KESK Genel Başkanı Gezen Kömür Kongresinde Özelleştirmeleri Eleştirdi!

21. Uluslararası Kömür Kongresi’nde Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Aysun Gezen bir konuşma yaparak kongreyi selamladı. “Kömürün başkentinde ve direnişin başkentinde olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.” diyen Gezen; Şeker Fabrikalarının satışından ve özelleştirmelerden bahsettiği konuşmasında, maden sektöründeki özelleştirmelerin Soma ve Ermenek’te verdiği sonuçlardan bahsetti. 1 Mayıs’a da değinen Gezen, kamunun yeniden kazanılması gerektiğini vurguladı. Gezen’in konuşması şöyle:

“Kömürün başkentinde ve direnişin başkentinde olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.”

“Sözlerime başlamadan kömürün başkentinde ve direnişin başkentinde olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün özelleştirmelerin yarattığı yıkımın bir benzerini bugün şeker fabrikaları ile deneyimliyoruz fakat bu süreç çok daha geçmişe dayanıyor. 24 Ocak 1980’den beri uygulanmaya çalışılan kararlar ile gerçekten kamu alanına yönelik çok ciddi saldırılar var. Sayın Maden Mühendisleri Odası Şube Başkanı Kaymakçı; nasıl maden kurumlarının zarar ettiğini göstermeye çalıştıklarını, bunların özelleştirilmeleri için madenlerin nasıl atıl hale getirildiğini, nasıl üretim ve ihracat yapması gereken bir ülkenin her şeyi dışarıdan ithal ettiğini aslında çok güzel özetledi. Fakat bunu şeker fabrikaları ile tekrar yaşıyoruz.

“Bir sektör, bir iş kolu bir kenti her açıdan kalkındırabiliyor.”

Bir çok şeker fabrikası özel sektöre devredilmiş, özelleştirilmiş fabrikalarla yaklaşık aynı üretim kapasitesini sağlarken ve piyasa fiyatları tüketiciler için aşağı-yukarı aynı iken hatta daha uygunken; bu fabrikaların yeni teknolojilere kapatıldı, teknolojileri yenilenmedi, zarar gösterildi,atıl durumda bırakıldı, kota verilmedi ve bu gün bunlar bahane edilerek özelleştirilmesinin önü açıldı. Peki bu fabrikaların özelleştirilmesi sadece bu fabrikaların el değiştirmesi veya sermayeye geçmesi ile mi sınırlı? Hayır! Aynı zamanda bu özelleştirmeler bu fabrikalarda çalışan emekçilerin iş güvenliğinin elinden alınması gerek, aynı zamanda iş güvenliği elinden alınan bu emekçilerin açlık sınırında yaşaması demek, aynı zamanda bu fabrikalar sayesinde gelişen ve bir çok sosyal tesise kavuşan bu kentlerin yeniden çölleşmesi demek, insanların kamusal alanları kaybederek birbirinden uzaklaşması -bireycileşmesi- demek… Gördüğünüz gibi bir sektör, bir iş kolu bir kenti her açıdan kalkındırabiliyor.

“Özelleştirmelerin, rödövans sisteminin nelere yol açtığını aslında Soma ve Ermenek’te gördük.”

Kömürde yaşanan da aslında bugün şekerde deneyimlediğimiz şeydi. Özelleştirmelerin, rödövans sisteminin nelere yol açtığını aslında Soma ve Ermenek’te gördük. Kaçak işletmesine göz yumulan madenlerin neye yol açtığını hep birlikte gördük. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kavramlarının sermayedarlar açısında sadece bir girdi olduğunu, bir maliyet kalemi olduğunu, insana değer verilmediğini ve tek değeri para olup gözünü kar hırsı bürüyenlerin nelere yol açtığını hep beraber gördük. Bugün yerli ve milli söylemine sığınanlar, bugün yerli ve milliyiz diyen, bu anlamda politika üretenler bizim emeklerimiz ile ürettiğimiz her türlü kamusal varlığı uluslararası sermayeye, emperyalistlere peşkeş çekiyor.

