Ülkemizde siyaset gündemi öyle hızlı değişiyor ki, inanın takip etmekte zorlanır olduk.

6 yaşındaki bir kız çocuğunu sözde tarikat lideri bir ahlaksızın kendi elleriyle bir müridiyle evlendirmesi, daha doğrusu cinsel taciz ve tecavüze uğratması gündeminin daha ateşi sönmeden bu kez İmamoğlu’na verilen ceza gündeme şak diye oturdu.

Kuşkusuz ülkeyi yönetemez duruma gelen ancak iktidarı da vermek istemeyen saray ve çevresi her türlü oyuna başvuracaktı.

Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Asıl üzerinde durulması gereken, iktidarın bu baskısı karşısında toplumun aynı kararlılıkla direnip direnmediğidir.

Bu anlamda en son yapılan Saraçhane mitingi toplumsal muhalefetin moral motivasyonunu yükseltti.

Hepimiz biliyoruz ki, bu tür baskıların artarak sürdürüleceği beklenen bir durumdu.

Ne zaman geniş halk yığınlarının ciddi tepkisi oluşursa geri adım atan iktidar, uyguladığı korku yaratma, yıldırma politikalarına ilave olarak muhalif kesimlerin arasına nifak sokmak, ayrıştırmak için de girişimlerini hiç eksik etmedi.

İktidarın bu oyununa düşen kimi muhalefet parti ve grupları baskı kendilerine uygulanmadığı sürece sessiz kalmayı tercih ettiler.

Son yerel seçimlerin hemen ardından iktidarın özellikle HDP’li belediyelere baskı, görevden alma, kayyım atama türü hukuksuz uygulamalarına seyirci kalan, tepki vermeyenler ne zaman aynı haksızlık kendilerine yapılınca bağırmaya başlayınca doğal olarak Selahattin Demirtaş’ ta bu açıklamayı yapmak durumunda kalıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ na verilen hapis cezası ve siyaset yasağını siyaseten bir koz olarak kullanmaya hazırlanan iktidar, ilgili yerlere gerekli talimatları vermişe benziyor.

Büyük olasılıkla İmamoğlu davasının üst mahkeme ve yargıtaydan kısa sürede onanarak gelebileceğine dikkat çeken Demirtaş kendi dosyasından örnekle şöyle demiş.

“Bana verilen ceza üst mahkemede sarayın talimatıyla 41 günde, Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen ceza ise 35 günde onaylandı. Üzgünüm ama  sarı öküzü vermeyecektiniz. Yine de geç değil. Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanıdır.”

Türkiye’nin üçüncü büyük partisi HDP’nin gücünü yalnızca aldığı 6 milyonun üzerindeki oyla açıklamaya çalışmak doğru değil.

HDP ağırlıklı olarak Kürt yurttaşların desteklediği ama solda devrimci-demokrat güçlerin ittifakla yanında yer aldığı önemli bir güçtür.

Bu gücü görmezden gelenler, son seçimlerde kazanılan metropol Büyükşehirlerin kazanılmasındaki desteğini yok sayıp, bir arada görünmek istemeyerek iki yüzlü bir politika izleyen muhalefet partileri ne yazık ki aynı aymazlığı sürdürüyorlar.

Daha iki gün önce hasta ve infazı yakılan tutuklular için adalet nöbeti eylemi sırasında HDP İstanbul İl Başkanı eski milletvekili Ferhat Encü bir polis tarafından tokatlandı ve gözaltına alındı.

Cumartesi annelerine yönelik orantısız güç kullanımı ve gözaltılar devam ediyor.

İzmir’de yapılan tecrit ve savaş karşıtı yürüyüş sırasında gözaltına alınan HDP Bodrum Eş Başkanı Mehmet Zahir Yaşar yapılan baskılar sonucu kalp krizi geçirdi.

Ama görünen o ki; başta CHP olmak üzere muhalefet partileri hala tüm bu yaşananlardan ders almamışlar.

3 Büyükşehir, 5 İl, 45 İlçe, 12 Belde belediye başkanlığı kazanmalarına karşın bugün yalnızca 4 ilçe ve 2 belde belediyesi dışında tüm kazanılmış belediyeleri ellerinden alınıp kayyıma teslim edilen, yüzlerce yerel yönetici ve parti yöneticileri tutuklanan, Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Edirne cezaevinde rehin tutulan HDP’nin demokratik siyaset konusundaki kararlı tutumuna destek vermiyorlar.

HDP’ nin olduğu yerde biz olmayız, gerekirse masadan kalkarız” diyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in parti tabanından gelen baskılara boyun eğmesine karşın HDP yönetimi ısrarla ve inatla uzlaşmadan yana tavrını sürdürüyor.

Bu arada Saraçhane mitingi sırasında “Demirtaş’a yapılan hukuksuzluğu reddediyorum” diyen Deva Partisi Ali Babacan’ a yapılan alkışlar belki kimilerinin durumu yeniden değerlendirmelerine neden olur.

Bence muhalefet liderlerinin Selahattin Demirtaş’tan öğreneceği çok şey var.

Gırtlağına kadar pisliğe, suça bulaşmış bu iktidar haddini aşalı çok oldu. Analarımıza yapılan bu saldırıyı ve Ferhat Encü’ye atılan tokadı Kürtler asla unutmayacak. Siz daha tokat görmemişsiniz. Sandığı bekleyin, göstereceğiz.”

Cezaevinde tüm olumsuz koşullara rağmen somut durumun en doğru analizlerini yapabilen, yılmadan oradan bile mücadelesini sürdüren, tepkilerini en sert biçimde gösteren Demirtaş’ın söylemleri yerine muhalefet hala iktidar partisinin açıklamalarını, Erdoğan’ın her duruma göre değişen görüşlerini, Yüksek Seçim Kurulu’nun yapmaya çalıştığı algı operasyonlarını konuşuyor.

Sürünün ali menfaatleri uğruna sarı öküzü aslan grubuna kurban eden öküzler nasıl süreç içerisinde teker teker yok olmuşsa bugün de iktidarın “terör örgütleriyle iltisaklı “propagandasına kanıp HDP yi düşmanlaştıran, Kürt yurttaşlarımızı ayrıştırmaya çalışan muhalefet partileri ve liderleri yarın olası bir seçim yenilgisinin en baş sorumluları olurlar ve siyaseten yok olurlar.”

Reklam