MESS ile toplu sözleşme görüşmeleri devam eden TÜRK-METAL Sendikası, 2 Ocak 2022 tarihinde Kocaeli’de büyük bir miting düzenledi.

Mitinge Zonguldak’tan Genel Maden İşçileri Sendikası’na (GMİS) üye maden işçileri de katılarak metal işçilerinin mücadelesine destek verdi.

GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Ertan Kaya, Genel Mali Sekreter Volkan Yıldız, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, GMİS’e bağlı Karadon, Armutçuk, Üzülmez, Kozlu, Amasra, Merkez Servisleri ve MTA Şubelerinin şube başkan ve şube yöneticileri ile kalabalık bir madenci grubu katıldı.

 “İşte madenci işte Tük-Metal”, “Geliyor, geliyor madenciler geliyor” sloganlarıyla miting alanına giren madenciler alkışlarla karşılandılar.

Katılımın yoğun olduğu mitingde bir konuşma yapan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak şu konuşmayı yaptı:

 “Biz, bu süreci barış içinde masada bitirmek istiyoruz. Ama olmazsa, işi sokaklara taşımayı da iyi biliriz. Biz, o sokakların yabancısı değiliz. Biz, o sokaklarda büyüdük, o sokaklardan geldik. Gerektiğinde yine o sokaklara, o meydanlara döneriz mücadelenin kralını veririz. Biz, sizden aldığımız güçle, arkamızda sizin desteğinizle, işte bu alanın gücüyle o masada en iyisini yapmak için, en iyisini almak için, ne gerekiyorsa onu yapacağız” dedi.

Bu büyük miting, Pandemi döneminde canları pahasına çalışan tüm emekçiler içindir

Metal Emekçileri Büyük Yürüyüşü ve Mitingi”nin yalnızca metal işçilerinin değil, pandemi döneminde canları pahasına çalışan tüm emekçileri için olduğunu dile getiren Kavlak, “Bu büyük miting, Pandemi döneminde canları pahasına çalışan tüm emekçiler içindir. İşten atılan, ücretsiz izne çıkarılan tüm emekçiler içindir. Bu büyük miting, örgütsüz işçiler içindir. Esnek, kuralsız, güvencesiz çalışanlar içindir. İşsizler içindir. Emeklilikte yaşa takılanlar içindir. Gelecekten umudunu yitirmiş gençler içindir. Bu miting, ezilenler, sömürülenler, hor görülenler emeğinden başka hiçbir şeyi olmayanlar içindir. Bu büyük miting, sendikalaştıkları için işten atılan, örgütlenme hakkı yok sayılanlar içindir. Bu görkemli buluşma, bu ülkede emeğinin ve alın terinin karşılığını alamayan, susturulan, bastırılan, insan yerine konulmayan milyonlar içindir. Bu miting, yalnızca metal işçisine hakkını vermeyen MESS’e karşı değil emeği hor görenlere, hakkını vermeyenlere cevap vermek, evet, biz buradayız demek içindir. Bu büyük buluşmamız Türkiye işçi sınıfının ayağa kalktığı, yeter artık dediği. Bıçak kemiğe dayandı dediği bir haykırıştır. Bir direniştir. Bu şanlı direnişin simgesi, işçi sınıfının gözbebeği, buzkıran gemisi… Türk Metal’in yiğit üyeleri… Çeşitli nedenlerle mitingimize katılamayan, evlerinde, televizyonları başında bizi izleyen değerli kardeşlerim hepinize bir kez daha selam olsun” dedi.

Eylemse eylem. Grevse grev

Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasından yürütülen toplu iş sözleşmesi sürecinin tıkınmasının ardından günlerdir metal işçilerin işyerlerinde, sokaklarda eylemde olduğuna değinerek sözlerine devam eden Genel Başkan Kavlak, “Günlerdir, haftalardır sokaklardayız. Eylemlerimize önce işyerimizde başladık. Vardiyalarda eylemler yaptık. İşi durdurduk. O da yetmedi. Sesimizi daha güçlü bir şekilde duyurmak için kent meydanlarına çıktık. Sokaklardan, caddelerden sel gibi aktık. Önce İzmir’deydik. Sonra Manisa’dan seslendik. Bursa’daydık. Eskişehir’deydik. Grev kararımızla birlikte Gemlik’teydik. Çerkezköy’de, Gebze’de, Sakarya’da, Ankara’daydık. İşte şimdi buradayız. on binlerle, Kocaeli’den sesleniyoruz. Bizim başka bir niyetimiz yok. Gizli bir ajandamız yok. Hepimiz alın terimizin karşılığı için mücadele ediyoruz. Kara, yağmura, soğuğa bakmadan insan gibi yaşamak için hak mücadelesi veriyoruz. Bilmeyenlere, görmeyenlere, duymayanlara, sesimizi duyurmak için olanca gücümüzle bağırıyoruz. Eylemse eylem. Grevse grev” dedi.

Sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız

 “12 Ekim 2021 günü, 130 bin metal emekçisi için işveren sendikası MESS ile masaya oturduk. Tüm iyi niyetimizle, samimiyetimizle, metal emekçilerinin hakkı için, alınterinin karşılığı için 6 oturum gerçekleştirdik. Ancak şimdilik hak ettiğimizi alamadık. Zor bir yola çıktık. Yolumuz zor, sıkıntımız büyük… Artık hepimiz sözün bittiği yerdeyiz. Artık hepimiz dayanma gücümüzün sınırındayız. Artık hepimiz dardayız, zordayız. Günlerdir hepimiz ayaktayız, eylemdeyiz. Dedim ya, artık sözün bittiği yerdeyiz. Bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Değerli dostlarım buradan MESS yetkililerine sesleniyorum. Onların vicdanına, en masum, en insani duygularına sesleniyorum. Artık deniz bitti. Sakın unutmayın deniz bizim için biterse, sizin için de bitmiş demektir. Onun için bu işi daha fazla uzatmanın anlamı yok. Gelin masaya, bu işi bitirelim. Gelin masaya, iyi bir sözleşme yapalım. Gelin masaya, nereye varacağı belli olmayan bu koşullarda siz de, biz de önümüzü görelim. Bizi bekletmeyin. Oyalamayın. Hakkımızı verin, elimizi havada bırakmayın, el sıkışalım, işimizin başına dönelim. Buradan uyarıyorum. Sakın o masaya gelirken ekmeğimize göz dikmeyin. Sakın o masaya gelirken alınterimizi hor görmeyin. Sakın o masaya gelirken, ölümüne çalıştığımız günleri görmezden gelmeyin. Yoksa biz de sizi görmezden geliriz.”

 “Son iki sözleşme sürecimizde bizim taleplerimize karşı gösterdikleri duyarlılık ve sergiledikleri işbirliği için MESS yetkililerine teşekkür ediyorum. Ama o günler iyi günlerdir. Asıl olan bugündür. MESS bugün önemli bir sınavın eşiğindedir. O sınav dostluk sınavıdır. O sınav vefa sınavıdır. Biz bugüne kadar sosyal ortağımıza karşı yalnızca iyi gün dostu olmadığımızı kötü günde de onların yanında olduğumuzu her fırsatta gösterdik. Ne emeğimizi, ne mesaimizi, ne de canımızı esirgedik. Şimdi sıra onlarda… Ne demişler, yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer. Ne kadar yiğit olduklarını şimdi göreceğiz. Gösterin iyi niyetinizi, gösterin dostluğunuzu, gösterin yiğitliğinizi, biz de görelim.”

Bu yaptığınız kul hakkı yemektir

Genel Başkan Kavlak, sözlerine Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkilerine seslenerek devam ederken, “Açıkladığınız o enflasyon rakamları gerçeği yansıtmıyor. Yahu el insaf… Siz bu rakamları nereden alıyorsunuz? Söyleyin de, biz de oradan alışveriş yapalım. Biz dün aldığımız peyniri, zeytini bugün aynı fiyata alamıyoruz. Her alış verişimizde ödediğimiz artıyor filemiz küçülüyor. O nedenle, sizin açıkladığınız o rakamlara kimse inanmıyor. Ancak, ne oluyor biliyor musunuz? Sizin ilan ettiğiniz o gerçek dışı rakamlar, sözleşme masasında bizim karşımıza çıkıyor. Sizin ilan ettiğiniz o gerçek dışı rakamlar yüzünden bizim soframızdaki ekmeğimiz küçülüyor. Cebimizdeki paramız azalıyor. Biz fakirleşiyoruz. Yarın Aralık ayının enflasyonu açıklanacak gelin, çarşının, pazarın enflasyonunu açıklayın. Gelin, elinizi vicdanınıza koyun. Sizin açıkladığınız o enflasyona göre zam alan bu ülkenin işçisine, memuruna, emeklisine kıymayın. Bu ülkeyi sırtında taşıyan emekçilere kıymayın. Bu yaptığınız kul hakkı yemektir” dedi.

Sanmayın ki, o çarklar kendiliğinden dönüyor

 “Sanmayın ki, o çarklar kendiliğinden dönüyor. O bacalar kendiliğinden tütüyor. Sanmayın ki, bir sihirli el dokunuyor ve metal sektörü ihracat rekorları kırıyor. Şampiyon oluyor. Kendinize gelin. Onların hepsini biz yapıyoruz. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, biz kazandırıyoruz. Önce kendinize gelin, sonra da masaya gelin… Gelin ama bu çakma TÜİK rakamlarıyla gelmeyin. Bu işi adaletli bir şekilde bitirelim. Hakkı koruyalım. Gelin masaya. Gelin ama o masada da adil olun, vicdanlı olun. Hakkı koruyun. Sakın bizim karşımıza içi boş söylemlerle, aslı astarı olmayan bahanelerle çıkmayın. Yok salgınmış, yok covidmiş, yok krizmiş, yok işyerlerinde duruşlar varmış. Bunlarla gelmeyin. Sizin yaşadığınız kriz de bizim yaşadıklarımız pembe dizi mi? Sizin yaşadığınız sıkıntı da, bizim yaşadığımız düğün, bayram mı? Evet, biz de biliyoruz. Ülkemizin en büyük fabrikaları üretime ara veriyor. Peki, o fabrikaları biz mi durduruyoruz? Üretimden biz mi kaçıyoruz? Çip krizini biz mi yaratıyoruz? O nedenle sakın bize duruşları bahane etmeyin. Çünkü biz bütün krizlerin faturasını canımızla ödedik” dedi.

Genel Başkan Kavlak, metal emekçilerinin hakkını almadan masadan kalmayacağını belirterek, metal emekçilerinin nedeni olmadığını bir sorunun mağduru olmak istemediğini şu sözlerle ifade etti: “Biz bu krizlerin bedelini ödemek istemiyoruz. Biz her şeyi fazlasıyla hak ediyoruz. Biz karakışta işten atılmak istemiyoruz. Biz, evimize helal ekmek götürmek, çoluk çocuğumuzun yüzüne bakabilmek istiyoruz. Biz, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz. Biz, iş cinayetlerinde can vermek istemiyoruz. Biz, bu ülkede çalışmak, üretmek, ürettiğimizden hakça pay almak istiyoruz. Biz, İnsanca yaşamak istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz.”

Sokakların yabancısı değiliz.

Sosyal diyalogun önemine değinen Kavlak, metal emekçisinin hakkı olanı almak için mücadele etmekten kaçınmayacağını belirterek, “Biz, bu süreci barış içinde masada bitirmek istiyoruz. Ama olmazsa, işi sokaklara taşımayı da iyi biliriz. Biz, o sokakların yabancısı değiliz. Biz, o sokaklarda büyüdük, o sokaklardan geldik. Gerektiğinde yine o sokaklara döneriz mücadelenin kralını veririz. Biz, sizden aldığımız güçle, arkamızda sizin desteğinizle, işte bu alanın gücüyle o masada en iyisini yapmak için, en iyisini almak için, ne gerekiyorsa onu yapacağız. Yine haykıracağız, nefesimiz yettiğince bağıracağız. Bir kez daha hep beraber, eylemse eylem, grevse grev” diyerek sözlerini noktaladı.

Genel Başkan Kavlak’ın konuşmasının ardından ünlü sanatçı Kıraç’ın konseri başladı. Genel Başkan Kavlak adına Genel Başkan Yardımcısı Halil Faki Erdal Kıraç’a sendikamızın üyeleri ile birlikte yürüttüğü emek mücadelesine verdiği destekten dolayı “Emek Dostu Ödülü” verdi.

Metal Emekçileri Büyük Yürüyüşü ve Mitingine, TÜRK-İŞ bağlı sendikalarının Genel Başkanları ve TÜRK-İŞ’e bağlı sendikalara üye ile siyasi partilerin ve Sivil Toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.