Sendikal sistem işçi sınıfına ne kadar yabancı

Küresel sermayeye eklemlenerek yeni bir yapılanma sürecine giren Türkiye endüstrisi, çalışma yaşamında kapsamlı değişiklikler gerçekleştirdi. Değişikliklerin başında, işçi sınıfının örgütlülüğünü düşürdü ve sendikalara yabancılaştırdı.

Dört Ekim günü Karadeniz Ereğli’de, Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ), Türk İş ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) işbirliği ile “19. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi” yapıldı. Kongreye genç akademisyenler tarafından hazırlanan “Emeğin ve Sendikacılığın Geleceği” ile ilgili tezler sunuldu ve yeni bakış açıları ortaya konuldu.

Kongreye Prof Metin Kutal, Prof Seyhan Erdoğdu, Prof Metin Özuğurlu ve Doç Dr Aziz Çelik yanında BEÜ ve farklı üniversitelerden çok sayıda genç akademisyen, araştırma ve tezleriyle katılımcıları hem bilgilendirdiler, hem dünyadan hem Türkiye’den haberdar ettiler. Sendikacılığa tuttukları projeksiyonların birkaçını paylaşmak istedim.

Kongrenin açılışında, BEÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı Doç Dr. Sadık Kılıç: “Sendikalar zorlu nesnel koşullarla karşı karşıya olsa da sendikacılık halen yaşamaktadır ve muhtemeldir ki kapitalist çalışma ilişkileri sürdükçe önemli bir faktör olarak kalmaya devam edecektir. Kongremizin işçi sınıfı potansiyelinin yapabilecekleri arasındaki büyük boşluğu doldurmada küçük bir adım olmasını umuyoruz” dedi.

Kongre oturumunu yöneten Prof Metin Kutal (İstanbul Üniversitesi’nden emekli), maden işçisini, 1965 grevinde bilirkişilik yaptığından beri tanıdığını söylüyor. Seyhan Erdoğdu da (Ankara Üni), 2000’li yıllarda ‘İçerdekiler’ azalır, ‘Dışarıdakiler’ Çoğalırken Sendikal Dayanışmayı Hayal Etmek” başlıklı sunduğu bildiride: “İçerdekilerin işlerini korumak için ücret ve çalışma koşullarından tavizler vermesi sermayeyi hareketlendirirken sendikal dayanışmayı ve sendikal birleşmeleri de sağlamıştır. İngiltere ve Almanya ile Kuzey Amerika’da süper sendika yapıları ortaya çıkmış, süper sendikalar eğilimi uluslar arası işkolu federasyonlarında yaygın biçimde yaşanmaktadır. Sendikalar dışarıdaki işçilerle dayanışma hedeflemeli, üyelerin sendikaya bağlılıkları güçlendirilmeli, sendikasız, güvencesiz, kayıt dışı, göçmen işçilere ulaşma, işçi aileleri ile dayanışmaya önem verilmeli” dedi.

Aziz Çelik de (Kocaeli Üni) bildirisinde; “Bilindiği gibi 2000’li yılların başlarında sendikalaşmada ciddi bir düşüş söz konusu iken 2010 sonrasında işçi sendikalarında önemli artış yaşandı. Memur sendikacılığında ise 2000lerde var olan artış, 2010’larda güçlenerek devam etti ve bu oran işçilerde %70, memurlarda %67’yi aştı. Bu süreçte Hak İş ve Memur Sen Konfederasyonlarının üye sayısı astronomik biçimde yükselirken diğerleri yerinde saydı ve temsil güçleri zayıfladı. Sendikalaşmanın ciddi biçimde asimetrik seyretmesi, sendika siyaset ilişkilerinde 2000li yıllar sonrası artan sembiyotik ilişkileri (karşılıklı fayda ya da parazitsel ilişkiler) akla getirmektedir. Özellikle 2010’lu yıllarda sendikalar ve siyasal iktidar arasındaki sembiyotik ilişkilerin arttığı gözlemlenmektedir.

Türkiye’de sendikacılığın merkezileştirilmesiyle vesayet altına alındığı ve sendikalarla siyasi iktidar arasında güdümlü ilişkiler kurulduğu görülmektedir. 2010’lu yıllardan itibaren toplu çalışma ilişkilerinde otoriter korporatizm güçlenirken siyasal iktidar denetimli, bir toplu pazarlık süreci ve ağır grev yasaklarıyla ücretleri disipline etmeye çalışmakta, sayısal olarak güçlenen sendikalarsa bir emek denetimi ve ücret disiplini sağlayan aktöre dönüşmektedir.”

İbrahim Gündoğdu (Dr. ÖğretimÜyesi BEÜ) “Anadolu kaplanlarının yükselen sermayesi, işverenlerin başarı öyküsü değil, emek boyutunu bütünüyle göz ardı edilmesidir. Burada esas olarak girişimcilik değil emek kontrol rejimi olarak ele alınması gerekir. Kayseri örneğinde yürütülen araştırmanın vardığı sonuç, söz konusu yeni sanayi coğrafyalarının “dinsel- paternalizm” olarak tanımlanabilecek bir emek kontrol rejimi temelinde geliştiğidir. Buralarda gelişen sınıf ilişkileri yeni mücadele yolları da açmaktadır” demektedir.

Burada, bu kadar saygın paylaşımların yapıldığı kongrede, sendika yönetimlerinde yer almak isteyen genç kuşak işçilerin ilgisizliğine üzüldüğümü belirtmek isterim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: