Parti İçi Krizden Demokrasi Dersi Çıkarmak ve AKP’nin “Kaçırılan Sandıkları”

Geçtiğimiz Cuma akşamı (17 Temmuz 2026) CHP Zonguldak İl Başkanlığı binası önünde toplanan binlerce partili, milletvekilleri ve belediye başkanları, genel merkeze karşı adeta bayrak açtı.

CHP Zonguldak örgütünde yaşanan görevden alma depremi, ilk bakışta Ankara ve yerel teşkilat arasında bir güç savaşı gibi görünse de, Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın tarihi konuşmasıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Yavuzyılmaz, siyaset genel merkez koridorlarında sıkışmışken Zonguldak meydanında adeta bir siyaset felsefesi dersi verdi.
Peki, Yavuzyılmaz ne yaptı? İçe dönük hesaplaşmaların ve krizlerin gölgesinde kalmayı reddetti; eleştirinin sivri ucunu içerideki rakiplerinden alıp, doğrudan doğruya iktidarın yapısal kodlarına, yani AKP’nin “sahte demokrasi” illüzyonuna çevirdi. Bu hamle, sadece bir savunma değil, aynı zamanda erken ya da zamanında yapılacak bir seçimin de ilk ideolojik taarruzuydu.
Kriz Yönetiminde Retorik Deha: Savunmadan Hücuma Geçiş
Siyaset analistlerinin yakından bildiği bir kural vardır: Düşmanınız sizi kendi içinizdeki kavgalarla vurmaya çalışırken, siz kavganın kendisini bir “gelenek ve erdem” olarak sunabilirseniz, kumpası bozar üstüne bir de zemin kazanırsınız. Yavuzyılmaz’ın Zonguldak’ta yaptığı tam olarak buydu.
Parti içinde görevden almalar yaşanırken, “Evet, bizde liste savaşları olur, adaylar yarışır ama bunun adı demokrasidir” diyerek CHP’nin çok sesli, şeffaf ve tabana dayalı yapısını yüceltti. Bu durum, CHP’deki krizi bir “zayıflık” olarak göstermeye çalışan Cumhur İttifakı’nın elindeki en büyük argümanı, yani “CHP kaosa oynuyor” anlatısını daha doğarken öldürdü. Yavuzyılmaz, krizin içinden bir “demokrasi meşalesi” yakmayı başardı.
AKP’nin Makyajını Döken Benzetme: “Ankara’ya Kaçırılan Sandıklar”
Konuşmanın şüphesiz en çarpıcı ve siyasi hafızalara kazınacak bölümü, AKP’nin iç işleyişine ve “temayül” adı verilen aday belirleme yoklamalarına getirdiği sert eleştirilerdi. Yavuzyılmaz, iktidarın tabanını ve halkı nasıl bir “demokrasi tiyatrosuyla” oyaladığını şu çarpıcı tezatla ortaya koydu:
- CHP’nin Gerçek Sandığı: Zonguldak’ta il başkanlığı için iki, Ereğli’de beş aday hür iradeyle yarıştı. Sandıklar halkın ve partililerin gözü önünde açıldı, oylar tek tek sayıldı. Sonuç ne olursa olsun yerel irade tecelli etti.
- AKP’nin “Kaçırılan” Sandığı: AKP’de de güya temayül yoklamaları yapılıyor, sandıklar kuruluyor. Ancak o sandıklar Zonguldak’ta açılmıyor! Halkın gözü önünde sayılmıyor. Ne yapılıyor? Sandıklar apar topar Ankara’ya, AKP Genel Merkezi’ne “kaçırılıyor”. Kapalı kapılar ardında, tek bir adamın iradesiyle içinden bir isim çıkarılıyor.
Yavuzyılmaz bu benzetmeyle iktidarın “milli irade” ve “sandık” söylemlerinin altının ne kadar boş olduğunu, aslında yerelde bir Tek Adam Diktatörlüğü prototipi işletildiğini Zonguldak kamuoyunun gözünün içine baka baka ifşa etti.
Stratejik Mesaj: “Asıl Kavga İçeride Değil, Dışarıda!”
Deniz Yavuzyılmaz’ın Zonguldak meydanından verdiği asıl büyük mesaj, CHP tabanına ve seçmene yöneliktir. Yavuzyılmaz, partililere şu felsefi ödevi verdi:
“Bizim enerjimiz içerideki koltuk kavgalarına tükenecek kadar ucuz değil. Bizim asıl kavgamız; sandığı kaçıranlarla, liyakati yok edenlerle, çocukları yatağa aç yatıran sahte demokrasi havarileriyledir.”
Bu söylem, görevden alınan yerel kadroların kırgınlığını ve öfkesini doğru bir hedefe kanalize etme noktasında müthiş bir katalizör görevi görüyor. Yavuzyılmaz, partilileri iç hesaplaşmalarla boğulmak yerine, ülkeyi yöneten zihniyete karşı topyekün bir demokrasi mücadelesine çağırıyor.
Sonuç: Kartlar Yeniden Dağıtılıyor
Deniz Yavuzyılmaz’ın bu çıkışı, CHP içindeki “Değişimci” kanadın (Özgür Özel ve ekibinin) siyaseti sadece bir parti içi tüzük meselesi olarak görmediğini, aksine Türkiye’deki rejim krizine karşı bir “halk barikatı” kurmaya çalıştığını gösteriyor.
Yavuzyılmaz’ın sivri oklarını dışarıya, AKP’nin anti-demokratik uygulamalarına çevirmesi, Zonguldak’taki bu direnişi basit bir “görevden alma isyanı” olmaktan çıkarıp, Türkiye genelinde yankı uyandıracak bir “Taban Demokrasisi Savunması” haline getirmiştir. Ankara bu mesajı ne kadar alır bilinmez ama Zonguldak sokaklarında bu retoriğin karşılık bulduğu kesin.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
