İnanış Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, kıdemli meslektaşlarımızdan Adnan Küçükvar, köşesinde “ “TTK-Sendika-Siyasiler Konuşmalı!” başlıklı yorumunda geçtiğimiz hafta ki Susma (31 Ağustos) manşet haberde, https://susmagazetesi.com/2022/08/31/gelikte-neler-oluyor-bu-zarar-kim-odeyecek/

“ Gelik’te neler oluyor, bu zararı kim karşılayacak?” konusuna değinmiş.

Haberin yayınlanmasından sonra ilk açıklama bir anlamda muhataplardan biri olan GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’den geldi. Hakan Yeşil, Yangın olayını doğruladı.https://susmagazetesi.com/2022/08/31/hakan-yesil-ttk-gelik-isletmesinde-yasanan-yanginla-ilgili-aciklama-yapti/

Susma haberinde yangın ile ilgili teknik konudaki sıkıntılara değinmiş ve Mekanize üretimde ki meydana gelen ve Çin’den yüksek sayıda alınan ve Şilt adı verilen üretim araçlarındaki üretime uyumsuzluğu sonucu yangının çıktığı ve yangını söndürmek için kapatılan bölgede yaklaşık 100 Şilt’in kaldığı ve bu üretim araçlarının tahribatı sonrası ortaya çıkan kamu zararını kimin karşılayacağını sormuştu.

Ayrıca yine cevapsız gibi görünen ama geçtiğimiz hafta Armutçuk’da madenci ile emeklilik için vedalaşan Müessese Müdürü Fazıl Uncu’nun emeklilik sonrası yerine gelmeyi düşünen İsmail Güner konusununda önümüzdeki günlerde daha da netleşeceğine inanıyoruz.

İşte henüz cevabı verilmeyen konular bunlar. Umarız Adnan Küçükvar’ın da dikkatini çektiği bu durum yetkililerce araştırılıp kamuoyu net, açık bilgilendirilir.

Adnan Küçükvar’ın köşesindeki paylaşımı;

Geçtiğimiz hafta Türkiye Taşkömürleri Kurumu (TTK) Gelik İşletme Müdürlüğü’ne bağlı ocaklarda ‘hafif Oksidasyon’ denen bir olağanüstü hal yaşandı. Hafif Oksidasyon’un madencilik veya kimyasal tarifi, ‘ocakta oksjen ile kömürün birleşmesi halinde meydana gelen kısmi yanma.’ şeklinde.                                                                                                                             

Tam da sendika delege seçimleri öncesi ve Amele Birliği’nde(AB)  yapılacak ‘yönetmelik değişikliği’ arifesi olduğu için sendikacılar ‘fırsat-ı ganimet bilip, ‘kısmi yanma’ dolayısıyla bakıma alınan ocakları ileri sürülüp, Amele Birliği yönetmelik değişikliği ile her zaman ki terane ‘işçi açığı’ üzerinden seslerini yükselttiler. Oluşturulan ses/gürültü yoğunluğunda, seçimlere etki ettiği söylenen bürokratları da unutturmaktı…                                                                                                                                           

Bu karambol de ‘yandaş troller’ de piyasaya ‘Karadon ve Merkez Şube kapatıldı. Üretim durdu’ şeklinde şayia ve şaibeler yaydı. Hal bu ki ne şubeler kapatılmış nede üretim durmuştu. Üretim, diğer ayaklara kaydırılıp, eksik kapatılmıştı.                                                         

Bir başka ‘ajitasyon’ da “yangın mekanik ayaklarda, klasik ayaklarda üretim sürüyor” şeklindeydi.                                                                                                                                                         

TTK’da üretim daha ziyade mekanik sisteme döndü. Önceleri klasik sistem yani  pazu gücüne dayalı üretim yapılıyordu. Kurumun çalıştıracağı personel de (norm kadro)buna göre belirleniyordu.  Mekanik sistem devreye girince norm kadro da yarı yarıya düştü. ‘Mekanik Sistem’ ile birlikte kurumda ‘işçi sağlığı ve iş güvenliği’ konularında büyük mesafe alındı.(Ölüm ve yaralanmalı iş kazaları ortadan kalktı.) Klasik ayakta 40 işçinin yaptığı işi mekanik sistem de 16 işçi yapıyor. Dolayısıyla işçi sayısı azaldı; sendika kasasına giren üye aidatı da düştü. ‘Yangın mekanik ayaklarda…’ göndermesinin sebebi bu…                                                                                                                                                             

 Aslında, olayın hızlı büyümesinin nedeni, basının ‘sipariş haber’ üzerinden ‘yanlı bilgilendirme’ yapmasıydı. Kamuoyuna pompalanan ‘Amele birliği ve kısmi yanma’ konularında birinci dereceden muhataplar (AB Başkanı ve TTK Genel Müdürü)öne çıkartılsaydı, ‘sisli/puslu’ hava oluşmazdı. Burada basının eksikliği kadar AB ve TTK üst yönetiminin de kabahati var.                                                                                                                                

AB Başkanı Şenol Yücel’in olaydan iki gün sonra yaptığı ‘alınan kararları; amacını aşan, yalan yanlış bilgilerle farklı taraflara çekerek, şahsi menfaatleri için kullananları kınıyoruz’ açıklaması bile işe yaradı.                                                                                                                            

Yeterli mi, elbette yetersiz…                                                                                                                                   

Hele, yazılı/görsel medya da çıkan bazı ‘ürkütücü’ haberler var ki!                                                    

Meydana gelen ‘kısmi yanma’ konusundaki ‘maddi zarar’, olay mahallinde üretime geçildikten sonra açıklanacaktır elbette.                                                                                                      

Ancak, bir konu daha var ki; iş disiplini, üretim, işçi hakkının engellenmesi, seçme/seçilme hakkına muhalefet açısından açıklanmalı. Bu konuda işçilerin ortak paydalarında yer alan TTK, Sendika, AB yetkilileri inceleme başlatıp, olayın sosyal, hukuki konularında açıklama yapmalıdır.

Son günlerin aktüel konularından biri de Karadon Müessese Müdürü Fazıl Uncu’nun sendikal çekişme içinde gösterilmesidir.

Olay, şehrimizde münteşir ‘Susma’ gazetesinde yer aldı ve ilgi çekti. Bir kurumda bir bürokratın hedefi üst yönetimlerde görev almak olabilir. Ancak, bürokrat, iş disiplini açısından kurumdaki sendikal/siyasal gelişmeler dışında olması gerekir.                                 Susma’nın tespitlerine göre, ‘GMİS Eski Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın önümüzdeki sendika seçimlerinde yeniden genel başkanlığa adaylığı düşündüğü, işte bu nedenle Alabaş’ın idarenin yardımı ile yemekhanede görevlendirildiği; yine Amele birliği yöneticisi Adem Aydeniz’in servisi değiştirilip, kart hareketlerinin 4’den 2’ye düşürüldüğü’ ileri sürüldü.

Gerçekten de ilginç ve inanılmaz bir durum. Bir bürokrat, iş başarısı/liyakati değil, böyle ilginç operasyonlar neticesi üst yönetime gelmesi, taşkömürünün ‘amiral gemisi’ kurum için ‘şık’ olmaz. İlgili sendika da basın da yer alan bu gelişmeler hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmelidir.

‘Yiğitlerin değil, sorunların harman olduğu şehir Zonguldak’ta maalesef, yapılan tüm maddi yatırım/hizmetlere karşın; böyle şahsi çıkarlara yönelik sorunlar nedeniyle ‘yaşam kalitesi’ aşağı çekilmektedir. Siyasi iktidar başta olmak üzere tüm siyaset/sendikal çevreler ve bürokrasi konuda ‘hassas’ olmalıdır.