Suriyeli göçmenler ve göç politikası

Emperyalist Avrupa Birliği ile ABD, Arap Baharı ile dizayn ettiği ülkelerden sonra Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile planladığı Suriye iç savaşını başlattı. Türkiye, bu iç savaşta hemen taraf oldu, savaşı destekledi, işin içine girdi. Sonrası malum. Çatışmalar, can güvenliği olmayan bir ülke. Ardından iç ve dış göçler. Resmi rakamlara göre 6 milyon Suriyeli komşu ülkelerde mülteci ve sığınmacı durumunda. 3,5 milyonu ise Türkiye’de.

Suriye savaşı, Türkiye’de iktidar ve muhalefeti farklı konumlandırdı. AKP ve MHP savaşı desteklerken, CHP ve HDP karşı tarafta yer aldı. Taraflar giderek MİT tırları üzerinden mahkemelik bile oldular. Şimdilerde Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi için iki taraf da ortak söylemlerde bulunuyor. Bakalım Suriyeliler gidecekler mi? Suriyelilere nasıl bir bilanço çıktı, bakmakta yarar var.

Akademik çevrelere göre Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle göç hareketi, nedenleri itibariyle “siyasi”, şekli itibariyle “kitlesel”, taşıdığı şartlar itibariyle “zorunlu”,coğrafi sınırlar itibariyle bir “dış göç” hareketidir. Anadolu, dünya tarihinde, çok sayıda farklı dinsel ve etnik kökene sahip uluslara ev sahipliği yapmış, daha çok yerleşim amaçlı olsa da kıtalar arasında köprü görevi görmüştür. Bölgesel büyük göç dalgaları Türkiye’nin bugünkü biçimi almasında önemli rol oynamıştır. Anadolu’ya göç edenlerin başında Türkler gelmektedir. Osmanlı zamanında Kırım Tatarları, Arnavutlar, Boşnaklar, Pomaklar, Polonyalılar, Çerkezler, Arap Alevileri, Azeriler, Karaylar; Cumhuriyet döneminde Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya ve Doğu Halkları (Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Türkmenler, Karakalpaklar, Balkırlar, Azeriler, Karaçaylar, Dağıstanlılar, İnguşlar, Çeçenler, Afganlılar ve Suriyeliler) Anadolu’ya gelerek bugünkü etnik ve kültürel dokuyu oluşturmuşlardır.

Yine Akademik çevrelere göre, uluslar arası göç sorunu, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren gündemden düşmemeye başlamıştır. Siyasi istikrarsızlık, insan hakları ihlalleri, baskı rejimleri, iç savaşlar, etnik çatışmalar, işsizlik, ekonomik sıkıntılar, yetersiz coğrafi koşullar ve can güvenliği korkusundan kaçan insanlar, en azından daha insanca yaşayabileceği kadar para kazanabilmek, ülkesindeki borçlarını ödeyebilmek, ailesine mali yardım sağlayabilmek ve daha iyi yaşam koşullarına sahip olabilmek amacıyla canlarını hiçe sayarak ucuz işgücüne ihtiyaç duyan Batı ülkelerine yönelmektedir. İletişim teknolojilerindeki gelişmelerin Batı ülkelerindeki yaşam koşullarını görünür hale getirmesi bunda rol oynamaktadır.

Fakat son yıllarda Batı toplumlarında göçmenlere, sığınmacılara ve mültecilere karşı önyargılar, korkular ve nefret artıyor. Bunun sebebi ise, ücretleri düşürür, yerli nüfus arasında işsizliği yükseltir, doğurganlıklarıyla sosyal sistemi çökertir, ulusal kimliği tehlikeye düşürür gibi ekonomik- siyasal ve kültürel yeni sebepler ileri sürülmektedir.

Mülteci davranışları nasıl olmaktadır: Kişilerin alışmış olduğu çevresinden kopuşunun zorunlu olduğu durumlarda göç, geri dönüşü olmayan, kişinin fiziksel ve ruhsal çevresinden ayrılmasına yol açan bir süreç özelliği göstermektedir. Toplu göç ve mültecilik, geleceği belirsizliklerle dolu bir yaşamı ifade etmektedir. Mültecileri ülkelerinden göç etmeye zorlayan nedenler, çoklu travmaların görünmesine sebep olmakta, bu çoklu travmalarla beraber gelinen ülkedeki yaşam koşulları, sığınma politikası ve insan haklarına verilen değer, mültecilerin kaderini tayin ediyor. Mülteciler bu travmalar nedeniyle ihtiyaç duydukları psiko- sosyal destek yerine, kötü yaşam koşulları içinde çaresiz bırakılmakta, mültecilerin kendi ayakları üstünde durmasına yardımcı olacak sosyal işlevselliklerini harekete geçirecek olan çalışma hakkı da genellikle verilmemektedir. Türkiye’de göçmenlerin yerli halkla etkileşimi, uyumu ve yerleşim yer ve şekilleri her zaman iç ve dış politikada gündem konusu olmuş, bu geçişler Türkiye ile AB arasında şantaj konusu bile yapılmıştır.

Suriye’de yaşanan iç savaşın yarattığı göç dalgasının müsebbibi AB, İngiltere ve ABD emperyalizmidir. Buna emperyalist emelleri olan devletler de müdahil olmuşlardır. Zira bölge enerji kaynakları ve pazar açısından mümbit bir bölgedir. Yakılan yıkılan talan edilen köy, kasaba ve şehirlerin yeniden imarı kapitalizmin iştahını kabartmaktadır

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: