Zonguldak’ta gerçekleştirilen 24. Uluslararası Kömür Kongresi’nde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Ergör, maden facialarının ardındaki derin sınıfsal ve sosyal travmayı gözler önüne serdi. Sektörün 90 yıldır arkasına sığındığı “işçi hatası” safsatasını yerle bir eden Ergör, madenci çocuklarını babalarının öldüğü ocaklara mahkûm eden yoksulluk sarmalına ve cezasızlık düzenine isyan etti: “Aynı nedenlerle insanları göz göre göre ölüme mahkûm etmek asıl faciadır!”

Dedeman Otel’in kongre salonunda düzenlenen “Maden Facialarının Anatomisi; Nedenler, Sektöre Etkileri ve Sosyal Travmalar” panelinde söz alan hekim ve iş sağlığı güvenliği uzmanı Prof. Dr. Alp Ergör, madencilik sektörünün kaza raporlarını istatistikten, insan hayatını da üretim maliyetinden ibaret gören yaklaşımını topa tuttu. 40 yıllık mesleki birikimini Zonguldak’ın tarihsel acılarıyla harmanlayan Ergör, maden kentlerinde kuşaktan kuşağa aktarılan acı döngüyü ve sermayenin güvenlik zafiyetini net ifadelerle deşifre etti.

“Zonguldak Travmanın Her Şeyini Bilir: Bir Kişi Ölünce Facia Sayılmıyor mu?”

Konuşmasına maden katliamlarının yarattığı kolektif hafızayı ve Zonguldak gerçeğini hatırlatarak başlayan Prof. Dr. Ergör, sistemin “facia” kavramını bile rakamlara indirgeyen ikiyüzlülüğünü sorguladı:

“Facianın ne olduğuna dair net bir ölçü var mıdır? Bir kişi ölünce facia olmuyor da beş ya da bin kişi ölünce mi facia sayılıyor? Yoksa aynı nedenlerle insanları göz göre göre ölüme mahkûm etmek mi asıl facia? Türkiye’de travmayı Zonguldak kadar iyi bilen başka bir şehir olabilir mi? Zonguldak travmanın her şeyini bilir. Bir madenci yaşamını yitirdiğinde o sadece bir rakam, bir işçi değildir; birinin çocuğu, birinin eşi, babası, komşusu ve can yoldaşıdır. Yaşanan keder, toplumun her bir katmanına dalga dalga yayılır.”

90 Yıllık Patron Kılıfı Yıkıldı: “Suçu İşçiye Atamazsınız”

Sermayenin ve denetim mekanizmalarının sorumluluğu üzerinden atmak için sarıldığı klasik teorileri yerden yere vuran Ergör, 1931’den bu yana kazaların faturasını işçiye kesen Heinrich Teorisi’nin günümüzde hiçbir bilimsel geçerliliği kalmadığını vurguladı:

“Kazaların yüzde 88’ini güya ‘hatalı insan davranışına’ bağlayan o 1931 tarihli köhne Heinrich Teorisi’ni artık çöpe atmak zorundayız. Eğer önlemi tamamen insanın inisiyatifine, yorgun bir işçinin dikkatine bırakırsanız, o sistemde hata çıkması kaçınılmazdır! Sistemdeki tehlikeleri kaynağında yok etmeden kazaları önleyemezsiniz. Yasa bize ‘imkânınız ölçüsünde’ demiyor; ‘önlemek zorundasınız’ diyor. Tarihten gelen o kaderci yaklaşımları, ‘işçi dikkatsizdi’ kolaycılığını bir kenara bırakıp tehlikeyi kaynağında kurutan radikal mühendislik önlemlerini almak zorundasınız.”

Babadan Oğula Kanlı Miras: “Soma’nın Yetimleri Yine Yer Altında”

Maden havzalarındaki alternatifsizliğin ve yoksulluk kıskacının altını çizen Prof. Dr. Alp Ergör, faciada babasını yitiren yetimlerin yıllar sonra ekmek parası için aynı ölüm kuyularına inmek zorunda bırakıldığını belirtti. Soma örneğiyle bu kanlı döngüyü anlatan Ergör, şöyle konuştu:

“Maden kentlerindeki sosyal travma nesiller boyu devam ediyor. Yoksulluk ve çaresizlik öyle bir boyutta ki, Soma katliamında babasını toprağa veren o küçük çocuklar, bugün büyüdüler ve yine aynı yer altı ocaklarında kazma sallamak zorunda kalıyorlar. Babadan oğula devreden bu kahredici kader döngüsü, ülkenin en çıplak sosyolojik gerçeğidir.”

“‘İşini Bilir’ Aymazlığıyla Güvenlik Kültürü Kurulamaz”

Güvenlik kültürünün vitrin panolarıyla ya da süslü talimatnamelerle inşa edilemeyeceğini hatırlatan Prof. Dr. Ergör, liyakatsizliği ve denetimsizliği şu sözlerle eleştirdi:

“Bir işletmeye adım attığımda ilk baktığım şey, otoparktaki araçların burnunun acil durum için çıkışa dönük olup olmadığıdır. Bu basit detay dahi kurumsal kültürün seviyesini ele verir. Ancak bu kültür; ‘Benim işçim, benim memurum işini bilir’ kurnazlığıyla, adam kayırmayla ya da liyakatsiz kadrolarla inşa edilemez. Güvenlik kültürü bir toplumun ortak değeridir; yıkması bir an, tamir edip oturtması ise onlarca yıllık tutarlı ve tavizsiz bir devlet politikası gerektirir.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.