Eğitimde çıkmaz sokak (2)

Geçen hafta, değişen her iktidarda olduğu gibi değişen her eğitim bakanın da eğitime el atarak “eğitimde” çıkmaz sokak oluşturduklarını belirtmiş, AKP’nin eğitim politikalarına yön veren Eğitim Bir Sen’in “Geciktirilmiş Reform Müfredatın Demokratikleştirilmesi Raporu”ndan önemli bölümler paylaşmıştım.

Bugün, eğitim programlarında “özgür bireyi” önceleyen ve onların toplum içerisindeki ruhsal, fiziksel ve duygusal durumlarını, gelişimlerini inceleyen pedagojik formasyona değerveren bir programdan uzak, her bir siyasal iktidarın kendine biat eden bir toplum yaratmada eğitimi bir araç, bir manivela olarak kullandıkları görülüyor. Bu hafta Etim İş’in,bu konudaki anlayışını paylaşmaya çalışacağız. Değerlendirilmesi siz değerli okuyucuların olacak.

Eğitim İş, 01.06.2018 ile 30.06.2018 arasında hazırlamış olduğu Eğitim Çalışanları Bakış Açısından İlköğretim ve Ortaöğretim Programları Raporunda, MEB “Ülkemizde eğitim sorunlarının tespiti, tanımlanması ve tanımlanan bu sorunlara çözüm üretilmesi süreçlerinde bireysel, temsili ve örgütlü katılım boyutlarına yeterince yer vermemektedir. Bu durum, eğitimde iyileştirme/ reform çalışmalarının toplum ve eğitim çalışanlarınca kabul edilmesini, sahiplenilmesini ve desteklenmesini olumsuz etkilemektedir. Toplumun, eğitim çalışanlarının sahiplenmediği, yeterli destek vermediği projelerin başarılı olması mümkün olmamaktadır.”

“Eğitimle ilgili karar ve uygulama süreçlerinin katılımcı ve demokratik bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını” isteyen Eğitim İş, bunun da ilk adımını atma sorumluluğu MEB yöneticileri ile birlikte eğitim çalışanlarınca kurulan örgütler (sendikalar, dernekler, vakıflar vb) ve tüm toplumdur, diyor. “Hata planlamada mı, planı uygulama becerisinde mi, yoksa tüm bunları da içerecek bir fikri arka plan boşluğunda mı” sorusunun cevabını, “eğitim sisteminin yapılandırmasında yeni bir anlayışa, yeni bir zihinsel dönüşüme gereksinim vardır” dedikten sonra da, “Bakış açılarının, yaklaşımların değişmesi kendiliğinden değil, belirli bir birikimler bağlamında gerçekleşebilmektedir. Sendikamız tarafından, öğretmenlik mesleği, eğitimin ve mesleğin sorunlarını saptayan, bu sorunlara çözüm seçenekleri oluşturan, bu seçeneklerin en etkin olanını uygulayan, uygulama sonuçlarını ve etkilerini izleyip değerlendirebilen profesyonel bir meslek olarak görmektedir.”

Eğitim İş, 4+4+4=12 kesintisiz zorunlu eğitim yasasına yapılan itiraz (Ağustos 2012) raporunda da2010 anayasa tartışmalarının yapıldığı dönemde ortaya “Dindar Nesil” söylemi atıldığını ve 4+4+4 ile amaçlananları toplumla paylaştıklarını” belirtiyor. “İktidarın 28 Şubat ile hesaplaşmak gibi bir derdi yoktur, kendilerini iktidara getiren süreçle hesaplaşamazlar. Bu yasayla asıl hedeflenen Türkiye Cumhuriyetikurucu değerleri ve devrim yasalarıdır. Siyasal iktidarın bu yasayla ulaşacağı ikinci aşama “Karma Eğitim” sistemine son vermektir. Bu konuda yandaş sendika, “Bakanlığa düşen görev, insanları kendi inançlarıyla, kültürleriyle ve pedagojik ilkelerle çelişkiye sokan mecburi karma eğitim uygulamasına son vermek olmalıdır. Karma eğitim mecburiyeti bir insan hakkı ihlalidir, velinin ve öğrencinin iradesine zorbaca el koymaktır” ifadesine yer verdiğine, dikkat çekiyor.

Eğitim İş, asıl hedefin, “mektep- medrese ikilemi yaratılarak öğretim birliğine son vermek” olduğunu, bu anlayışa karşı toplumun her kesiminin içinde yer alacağı, farklılıkların bir kenara bırakılarak, ülkenin ortaçağ karanlığına teslim edilmemesi gerektiğini söylüyor. “Eğitim İş olarak Cumhuriyetimize yönelen bu saldırı yasalarına karşı, her türlü birlikteliğe hazır olduğumuzu kamuoyuyla paylaşmak isteriz” diyor.

Eğitim İş’in ortaya koyduğu anlayışla,Eğitim Bir Sen’in din referanslı bir eğitimle devletin ve toplumun dinselleştirilmesi olgusuna direnç gösterilmesi yönünde, var olan devlet ve toplumsal yapının korunması hedeflenmektedir. Toplumun laiklikten daha uzaklaştırılmasına gösterilen bu direnç, doğru olmakla birlikte “Özgür Bireyi” önceleyen bir programı ve pedagojik formasyonu da içermeliydi. Sözümüzü dostlarımıza, Hababam Sınıfının yaratıcısı Rıfat Ilgaz’ın “kötü öğretmen, kötü veli, kötü öğrenci yoktur. Kötü eğitim sistemi vardır” sözünü hatırlatarak bağlayalım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: