Küresel Ekonomik ve Politik Gelişmeler: Hegemonya Krizi ve Alt-Emperyalizmin Yükselişi
Dünya ekonomisi, Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu ABD hegemonyasının sarsıldığı ve çok kutuplu yeni bir jeopolitik rekabetin şekillendiği, artan jeopolitik gerilimler ve bozulan makroekonomik dengelerin baskısı altında zorlu bir geçiş dönemi yaşamaktadır.

Neoliberalizmin Çıkmazı, Küresel Piyasalar ve Kur Baskısı: Geleneksel merkez ülkeler ciddi ekonomik ve yapısal krizlerle boğuşmaktadır. Örneğin, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da Volkswagen’in 100 bin işçiyi doğrudan etkileyecek şekilde toplu iş sözleşmelerini 31 Aralık itibarıyla tek taraflı feshetme kararı alması ve sendikanın 1 Ocak itibarıyla grev kozunu masaya sürmesi, Çin rekabeti karşısında Batı kapitalizminin yaşadığı daralmanın somut bir göstergesidir. Yönetim, kararın gerekçesi olarak Çinli elektrikli araç üreticilerinin Avrupa pazarındaki yükselişini ve maliyetleri aşağı çekme zorunluluğunu göstermektedir. Yüksek enerji fiyatları ve Fransa’nın bozulan kamu maliyesi nedeniyle euro, dolar karşısında 17 ayın en düşük seviyesine gerilemiştir. ABD ekonomisindeki güçlü görünümün yarattığı faiz artışı beklentisi de euro üzerindeki baskıyı artırmaktadır.
Orta Ölçekli Güçlerin ve Alt-Emperyalizmin Yükselişi: ABD’nin Orta Doğu ve Afrika’daki görece gerilemesi ve Rusya-Çin ekseninin yükselişi, küresel sistemde güç boşlukları yaratmıştır. Bu durum, sadece emperyalizmin nesnesi olmayan, aynı zamanda kendi bölgesel nüfuz alanlarını (hinterland) yaratarak “alt-emperyalist” aktörlere dönüşen Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi orta ölçekli güçlerin yükselişine zemin hazırlamıştır.
Mekânsal-Zamansal Çözümler (Spatio-Temporal Fix): Küresel kapitalizmin eşitsiz gelişimi içinde, iç pazarlarında aşırı sermaye birikimi krizleri yaşayan bu orta ölçekli güçler, ekonomik darboğazlarını aşmak için fazla sermayelerini ve üretim kapasitelerini daha zayıf ülkelere (özellikle Afrika ve Orta Doğu’ya) ihraç ederek yeni sömürü ve nüfuz ağları kurmaktadırlar.
Enerji ve Çevre Politikaları: Avrupa Birliği, 1 Ocak 2027’de başlaması planlanan ve petrol/doğal gaz ihraç eden ülkelere metan emisyonlarını azaltma yükümlülüğü getiren kuralları bir yıl ertelemeyi değerlendirmektedir.
Türkiye Ekonomisi: Stratejik Özerklik, Alt-Emperyalist Yayılma ve İç Çelişkiler
Türkiye’nin güncel ekonomi-politiği, dışarıda agresif bir büyüme ve nüfuz inşası ile içeride derinleşen yoksulluk, yüksek enflasyon, işsizlik ve iller arası asimetrik teknolojik gelişim gibi yapısal sorunların oluşturduğu bir tezat barındırmaktadır.
