yetmiyor. Benzer bir ciddiyetsizlik Tepebaşı Mahallesi’nde dökülen asfaltta patlak verdi. İl Özel İdaresi’nin serdiği asfalt ilk yağmurda parçalanınca sahaya inen Yeni Parti İl Başkanı Devrim Dural, “Milyonluk kamu zararı var; kendi belediyelerinizde boy boy poz verirken buradaki israf karşısında neredesiniz?” diye sordu. AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın buna cevabı ise “Başkanınız tatilde, iki kürek asfalt atsaydınız” polemiğinden öteye geçemedi.

Siyaset arenası halkın derdinden kopuk bir kayıkçı kavgasına kilitlenmişken, Yeni Parti’de 18 Ekim kongresi öncesi Devrim Dural “Baş veririz, baş eğmeyiz” resti çekiyor; rakibi Turhan Oral’ın adaylık toplantısında ise parti binasına dökülen harç ve kadın yöneticilere savrulan “çapulcu” hakareti havada uçuşuyor. AKP’li Çağlayan ise belediyedeki 500 işçi alımını “delege pazarlığı” olarak niteleyip fahiş su zamlarına yüklenirken, Çaycuma Belediye Başkanı Kantarcı ile Alaplı Belediye Başkanı Tekin’e açık kapı bırakarak transfer siyasetine oynuyor.

Oysa sokaktaki yangın çok başka. Tüketici Hakları Derneği Şube Başkanı Ali Topaloğlu’nun TÜİK’in yüzde 1.84’lük hayali enflasyonuna isyan ederek “Çocuklar okula aç gidiyor, bir öğün yemek dahi verilmiyor” sözleri; Saadet Partisi İl Başkanı Burak Erol’un fon skandallarında SPK ve BDDK’yı işaret edip “Bu devletin denetim sınavıdır” uyarısı; Madenci Anıtı’nda yükselen 10 Ekim adaleti ve AGD’nin Gazze çağrısı ile CHP Kadın Kolları’nın masaya yatırdığı güvencesiz kadın yoksulluğu tablonun ta kendisidir.

Bakan Osman Aşkın Bak’ın stadyum vaadi ve Zonguldak Barosu’nda Türker Kapkaç’ın 9 oy farkla güven tazelemesi kentin vitrininde yer bulsa da Susma’nın ekonomi analizinde vurgulanan gerçek değişmiyor: Şirketlerin kazandığı her 100 liranın 70 lirası faize giderken, inşaat maliyetleri yıllık yüzde 30 artarken ve emekliler açlık sınırındayken bu kent boyalı vaatlerle doymaz. Zonguldak; çamura gömülen asfaltın, Kod 49 ile ezilen işçinin ve sahipsiz bırakılan kentin hesabı sorulmadıkça huzur bulamayacaktır.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.