Marks, komünal insanlık tasavvurunu en özlü biçimde Gotha Programının Eleştirisi’nde anlatmıştır. Marks’ın meşhur anlatımına giriş paragrafı, peşinden gelen bütün paragrafları bağlayan fikri zemini verir. Marks, bu ilk paragrafta, henüz komünal toplumun iç aşamalarına değinmeden önce, komünal toplumun bütün aşamalarında geçerli olan şu belirlemeleri yapar:

“Üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayanan kooperatif bir toplumda üreticiler ürünlerini mübadele etmezler. Aynı şekilde burada, ürünler için harcanmış emek de bu ürünlerin değeri olarak, onların taşıdığı maddi bir nitelik olarak görünmez. Çünkü şimdi artık, bireysel emek, kapitalist toplumdaki hâlinin tersine, toplam emeğin dolaylı değil, fakat doğrudan bir parçası olarak (doğrudan toplumsal emek olarak – YZ) vardır.” (K. Marks, “Gotha Programının Eleştirisi”, 1875, MESE, İng., c. 3, s. 17.)

Üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayanan kooperatif toplum, doğrudan üreticiler ile üretimin maddi koşullarının sahici birliğinin sağlanmış olduğu komünal toplumdur. Komünal toplumda “üreticiler ürünlerini mübadele etmezler”, yani insanları tahakküm altına alan mübadele ilişkisi yoktur.

Mübadele ilişkisi, ekonomi politiğin teorisini yaptığı ekonomik ilişkiler örgüsünün ayrılmaz bileşenidir. Mübadele ilişkisinin ortadan kalkması, mübadele ilişkisiyle birlikte işlev gören özel mülkiyet, meta, değer, para, pazar, ücretli emek, sermaye gibi öteki bileşenlerin de ortadan kalkması demektir. Bu insana aykırı toplumsal ilişkilerin yok edildiği teorik andan itibaren ekonomi politiğin, değer yasasının hiçbir hükmü kalmaz.

Pazarda satılmak için üretilen ürünlerin büründüğü sapkın toplumsal biçime meta denir. Metalar, pazarda tahakkuk eden mübadele değerlerine göre birbirleriyle mübadele edilirler.

Komünal toplumda ürünler pazarda satılmak için, yani meta biçiminde üretilmez. Komünal toplumda üretilen ürünler, kapitalist toplumda üretilen metalardan farklı olarak, ekonomi politiğin teorisini yaptığı anlamda bir değer içermez. Komünal toplumda üretilen ürünlerin mübadele değeri yoktur, fakat sadece kullanım değeri vardır. Komünal toplumda üretim, sadece kullanım değerleri yaratmak için yapılır.

Kapitalist toplumda birbirlerinden yalıtık üretim birimlerinde harcanan emekler, doğrudan toplumsal olmayan hâlde, yani özel hâlde vazedilirler. Yalıtık birimlerde harcanan özel emeklerin toplumsal emek olarak tanınmaları için, yani toplumsal emeğin bir parçası olarak kabul edilmeleri için mistik bir toplumsallaşma sürecinden geçmeleri gerekmektedir.

Birbirlerinden yalıtık birimlerde harcanan emek miktarları, ürettikleri metalarda soğurulur. Metada soğurulan emek miktarı, toplumsal emek olarak tanınma yolunda pazarın sınavından geçer. Metada soğurulan emek miktarı, bu sınav esnasında, o metaın o an itibarıyla yeniden üretilmesi için toplumsal olarak gereken ortalama emek miktarının neresinde durduğuna göre değişen oranlarda bir toplumsal onay alır, yani bir mübadele değeri kazanır. Eğer üretilen meta satılamazsa, o metada soğurulan emek, toplumsal emek mertebesine yükselememiş olur ki, değersiz damgası yiyerek israf hanesine yazılır.

Komünal toplumda ise toplumsal yarılmaya son verilip komünal birlik sağlandığı için, herkesin bireysel emeği daha baştan toplumsal emeğin bir parçası olarak vazedilir. Herkesin emeği daha baştan komünal karakterde olunca, üretimde harcanan bireysel emeklerin, kapitalist toplumdaki bireysel emekler gibi metaın, değerin, paranın, pazarın toplumsallaşma sürecinden geçmesine gerek kalmaz.

Komünal toplumda herkesin emeğinin toplumsal emek olarak vazedilmesi sayesinde, “ürünler için harcanmış emek … bu ürünlerin değeri olarak” görünmez. Neticeten, komünal toplumda, aynı anlama gelmek üzere sosyalist toplumda değer yasası çalışmaz.