Zonguldak, küresel ekonomik krizlerin gölgesinde hem siyasi sarsıntıların hem de emek mücadelesinin bir arada yaşandığı yoğun bir haftayı geride bıraktı. İstifalar, krizler, kurumların asırlık kutlamaları ve tartışmalar arasında kent, kendi rotasını belirlemeye çalışıyor.

Filyos’ta Sermaye, Mutfakta Açlık

Küresel sermaye, Filyos Limanı üzerinden yeni lojistik hatlar kurarak kendine çıkış ararken; Zonguldak’ta mutfaktaki yangın giderek büyüyor. Birleşik Kamu-İş’in Temmuz ayı raporu, ekonomik krizin boyutlarını tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor: Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38 bin 216 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 117 bin 336 TL’ye fırlamış durumda. Dört asgari ücretli bir araya gelse dahi yoksulluk sınırının uzağından bile geçemiyor. Bu devasa uçurum karşısında kent kamuoyunun önünde tarihi bir soru duruyor: Zonguldak, kendi geleceğinde söz sahibi bir karar verici mi olacak, yoksa bu bedeli ödeyen pasif bir seyirci mi kalacak?

Siyasette “Yeni” Rota, CHP İkilemi ve Sosyalistlerin Sınavı

Böylesi bir ekonomik iklimde, kentin siyaseti de şiddetli bir sarsıntı yaşıyor. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in 16 meclis üyesiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ederek “Yeni Parti” saflarına katılması, yerel siyasette kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. İlginç olan ise her iki partinin programlarının ideolojiden ekonomiye kadar neredeyse “ikiz” olması. Vatandaş, CHP’nin 100 yıllık köklü kurumsal mirası ile Yeni Parti’nin vaat ettiği değişim dinamizmi arasında kalmış durumda.

Yerelde yaşanan bu kopuş ve Yeni Parti’nin estirdiği dinamizm rüzgârı, ulusal siyasette sol ve sosyalist çevrelerin de dikkatini çekiyor. Sosyalist solun bir kesimi, Yeni Parti’nin ana muhalefet konumunu ve programındaki Temel Vatandaşlık Geliri, taşeronun kaldırılması gibi asgari demokratik talepleri bir ‘kaldıraç’ olarak görüyor. Siyaset biliminde ‘Birleşik Cephe’ ve ‘Taktiksel Yakınlaşma’ olarak adlandırılan bu pragmatik tutum, otoriterliği aşmak ve demokratik alanı genişletmek adına, burjuva siyasetinin mevcut imkânlarını kullanmayı hedefliyor. Ancak Yeni Parti’nin ‘Catch-All’ (kitle partisi) stratejisiyle merkeze ve sağa açılma çabası, ileride radikal emek politikaları savunan sol kesimlerle arasında ciddi bir doku uyuşmazlığı ve kaçınılmaz bir gerilim potansiyeli barındırıyor.

Öte yandan bu pragmatik yaklaşım, Marksist aydınlar cephesinden ağır eleştiriler alıyor. Marksist yazar Yusuf Zamir, bu taktiksel yakınlaşmayı ‘siyasal aklın sefaleti‘ ve bir ‘illüzyon‘ olarak niteliyor. Zamir’e göre devleti nötr bir araç olarak görmek, devleti üreten toplumsal ilişkileri yok saymaktır; dolayısıyla sosyalistlerin mücadeleyi sandık takvimine veya burjuva partilerine endekslemesi devasa bir hatadır. YENİ Parti’nin piyasa odaklı sosyal demokrasi anlayışına verilen destek, aslında kitlelerin öfkesini tekrar sistem içi kanallara hapsetme riskini taşıyor. Zamir’in reçetesi net: Siyaset sahnesinin illüzyonuna kapılmayan, bağımsız bir sınıf hattı ve öz-örgütlenme mücadelesi şart.

“Kömürle yoğrulan bu kent, ya sermayenin planlarında kaybolacak ya da kendi iradesiyle tarih yazacak.”

Emeğin Mirası ve Modernleşme Adımları

Emeğin başkentinde madencinin ve işçinin mirası elbette gündemin ana maddelerindendi. Türkiye’nin ilk emek mirası ve sosyal güvenlik kuruluşu olan Amelebirliği, 103. yılını gururla kutladı. Bu anlamlı günlerde Zonguldak’ta temaslarda bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, yeni iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinden bahsederek, can emniyetinden taviz verilmeden ocakların çalıştırılacağı mesajını verdi.

Üretimde modernleşme için de somut adımlar atılıyor. TTK ile BEUN arasında Armutçuk Lavuarı’nın yenilenmesi için yapılan sanayi-üniversite iş birliği anlaşması kentin teknolojik dönüşümüne büyük umut vadediyor. Aynı günlerde GMİS Armutçuk Şubesi kongresinde güven tazeleyen Şanver Turan liderliğindeki tek listeli kenetlenme ve kongrede dile getirilen “TTK kesinlikle özelleştirilmeyecek” güvencesi madencilere rahat bir nefes aldırdı.

Festival Tartışması ve Şeffaflık

Son olarak yerel siyasetteki bir diğer sıcak başlık, Çaycuma’dan yükselen festival tartışmalarıydı. Çaycuma Belediyesi’nin düzenlediği 7. Çaycuma Günleri etkinliklerinin maliyeti üzerinden iktidar temsilcilerinin (AKP) yönelttiği sorulara ve maliyet eleştirilerine, Belediye Başkanı Bülent Kantarcı kayıtsız kalmadı. Başkan, sanatçıların masraflarını detaylarıyla, kalem kalem açıklayarak kamuoyunu bilgilendirme yoluna gitti. Özetle Zonguldak; lojistik arayışındaki sermaye, istifalarla şekillenen siyaset ve hak arayışındaki emek arasında yönünü bulmaya çalışıyor. Bu haftanın özeti; susmayan bir kent ve cevaplanmayı bekleyen zor sorulardır.Sağlıcakla


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.