Savunma Sanayii Öncülüğünde Alt-Emperyalist Yayılma ve Teknolojik Dönüşüm: Türkiye, 21. yüzyılda sadece Batı’ya bağımlı bir çevre ülke olmaktan çıkıp, Afrika ve Orta Doğu’da kendi “etki alanlarını” kuran alt-emperyalist bir güç konumuna gelmiştir. Bu stratejinin merkezinde savunma sanayii bulunmaktadır. Türkiye’nin teknoloji ekosistemi Ankara ve İstanbul’un merkezinde yer aldığı bir üst katman ile düşük teknoloji tuzağına hapsolmuş iller şeklinde hiyerarşik olarak ayrışmaktadır. ASO-İLTEK verilerine göre savunma ve havacılık sanayiinde kilogram başına ihracat değeri 65 doları aşarak Türkiye genel ihracat ortalamasının (1,57 dolar) 44 katına ulaşmış ve yüksek katma değer yaratmıştır. ASELSAN, TUSAŞ, Baykar ve Roketsan gibi firmalar, Afrika’da 18’den fazla ülkeye silah ve İHA ihraç ederek Türkiye’nin kıtadaki 85 milyar doları aşan inşaat ve altyapı projeleri (mekânsal-zamansal çözümler) için güvenlik ve diplomatik zemin hazırlamaktadır.
Yumuşak ve Sert Gücün Birlikteliği: Türkiye, TİKA, insani yardımlar ve Türk dizileri gibi “yumuşak güç” unsurlarını, Somali ve Katar’daki askeri üsler, Suriye ve Libya’daki askeri müdahaleler ve “Mavi Vatan” doktrini gibi “sert güç” unsurlarıyla birleştirerek stratejik özerkliğini pekiştirmektedir.
İç Ekonomideki Darboğaz, Süper-Sömürü ve Yoksulluk: Dışarıdaki bu “alt-emperyalist” yayılma, içerideki derin ekonomik krizlerle örtüşmektedir. Bu yayılma politikaları neoliberal küreselleşmenin yarattığı iç çelişkileri çözmekten ziyade geçici olarak hafifletmeye yaramakta ve kendi emek gücü üzerinde “süper-sömürü” mekanizmalarını zorunlu kılmaktadır.
Enflasyon ve Hayat Pahalılığı: TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon Kasım 2021’den beri ilk kez yüzde 30’un altına inerek Eylül 2026’da yüzde 29,73 olmuştur. Ancak, ENAG yıllık enflasyonu yüzde 46,61 olarak açıklamıştır.
Açlık ve Yoksulluk Sınırı: TÜRK-İŞ verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37 bin 801 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 TL’ye çıkmıştır. 28 bin 75 TL olan asgari ücretin, dört kişilik bir ailenin mutfak masrafını karşılamaya bile yetmediği belirtilmektedir.
İşsizlik: Türkiye genelinde mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,8 seviyesindeyken, geniş tanımlı işsizlik yüzde 31 ile 14 ayın zirvesine ulaşarak atıl işgücündeki tehlikeli boyutu göstermektedir.
Zonguldak-Karabük-Bartın (TR81) Bölgesel Yansımalar
Küresel ve ulusal çapta yaşanan makroekonomik krizler, küresel daralmalar ve ülkenin asimetrik teknolojik-ekonomik yapısı TR81 bölgesinde doğrudan sosyo-ekonomik yankılar bulmaktadır.
Siyasi ve Sosyal Yansımalar
Geçim Sıkıntısı: Zonguldak CHP İl Başkanı Olcay Can, asgari ücretin bekâr bir çalışanın yaşam maliyetinin yaklaşık 20 bin 809 TL altında kaldığını belirterek, yoksulluğun bir yönetim tercihi haline getirilemeyeceğini vurgulamıştır.
TÜİK Verilerine Tepkiler: YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, TÜİK ile ENAG arasındaki yaklaşık 17 puanlık farkı eleştirmiş ve vatandaşın mutfağında yangın varken TÜİK’e göre gıda fiyatlarının ucuzlamasına tepki göstermiştir.
Küresel Sanayi Krizinin Bölgeye Etkisi
Demir-Çelik Havzasında Tehdit: Almanya’daki Volkswagen üretim daralması, doğrudan ve dolaylı olarak Türkiye’nin otomotiv yan sanayisi ile Ereğli ve Karabük’teki demir-çelik hattını tehdit etmektedir. Otomotiv pazarındaki buhranın çelik talebini hızla geriletmesi, patronların kriz gerekçesiyle fırın söndürme, ücretsiz izin ve işten çıkarma saldırılarını devreye sokmasına zemin hazırlama riski taşımaktadır.