“Varlık Fonu ile Türkiye’de hizmet sağlayan bir çok kamu kurumu doğrudan saraya bağlandı.”

Biz bu özelleştirmeleri sadece burada mı gördük? Hayır! Bir de Varlık Fonu denilen bir yapı var. Varlık Fonu ile Türkiye’de hizmet sağlayan bir çok kamu kurumu doğrudan saraya bağlandı. Yaklaşık değeri ise 200 Milyon Dolar civarında… Bugünün dolar kuru ile hesapladığınızda Türkiye’nin 2018 bütçesi ile denk veya orayı aşıyor. Peki buraya devredilenşirketler ne işe yarayacak? Buraya devredilen şirketler AKP iktidarı OHAL uygulamasını sürdürsün diye, KHK rejimini sürdürebilsin diye, savaş politikalarına finansman yaratsın diye, kendi İslamcı-Faşist rejimini konsolde etsin diye ve doğrudan Saray uluslararası sermayeden doğrudan kredialabilsin diye var. Dolasıyı ile bizim bugün kamuculuğu savunmamız, laikliği savunmamız; eşit, özgür, adil ve emekten yana bir dünya özlemimizi sağlamamıziçin şart. Bu gün kömür çevreye verdiği zararlarla ve ölümlerle anılıyorsa bunun sorumlusu kömür değil bu politikaların kendisi, bu politikaların uygulayıcısının kendisidir. Kamucu bir anlayış ile özellikle de kamucu bir planlama ile çevreye verilen zararın en aza indirilebileceğini; işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlandığı ve de sıkı denetimlerin uygulandığı durumlarda bu katliamların yaşanmayacağını her birlikte bir çok gelişmiş ülkede gördük. Bugün bize düşen de bu anlayışla kamuyu yeniden kazanmak, kamusal varlıklarımızı yeniden kazanmak, bütün özelleştirilen kurumların tekrar kamusallaşması için her birlikte mücadele vermek, iş güvenliğini savunmak, geleceğimizi savunmaktır. Dolayısı ile bu yürüdüğünüz yoldabizler de sizlerle yan yanayız ve bu mücadelede biz de varız.

“AKP bugün OHAL koşullarında ülkeyi yeniden seçimlere götürmek istiyor.”

Emekçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’a yaklaşıyoruz. İşte bu politikaları savunacağımız, kamuyu yeniden kazanmak için mücadele vereceğimiz, laikliği kazanmak için mücadele vereceğimiz yegane gün bu gündür. Buradan bu vesile ile bizlere de burada konuşma fırsatı verilmesi sebebi ile herkesi 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya, emekten ve demokrasiden yana bir ülke kurmak için mücadele etmeye çağırıyoruz. AKP bugün OHAL koşullarında ülkeyi yeniden seçimlere götürmek istiyor. Bizlerin, emekçilerin, halkın kendi hakkındaki kararlarını bizzat kendisinin vermesini engellemeye çalışıyor. İrademizi yok sayıyor. Evet 1980’deki projeyi AKP bugün en vahşi şekilde sürdürüyor. Bizlere düşen görev de 1 Mayıs yaklaşırken bu politikalara karşı durmak, bu politikaların karşısında sonuna kadar yan yana, omuz omuza mücadele etmek. AKP Cumhurbaşkanı’nın söylediği bir söz var TMMOB için; “TMMOB bizim politikalarımız bir on yıl geciktirdi, bu yüzden bu kadar TMMOB’a öfkeliyiz” dedi. İşte geciken bu on yılları otuz yıllara, kırk yıllara katlamamız ve en sonunda hep birlikte emeğin ülkesini kurma dileği ile kongrenizi selamlıyorum ve kamuculuğu, kamuyu yeniden kazanma mücadelemizde bu kongrenin çok önemli olduğunu söylemek istiyorum. Hepinize, hepimize kolay gelsin.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: