İnsan bazen üzerine fazla sorumluluk yüklendiğini hissedip elini ayağını çekiyor sanki her şeyden. Size de oluyor mu bilmiyorum ama ben böyle hissediyorum. Aslında cok verimlisin, üretken ve çalışkan olma potansiyelin de var ama sanki bir güç sana engel oluyor tutuyor omuzlarından bastırıyor. Eminim ki aşılabilir bir durum, çözüm önerilerine de açığım bu arada bu konuda. İfade edecek olursam insan bazen dağları tepeleri aşıyor da küçük bir çukuru görmeyip içine düşebiliyor. Olabiliyor.

Neyse bahsetmek istediğim şey aslında daha başka. Bahsedeyim o halde.

Biraz önce denk geldim kız kulesi restore ediliyor. Ama insanlar dikkatli bakınca kule kısmının yıkıldığını söylüyor. Bunun üzerine Kültür Bakanlığı açıklama yapıyor. “2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100. yaşında, Kız Kulesi, tarihi ve abidevi değerine uygun şekilde, bir anıt eser ve müze olarak hizmet verecektir.” diyor. Cumhuriyetin 100. yılı… Ne hoş geliyor değil mi kulağa?

100 yılın son 20 yılına alenen denk gelmiş nesilden biri olarak bir kaç şey eklemek isterim.

Peri bacaları yıkılıyor yerine yol yapılıyor.

‘Kesinlikle’ koruma altına alınması gerekiyor denilen Salda Gölü’ne millet bahçesi yapılıyor. (kek ve çayın bedava olduğu.)

Kadınlar şiddete uğruyor, çocuk istismarının önüne geçilemiyor. (üstüne üstlük alkışlanıyor)

Asıl onların yaşam alanı olan sokaklarda hayvanlar öldürülüyor, işkence ediliyor yaşam hakları elinden alınıyor.

Ülke yanıyor.

Ülke sallanıyor.

Bu ülkenin kendi vatandaşı sokakta yürürken benim can güvenliğim yok diye bağırıyor.

Aydınlar cezaevine atılıyor, suçlular iyi hal indirimden dışarıda.

Sanatçılar konuşamıyor, konuşsa içeri alınıyor. (ya da espri yapsa diyeyim siz anlayın.)

Enflasyon durmadan yükseliyor.

Bunlar benim aklıma gelenler, elbette yazsak binlerce sey çıkar.

Yani, kaybediyoruz. Kanamalı hasta misali. Üstelik kan grubumuz bizden başka kimsede de yok.

Ağaç olmanın bile suç olduğu bir ülkede her şey çok zor biliyorum. Ama neyse ki inancımız yüksek.

Bir tanecik Cumhuriyetimizin 99. yılı kutlu olsun…

Darısı 100 yıllara. Çok yüz yıllara…

Ek olarak: Bu yazıyı yazarken ertesi gün duyacağım şeyden habersizdim. Hani şey derler ya; “İyi şeyler bir anda olur.” Farkettim ki bazen kötü şeyler de bir anda olabiliyormuş…

İşte sizin için bir şarkı : Candan Erçetin – Yalan (Şarkım da bu değildi ama bu olsun. Bu olsun ki dinlerken içimize işlesin.)

Mücadeleyle, inançla kalın…