Doları ancak üretim düşürebilir

Doların zirve yapması, iç turizmi canlandırdı. Dövizin pahalı olması ve kontrol altına alınmasıyla yurt dışına çıkmayan yerli turistler, bayramı yurdun değişik turizm bölgelerinde değerlendirirken, önemli tatil beldelerimizden Didim de bu bayramda çok yoğun turist çekti.

Gel gör ki Didim’de pazar tatile gelenlerin ihtiyacını karşılamadı. İnsanlar ihtiyaçlarını yoktan, ateş pahasına karşıladılar. Yerli ve yabancı turist, ihtiyacını her zaman pazardan, yerli üreticinin elinden karşılamayı tercih ederken bu yaz köylünün elinde ürün bulamadı.

Üretimsizliğin nedenini iki örnekle açıklamadan önce, konuya bir saptamayla girelim istedim: “Tersine dönmüş dünyaya, tersine dönmüş bilinçle baktıkları için düz gören bireyler, kendileri arasındaki ekonomik ilişkileri, değerin, paranın, pazarın değil, hukukun düzenlediği sanısına kapılırlar. Oysa hukuk, ekonomik ilişkilerin nasıl olacağını belirlemez, ekonomik ilişkiler hukukun nasıl olacağını belirler.” (Devletçi Sapma, Yusuf Zamir, sayfa 34).

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, 26 Ağustos günü MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendisine “Ahlat’a bir cumhurbaşkanlığı köşkü yakışır, çünkü Sultan Alpaslan otağı oraya kurdu, biz de varisleri olarak oraya böyle bir otağ kuralım” dediğini hatırlatarak Ahlat’a saray yapılacağını söylüyor. (Onedio. Com, 26 Ağustos 2018). Şimdi insanlar boş kaldıkça bunu tartışıyorlar. Kim bilir belki doğru da olabilir.

Odatv’den Kerem çalışkan, (05.09.2018 günlü “Ahlat’a Saray Değil Çiftlik Kurun” başlıklı yazısında; “Erdoğan Ahlat’a gitti, çok beğendi, buraya bir saray kurun talimatı” verdi. Bence yanlış, diyor ve devam ediyor: Türkiye’nin ABD- İsrail tarafından ekonomik saldırı ve kuşatma altına alındığı bir ortamda, Erdoğan’ın saray değil, çiftlik kurması lazım. Ne çiftliği? Alpaslan çiftliği, 1071 çiftliği, Malazgirt çiftliği. Türkiye, Erdoğan’ın deyimiyle, ABD- İsrail dinci çetesi Evangelist saldırı ve kuşatma altında, yani ABD Emperyalizmi Türkiye’yi dolarla, ekonomik krizle çökertmek, dağıtmak istiyor. Peki, Türkiye bu global kumpası neyle bozacak, en çok kendi gücüne güvenerek, kemer sıkarak, üretimi arttırarak. Mesele dolara karşı Allah meselesi değil. On tane saray peşinde koşmayın, on tane devlet tarım çiftliği kurun” diyor.

Aynı saray eleştirisine İlber Ortaylı da katlıyor:

“Uzun tatil sonrası, İstanbul- İzmir arası ve İç Anadolu’ya doğru otoyollar arabalarla doldu. Tarımsal istatistiklere bakıp ilgili raporları okumasak bile çıplak gözle gördüklerimiz bize bazı yanlışlarımızı gösteriyor. Bir vakitler Küçük Asya flora bakımından en renkli yerdi. Dünyanın en güzel renkli halıları bugün artık kaybolan bitki türlerinden elde edilirdi. Bizim hayatımız içinde çok yakın zamanlara kadar sebze ve meyvenin cenneti Türkiye’ydi. Büyük gerilemenin içine girdik. Tarımda destekleme politikasını körü körüne ve ayırt etmeksizin terk eden 1980 sonrası iktidarlar bir yıkıma neden oldular. Üstelik bu alanda kayırmacılık yapıldı. 1950 sonrası tahıl cinsleri üzerinde bilgisizce vurgunculuğa girildi. İnsanlarımız ağız tadı ve lezzeti kaybettiler. Bugün Türkiye meyvelerini toplayamıyor. Bağbozumu istenen neticeyi vermiyor, sebze bahçeciliği eski ürünleri çıkaramıyor. Tatilde yolculuğa çıktığınız zaman meyveleri toplanmayan bahçelerin yanından geçtiniz ve dünyanın en güzel şeftalilerinin yetiştiği Bursa Ovasında şehirleşme ve endüstrinin yarattığı tahribatı gördünüz.”

“Kaymakam, belediye reisi, il tarım müdürü gibi memurlardan oluşan taşra idaresi, çiftçinin ürettiği ürünle alıcının temasını sağlayamıyor. İnsanlar çok ucuza elden çıkarabildiği ürünü toplamayı tercih etmezken, pazarda insanlar aynı ürünü pahalı olduğu için alamıyorlar. Ziraatta arz-talep serbest piyasa koşullarına bırakılamaz, vahşi bir pazar mekanizmasının hiç uğramaması gereken alandır pazar. Yeryüzünün büyük iklim değişiklikleriyle mücadele ettiği bu asırda açlık tehlikesi kapıdadır. Kıtlığı, kimya sanayisiyle bolluğa çevirmeniz mümkün değil. Tarlada ve bahçede yetiştirileni asıl tüketiciye uygun fiyatla devretmek gerekir, bunun yolu da kooperatifçilikten geçer.” (İlber Ortaylı, 02.09.2018 HABERERK). Bu hatırlatmalar Ovacık’la beraber bizim belediye başkanlarımızın da kulaklarını çınlatmış olabilir belki.

Doların ateşinin düşmesine gelince, bunu sarayların değil, sadece karnı tok insanların düşürebileceğinin herhalde en az bizler kadar ülke yöneticileri de farkındadırlar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: