1910 yılında Osmanlı’da sanayi ve ticaret – (internetten)
“1910 yılında Osmanlı İmparatorluğu Sanayi Devrimine geçişte gecikmiş ve daha çok tarıma dayalı yapı sergilemiştir.
Dışa bağımlı ve düşük kapasiteli sanayi üretimi, kapitalizasyonların etkisiyle yabancı ürünlerin istilasına uğrayan ve daha çok yabancı tüccarların kontrolündeki bir ticaret yapısı öne çıkmıştır.
1910 yılında Osmanlı Sanayisi
. Üretim Yapısı: Tarım dışında kalan alanlarda üretim daha çok ev tipi ve atölye ölçeğinde lonca sistemlerinin kalıntısı zanaatkârlar tarafından gerçekleştiriliyordu. Fabrika üretimi oldukça kısıtlıydı.
. Devlet fabrikaları: 19.yüzyıl sonlarından itibaren devlet öncülüğünde bazı tesisler kuruldu. Bu dönemde faaliyette olan başlıca kurumlar arasında Feshane-i Amire Hereke Kumaş Fabrikası, Bursa İpek Fabrikası ve Zeytinburnu Demir Fabrikası bulunmaktaydı.
. Temel Sorunlar: Sanayinin gelişememesinin ardında temel olarak sermaye birikiminin yetersizliği, teknik personel eksikliği ve makineli üretime geçişteki gecikmeler yer alıyordu. Ayrıca sanayi için gerekli hammadde ve ara malların büyük bir kısmı da dışarıdan ithal ediliyordu.
1910 yılında Osmanlı Ticareti
. Dış Ticaret Dengesi: Osmanlı İmparatorluğunun toplam ithalatının büyük bir kısmını işlenmiş gıda ve sanayi ürünleri oluştururken, ihracat ağırlıklı olarak tarım ürünleri ve hammaddelere dayanıyordu.
. Kapitülasyonların Etkisi: Avrupalı devletlere tanınan ticari ayrıcalıklar, Osmanlı ülkesini adeta Avrupalıların bir açık pazarı haline getirmişti. İthalat, İhracata kıyasla çok daha hızlı artmış, bu da yerli ürünleri zor durumda bırakmıştı.
. Kurumsal Gelişmeler: Ticaret hayatını düzenlemek ve yerli sermayeyi desteklemek adına önemli adımlar atılmış, daha önceden var olan yapılar, 1910’da İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası adıyla yeniden organize edilmiştir.
. Deniz Ticareti: Taşımacılık ve deniz ticareti faaliyetleri yetersiz düzeydeydi. Sahillerdeki nakliyat yabancı gemiler tarafından yapılıyor ve bu durum yerli deniz ticaretinin gelişmesini engelliyordu.
. 1910 yılı civarında Osmanlı sanayi ve ticaretinde etnisite: Müslüman Türkler ve gayri-müslümler (Rum, Ermeni, Musevi ve Levantenler arasında belirgin bir iş bölümüne sahipti. Müslümanlar genellikle tarım, zanaat ve devlet memurluğunda yoğunlaşırken, ticaret ve sanayi sermayesinin çok büyük bir kısmı gayri-müslümlerin ve yabancıların elindeydi.
Sermaye Dağılımı:
. Rumlar % 50, Ermeniler % 20, Müslüman Türkler %15, Yabancılar/Avrupalılar %10, Museviler %5.
Emek İşgücü Dağılımı:
. Rumlar % 60, Ermeniler ve Müslüman Türkler %15, Museviler% 10.
Almanya’da 1910 yılında sanayi ve Ticaret
1910 yılında Almanya, Germen Empire – Wikipedia döneminin zirvesini yaşayarak Büyük Britanya’yı geride bırakmış ve Avrupa’nın en büyük, Kömür, çelik, kimya ve elektrik bu dönemin ana itici güçleriydi.
1910 civarında Almanya’daki sanayi ve ticaretin öne çıkan yapı taşları şunlardır:
1. Demir, Çelik ve Ağır Sanayi
. Ülke modern sanayi atılımını kömür ve çelik üzerine kurmuştu.
. Ruhr Bölgesi ve Silezya, ağır sanayinin küresel merkezleri haline gelmişti.
. Büyük ölçüde devlet tarafından desteklenen yatırımlar, Almanya’yı İngiltere’nin iki katı çelik üreten konuma taşımıştı.
2. Kartelleşme: 1871 sonrasındaki ekonomik yoğunlaşma ile birlikte kömür, çelik, çimento ve kimya sektöründe devasa tekeller kuruldu. Bu tekeller pazarları aralarında paylaşıyor, fiyatları sabitliyor ve standartlaşmayı sağlayarak sanayiye istikrar sağlıyordu.
3. Kimya ve Elektrik Endüstrisi: 1910’larda Almanya dünya çapındaki patent ve AR-GE liderliğini elinde tutuyordu. BASF VE Bayer gibi şirketler küresel boya ve ilaç pazarının% 90’ına hakimken, Siemens ve AEG gibi devler dünyadaki elektrik ekipmanlarının yarısını üretiyordu.
4. Finans ve Evrensel Bankacılık: Sanayi ve ticaretin büyümesi doğrudan finansal sermaye ile desteklendi. Deutsche Bank ve Dresdner Bank gibi dev Alman bankaları sadece finansal işlem yapmakla kalmadı, ortak olarak sanayi şirketlerinin yönetim kurullarında yer alarak yatırımları doğrudan finanse etti.
5. Ulaşım ve Ticaret Ağları: Genişleyen demiryolu ağları ve suyolları sayesinde iç ticaret hızlandı. Alman üretimi mamul malları, Avrupa pazarlarına yayılarak ülkeyi dünyanın en büyük ihracatçılarından biri haline getirdi.
6. Tarım-Sanayi Dengesi: Toprak sahibi aristokratların gücü korunsa da modern yöntemler ve şeker ile tarımda verimlilik artırıldı; bu da tarımdan sanayiye güçlü işgücü göçünü beraberinde getirdi.”
Peki, 2000 yılı ilâ 2025 yılını karşılaştırdığımızda sanayimiz, ticaretimiz ve dış ticaretimiz nereye gelmiş bir bakalım:
2000 yılında dış ticarette 31.2 milyar dolar ihracat, 54.5 milyar dolar ithalat olmak üzere açık 22.5 milyar dolar.
Sektörel dağılım: ihracatın % 80’i imalat sanayi(özellikle otomotiv, tekstil ve hazır giyim, beyaz eşya, demir çelik, işlenmiş gıda, tarım ve savunma sanayi olmak üzere en büyük payı hammadde, ara mallar( kimyasallar, plastik), yatırım malları(makine, teçhizatlar) yer alıyordu.
İthalatta ise dağılım şöyleydi:
Toplam ithalat yaklaşık 54,5 milyar dolar olmak üzere yatırım malları %21’ini kalan kısmını sanayi için ara mallar ve otomobiller, elektronik cihazlar ve çeşitli gıda ürünleri olarak tüketim mallarını temsil ediyordu.
Bölgesel olarak dış ticarette dağılımı en büyük ortak olarak Avrupa Gümrük Birliği temsil etti.
Dış ticarette uygulanan kur politikası nedeniyle % 113 artan dış ticaret açığı 22,3 milyar dolara fırladı.
Dış borç stoku 118,6 milyar dolar olmak üzere GSYH içindeki payı % 43,4’e yükseldi
2025 yılında dış ticaret:
2025 yılında İhracat 273 milyar dolar, % 82’si sanayi ürünleri ve Almanya, Birleşik Krallık, ABD ihracat yapılan en yüksek 3 ülke. Yıllık artış % 4,5 olmak üzere tarım, ormancılık, balıkçılık % 3,5, madencilik ve taş ocakçılığı % 1,6, Orta ve ileri teknoloji % 35-40 aralığında katma değeri artan ürünlerdir.
Düşük ve orta düşük teknoloji, emek yoğun ve geleneksel sanayi ürünleri toplam ihracat içindeki yüksek payını korumaktadır.
2025 yılı ithalatı % 62 artışla % 6,2 artışla 365,4 milyar dolar olup dağılımı şöyledir: Ara mallar ve hammadde % 68,4, tüketim malları % 16,2, sermaye-yatırım malları % 15
İthalat 365,4 milyar dolar, ihracat 273,4 milyar dolar ve açık 92 milyar dolar.
2025 yılı sonu dış borçlar 519,9 milyar dolar ve bunun 167, milyar dolara kısa vadeli, 352,6 milyar doları uzun vadelidir.
Demek ki; 2000 yılına göre
2000 yılında dış ticarette 31,2 milyar dolar ihracat, 54,5 milyar dolar ithalat olmak üzere açık 22,5 milyar dolardır ve 2025 yılına göre ithalat 365,4 – 54,5= 310,9 milyar dolar, ihracat 273,4 – 54,5=218,9 milyar dolar artmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranları ise 2000 yılında % 57,5, 2025 yılında ise % 74’tür. Dış borçlar ise 118,6 milyar dolardan 519,9 milyar dolara çıkmıştır.
1940 yılında uçak fabrikamız, lokomotif fabrikamız varken bugün teknolojik alanda ne kadar gerilediğimizi görebiliyoruz. Fabrikalarımız birer birer kapanıyor, üniversite mezunu çocuklarımız yurtdışına çalışmaya gidiyor; işsizlik, yoksulluk ve adaletsizlik zirve yapar hale gelebiliyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış, özgürlük ve bağımsızlık hayatımdır ve hayatta en hakiki yol gösteren ve mutlu eden bilimdir.” Yolundan sapmasaydık bugün dünyanın en mutlu ve en bilge halkı olacaktık. Kahrolsun manda ve himayeciler!!!

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