Bölgenin Teknolojik ve Ekonomik Çıkmazı
Teknolojik Gerileme (ASO-İLTEK): Türkiye’de yüksek teknolojinin ve zenginliğin Ankara ve İstanbul merkezli küçük bir çembere sıkıştığını; diğer bölgelerin ise “düşük teknoloji tuzağına” düştüğünü göstermektedir. Karabük, 2024 yılında ASO-İLTEK listesinde ilk 10 içerisinde yer alırken, araştırma kapasitesi ve yaşam kalitesi göstergelerindeki zayıflama nedeniyle 2025 yılında 21. sıraya (CC derecesi) gerilemiş ve ilk 10’un dışına çıkmıştır. Karabük’teki ağır sanayi yapısının yüksek teknolojiye dayalı üretim biçimleriyle yeterince çeşitlenememesi bu gerilemenin temel nedenidir. Listede Zonguldak 51. sırada (DD derecesi), Bartın ise 57. sırada (DD derecesi) kalarak düşük teknoloji grubunda yer almaktadır.
Düşük Gelir ve İşsizlik: TR81 bölgesinde 2025 yılı işsizlik oranı yüzde 10,0 olarak gerçekleşmiş ve yüzde 8,3 olan Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyretmiştir. 2024 yılı itibarıyla dolar bazında kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla Zonguldak’ta 11.110 dolar, Karabük’te 11.260 dolar ve Bartın’da 9.700 dolar olarak gerçekleşmiş olup, 15.330 dolar olan Türkiye ortalamasının çok gerisinde kalınmıştır.
Tüketim Girdabı: Bölge halkının tüketim harcamalarının en büyük kısmını yüzde 23,6 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 21,0 ile konut ve kira giderleri oluşturmaktadır. Bu durum gelir yetersizliği ve artan yaşam maliyetlerinin hanehalkı üzerindeki baskısını doğrulamaktadır.
Göç ve Dış Ticaret Açığı: İstihdam olanaklarının sınırlılığı göçe de yansımış; 2025 yılında Zonguldak ve Karabük bin kişi (1,0) net göç vererek nüfus kaybetmiştir. Ekonomik üretkenlik açısından 2026 Ağustos ayında ithalat hacminin, ihracat hacminden açık ara yüksek olduğu görülmektedir; Zonguldak (20,6 milyon dolar ihracat, 139,5 milyon dolar ithalat) ve Karabük (29,2 milyon dolar ihracat, 106,1 milyon dolar ithalat) ciddi dış ticaret açığı vermiştir.
Genel Değerlendirme: Zonguldak, Karabük ve Bartın havzası, yüksek işsizlik, düşük milli gelir payı ve Almanya’daki (Volkswagen özelinde) sanayi krizinin demir-çelik talebini daraltma riskiyle karşı karşıyadır. Aynı zamanda ASO-İLTEK teknoloji vizyonu raporunda belirtildiği üzere, geleneksel ağır sanayi modelinden yüksek teknolojili üretime geçilememesi, bölgenin ulusal ve küresel rekabet gücünü zayıflatan temel faktör olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin son dönemdeki yüksek katma değerli savunma sanayii atılımları ve dış politikadaki atılganlığı, küresel neoliberal krizlere karşı “stratejik özerklik” arayan bir alt-emperyalist refleks olarak okunmaktadır. Ancak bu yayılmacı strateji, içerideki enflasyon, TR81 gibi geleneksel sanayi bölgelerindeki teknolojik gerileme ve geniş halk kesimlerinin karşı karşıya kaldığı derin yoksulluk ile çelişmektedir. Bölgedeki siyasi temsilcilerin de işaret ettiği gibi, derinleşen geçim sıkıntısı bölge ekonomisi için hem teknolojik hem de sosyal bir acil eylem planı gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu ikili yapı, kısa vadede küresel güç kazandırsa da uzun vadede hem bölgesel çatışma risklerini hem de içerideki ekonomik-sosyal istikrarsızlıkları artırma potansiyeli taşımaktadır. (Susma Ekonomi Servisi)
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
