İktidarla muhalefetin seçim manifestoları

İktidar ve muhalefet partileri seçim manifestolarını kamuoyuna sundular. Yetmişlerde sosyalistlerin sıkça kullandığı manifesto için Cumhurbaşkanı RT Erdoğan “Daha güçlü, daha müreffeh ve daha özgür bir Türkiye’ye yürüme kararlılığı” dedi. (4 Mayıs 2018, Yeni Şafak).

Manifesto’yu Karl Marks ve Friedrich Engels ilk kez, komünistler birliği programı olarak 1848 de kaleme aldılar ve bütün Avrupa’nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir sırada, Londra’da küçük bir basımevinde basıldı. Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor, komünizm hayaleti. Zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri olmayan, bütün ülkelerin işçilerini, koca bir dünyayı kazanmaya, çağıran bildirinin adıdır.

Peki, partiler, bu kelimeyi niçin tercih ettiler derseniz, seksenden bu yana devleti yönetenler, siyasette öyle bir aşınma ve erozyon yarattılar ki artık bildirge, vaat gibi kelimeler kifayetsiz kaldı. Burada iktidar ile muhalefetin yayınladıkları eğitim manifestolarına bakalım.

AKP, “İnsan ve Toplum” başlığı altında açıkladığı eğitim manifestosunda“insanı yaşat ki devlet yaşasın” şiarıyla parti lideri ve teşkilatının insan için siyaset üreteceğini ifade ediyor. Çocukları ve gençleri geleceğimizin teminatı olarak görüyor, onlara bedensel, kültürel, sanatsal alanda daha kaliteli bir ortam sağlayarak, insanı merkeze alan kalkınma anlayışımızı devam ettireceğiz” (25.05.2018 OdaTv) derken eğitimde pedagojik formasyona, bilgi yoğun teknoloji ve özgür bireye göndermede bulunmuyor.

Eğitim manifestosunda AKP, daha önceki vaatlerinde olduğu gibi, insana göre devleti öncelemeye devam ediyor. İnsanı merkeze değil, devleti merkeze alıyor ve bununla da devleti insan için değil, insanı devlet için yaşatmayı amaçlıyor. Eğitimi ucuz işgücü sağlamada bir araç gördüğünü gizlemeye çalışıyor. Çocukların ve gençlerin kendileri için değil, geleceğin, lideri ve teşkilatın teminatı olarak yetiştirileceği, muhafazakar, dinsel ve geleneksel yapılarla donatılarak kendine ve kendi emeğine yabancılaştırılacağı anlaşılıyor.

AKP ilk günden muhafazakar bir parti olduğunu açıkladı. Muhafazakar ve yandaş fikir adamı B Bekir Özipek’e göre, bir fikir ve ideoloji olarak muhafazakarlık, insanın akıl, bilgi ve birikiminin sınırlılığıdır. Toplumun tarihsel olarak sahip olduğu aile, gelenek, din değerini ve kurumlarını temel alır. Değişimi, sağ ve sol siyasi projeleri reddeder, ılımlı ve tedrici değişimi savunan bir düşünce biçimi, fikir geleneği ve bir siyasi ideolojidir. Bu anlayışla aydınlanmaya tepki duyar, aydınlanmanın aklın temel kurucu rol atfetmesine, aydınlanmış akla sahip insanın dünyayı anlama ve dönüştürme potansiyeline karşıdır, (Muhafazakar Siyasetin Temelleri, 26 Eylül 2015 Berat Bekir Özipek).

İtalyan pedagog ve anropolog Maria Montessori (1870- 1952) der ki “Eller zekânın organlarıdır. Çocuğun eline koymadığınız şeyi aklına koyamazsınız, insan çevresine elleriyle sahip olur” der. Bu söz bence büyük harflerle yazılıp parti duvarlarına asılmalıdır. Pedagojiye göre her çocuk özeldir, her birinin ilgi alanları, bireysel öğrenme hızları ve karakter özellikleri farklıdır ve bu farklılığa göre temelde sağlıklı kişilik ve donanım oluşumu öngörülmelidir.

Kırk yıldır, her bakanın kendi meşrebine göre keşmekeşe dönüştürdüğü eğitim, artık okuduğunu anlamayan bir kuşak yetiştirdi. Dar gelirli ailelerden gelen öğrenciler sınavlarda hep nal topladıktan sonra biraz da CHP’nin manifestosuna bakalım.

“Eğitim sistemini düzeltmek boynumuzun borcu. Analitik düşünme ve sorgulama ile ilgili bir eğitim sistemi kuracağız. Bütün mahallelere kreş açacağız. Birleştirilmiş sınıf uygulamasını kaldıracağız. Yurtsuz öğrenci kalmayacak. OSB bölgelerinde Teknoloji liseleri açacağız, sigortayı devlet ödeyecek. Katma değeri yüksek ürünler ürettireceğiz.180 bin öğretmen atayacağız. Öğretmen yoksulluk sınırının altında maaş almayacak. 3600 ek gösterge verilecek. Üniversitelere bilimsel ve mali özerklik tanıyacağız. YÖK yerine insan kaynakları bakanlığı kuracağız. Sözcü gazetesi.26 Mayıs 2018.

CHP, manifestosunu kısa yazmış. Bence Köy Enstitülerini sahiplenen CHP, topluma daha özgün bir eğitim modeli sunabilseydi, bugün onu tartışıyor olurduk. Dilerim Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı olunca özerk bir eğitim kurumu oluşturur da o zaman tartışırız

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: