Zonguldak bu hafta yine çok şey yaşadı. Ama yaşananların toplamı bize umut veren bir tablo değil, aksine ertelenen sorunların ve kaçınılan sorumlulukların fotoğrafını sunuyor. Ekoloji konuşuluyor, emek direniyor, siyaset sahaya iniyor gibi görünüyor…
Ama gerçek şu: Hiçbiri olması gerektiği kadar güçlü, kararlı ve sonuç alıcı değil. Kent uzun zamandır aynı döngünün içinde; konuşulan başlıklar değişmiyor, sadece cümleler yenileniyor.
Kdz. Ereğli’de yapılan “Batı Karadeniz Ekoloji Buluşması” önemliydi. Ama artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor: Bu tür buluşmalar, siyasi irade tarafından somut adımlara dönüştürülmediği sürece iyi niyetli birer toplantıdan öteye gitmiyor. Sanayi politikaları değişmeden, çevre sadece konuşulan bir başlık olarak kalır. COP31 yaklaşırken verilen mesajlar değil, alınmayan kararlar belirleyici olacak. Ve bugüne kadar alınmayan kararlar, yarının bedelini büyütüyor. Bugün ertelenen her çevre meselesi, yarın daha ağır bir ekonomik ve toplumsal faturaya dönüşecek.
CHP Zonguldak örgütünün hafta içindeki iki hamlesi, aslında Türkiye siyasetinin klasik açmazını bir kez daha gösterdi. Bir yanda TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz’a yapılan nazik ziyaret, diğer yanda Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan sert açıklama…
Sorun şu: Bu iki tutum arasında bir strateji mi var, yoksa savrulma mı? Kurumlarla iyi ilişkiler kurmak elbette önemli. Ancak aynı anda o kurumların yarattığı ya da çözmediği sorunlara karşı etkili bir baskı kurulamadığında, bu ziyaretler kamuoyunda “rutin nezaket”ten öteye geçemiyor. Muhalefet, hem masada hem sahada olmak zorundadır; ama asıl mesele, bunun sonuç üretip üretmediğidir. Siyaset görüntü vermekle değil, sonuç almakla ölçülür.
Doruk Maden işçilerinin açlık greviyle elde ettiği kazanım, haftanın en net gerçeğidir: Bu ülkede hak, hâlâ en zor yoldan alınıyor. Bu direniş, siyaset kurumuna da açık bir mesajdır. İşçiler günlerce aç kalmadan haklarını alamıyorsa, burada bir temsil sorunu vardır.
Öte yandan 23 Nisan gibi bir günde, Harun Yücel ile Seyithan Erdem arasında yaşanan tartışma ise siyasetin geldiği noktayı göstermesi açısından ibretliktir. Bayramda bile gerilim üreten bir dil, topluma ne verebilir? Daha da vahimi, bu tartışmanın basına yönelen bir tepkiye dönüşmesidir. Basına tahammül edemeyen bir siyaset anlayışı, demokrasiden söz edemez. Eleştiriye kapalı bir siyaset, kendi içine kapanır ve giderek toplumdan kopar.
Ekonomik veriler açıklanıyor, değerlendirmeler yapılıyor ama gerçek değişmiyor. Turgut Hamzaçebi’nin inşaat sektörü üzerinden yaptığı uyarılar ile TÜİK’in açıkladığı tüketici güveni verileri birlikte okunduğunda, ortaya çıkan tablo net: Ekonomi, geçici pansumanlarla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Ama Zonguldak için mesele çok daha derin. Nüfus azalıyor, istihdam daralıyor, gençler kenti terk ediyor. Buna rağmen hâlâ günü kurtaran politikalar konuşuluyor. “Yatırım” deniyor ama plan yok. “Gelişim” deniyor ama yön yok. Üstelik bu belirsizlik, sadece bugünü değil geleceği de ipotek altına alıyor.
Zonguldak’ın sorunu artık kaynak eksikliği değil; irade eksikliğidir. Ereğli’de doğa için konuşanlar, TTK’da üretimi savunanlar, Milli Eğitim önünde hak arayanlar…
Hepsi doğru yerde duruyor. Ama siyaset bu parçaları bir araya getiremediği sürece, bu çabalar sonuç üretmeyecek. Daha açık söylemek gerekirse: Bu kent, iyi niyetle değil, kararlılıkla kurtulur. Ve o kararlılık, önce siyasetin kendi dilini ve önceliklerini değiştirmesiyle başlar.
Aksi halde Zonguldak konuşmaya devam eder, ama kaybetmeyi de sürdürür. Çünkü zaman geçiyor ve bu kentin artık kaybedecek zamanı kalmıyor.
28 Yılı geride bıraktık
28 yıllık onurlu bir yolculuk: Susma Susma, bundan tam 28 yıl önce “Araştır, Soruştur, Konuş” diyerek ilk sayısıyla Zonguldak’ın gür sesi olmak üzere yola çıkmıştı. Bugün, o ilk günkü heyecanla 28 yılı geride bırakmanın gururunu yaşıyoruz.
Çeyrek asrı aşan bu yolculukta; emeğin, demokrasinin ve kentimizin sesi olma sorumluluğundan asla ödün vermedik.
Bizi bugünlere taşıyan tüm okurlarımıza ve Susma Dostlarına teşekkürler.
Nice özgür yıllara…
Sağlıcakla

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
