Haber: Güngör Şenkal / Susma İzmir Temsilcisi

İzmir’in kalbindeki Basmane Çukuru arazisinde yürütülen tapu davasında kamu lehine kesin zaferin eşiğine gelinmişken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kapalı kapılar ardında hazırlanan gizli protokolle arazinin yüzde 70’ini sermayeye terk etme girişimine karşı Kültürpark Platformu sert bir açıklama yaptı. Platform, “30 yıllık sorun hukuki yollarla kamunun lehine çözülmek üzereyken atılan bu imza, kamu çıkarına açık bir ihanettir” diyerek mücadeleyi büyüteceklerini ilan etti.

Kültürpark Platformu, kamu arazisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve sermaye çevrelerine peşkeş çekilmesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde gelinen son aşamaya ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmir Barosu ile birlikte açtıkları yürütmeyi durdurma davasında İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 9 Eylül 2026 tarihinde verdiği ret kararının davanın bittiği anlamına gelmediğini vurgulayan platform bileşenleri, asıl davanın esastan sürdüğünü ve mahkemenin henüz kent hakkı ile mülkiyet boyutunu değerlendirmediğini hatırlattı.

Belediyenin “Çözüm Modeli” Dediği Bir Teslimiyet İtirafı

Mahkemenin ret kararının hemen ertesi günü, 10 Eylül 2026’da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamayı “itirafname” olarak nitelendiren Kültürpark Platformu, şu soruları yöneltti:

“Tam da 30 yıllık sorun hukuki yollarla çözüm noktasına gelmişken, alanın tamamının belediyeye kalmasına kesin gözüyle bakılırken, neden belediye alelacele bu hakkından vazgeçmektedir? Sır gibi sakladığınız, içeriğini Meclis üyelerine dahi göstermediğiniz bir protokol ile kamunun hakları nasıl korunabilir? Bu bir çözüm modeli değil; uyuşmazlığı bahane ederek sermayeye diz çökmektir!”

Arazinin Yüzde 100’ü Kamunun Olacakken Yüzde 70’inden Vazgeçildi

Açıklamada, belediye yönetiminin arkasına sığındığı “hukuki belirsizlik” iddiasının gerçeği yansıtmadığı somut verilerle ortaya kondu. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (Esas: 2020/65) görülen tapu iptal ve tescil davasında sona gelindiği, 21 Kasım 2026 tarihinde karar duruşmasının yapılacağı ve dosyada yer alan 3 ayrı bilirkişi raporunun tamamının tapuların eksiksiz biçimde belediyeye devredilmesi yönünde oy birliğiyle mütalaa verdiği vurgulandı.

Kendi açtığı dava ile alanın yüzde 100 mülkiyetini kazanmak üzere olan belediyenin, kapalı kapılar ardında hazırlanan protokolle yalnızca yüzde 30’a razı olup alanın yüzde 70’ini inşaat rantına terk ettiği ve davadan feragat ederek devasa bir kamu zararı yaratacağı ifade edildi.

Adım Adım Örülen Rant Kronolojisi

Açıklamada, son bir yılda halk iradesini ve yargı kararlarını devre dışı bırakan süreç adım adım sıralandı:

  • 28 Ekim 2024: Cemil Tugay, önceki dönemden kalan kamusal davaları kararlılıkla sürdürmek yerine Meclis’ten “takas” yetkisini oy birliği ile aldı.
  • 6 Kasım 2025: Tugay “takas” kararından geri adım atarak, TMSF’nin temsil ettiği yaklaşık 200 hak sahibi adına alanın yüzde 70’inde inşaat yapılmasını vaat etti.
  • 24 Kasım 2025: Mevcut imar planındaki belirsiz yükseklik sınırı 84 metre olarak tescillendi ve rant kulesinin önü açıldı.
  • 16 Ocak 2026: İtirazlara ve toplanan binlerce imzaya rağmen Meclis’ten içeriği gizlenen “Niyet Protokolü” ve ucu açık yetki devri geçirildi.
  • 16 Haziran 2026: Kamunun kazanacağı tescillenen tapu davası, bu protokol süreci tamamlansın diye ertelendi.

“Meclis Kendi İradesini İpotek Etmiştir, Bu Bir Yetki Gaspıdır”

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin metnini görmediği, mali ve hukuki külfetlerini bilmediği bir anlaşma için Başkana “açık çek” vermesinin idari bir skandal olduğu belirtilen açıklamada iki temel hukuksuzluğa dikkat çekildi:

  1. 5393 Sayılı Belediye Kanunu Çiğnenmiştir: Kanunun 18. maddesine göre mülkiyet hakkını ve kamu maliyesini doğrudan ilgilendiren sulh, ibra ve davadan feragat kararları münhasıran Meclis yetkisindedir. Meclis, devredilemez bu yetkisini tek bir kişiye devrederek kendi varlığını inkar etmiş, açık bir yetki gaspına imza atmıştır.
  1. İmar Kanunu Pazarlık Konusu Yapılamaz: 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imar düzenleme yetkisi yalnızca Belediye Meclisi’ne aittir; özel protokollerle plan notu revizyonu taahhüt edilemez ve kamusal imar gücü sermayeyle pazarlık masasına sürülemez.

“Sermayenin Değil, Kentlinin Temsilcisi Olun!”

Kültürpark ve çevresindeki kentsel dokunun böylesi yoğun bir yapılaşmayı ve nüfusu kaldıramayacağının 30 yıllık yargı kararlarıyla kesinleştiğini hatırlatan Kültürpark Platformu, açıklamasını şu kararlı sözlerle tamamladı:

“Basmane Çukuru kamunundur! Şehircilik ilkelerini, planlama esaslarını ve imar mevzuatını hiçe sayarak İzmir’in merkezindeki milyarlarca liralık bu stratejik varlığı sermayeye peşkeş çekemezsiniz. 30 yıldır her türlü ranta ve talana karşı gövdemizi siper ettiğimiz Basmane arazisini, Meclis yetkilerini gasp edenlere ve onların sermaye ortaklarına teslim etmeyeceğiz. Kamunun malı kamuda kalacak; kentsel haklarımızı ve İzmir’in geleceğini kapalı kapılar ardında satmanıza izin vermeyeceğiz!”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.