Zonguldak bu hafta hem siyasal alandaki yeni vitrinleri hem de sokağın yakıcı gerçeklerini aynı anda yaşadı. Yeni Parti’de Devrim Dural başkanlığındaki kurucu yönetimin göreve başlarken paylaştığı “Zonguldak’ın geleceği için ortak akıl, şeffaflık, dayanışma ve katılımcı siyaset anlayışıyla halkımızın sesi olmak için yola çıktık” mesajı ile CHP İl Başkanlığı görevini devralan Olcay Can’ın “Ben hiç kimsenin, bir grubun değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin il başkanı olacağım. Zonguldak halkının iç tartışmalara tahammülü kalmadı; bizden sorunlarına çözüm üretmemizi bekliyorlar” çıkışı, yerel siyasetin rotasını özetledi. Nitekim ortalama kiranın 21 bin lirayı aştığı, hane bütçesinin yaklaşık dörtte birinin gıdaya gittiği ve Eğitim-İş Zonguldak Şubesi’nin LGS sonuçlarınaBu tablo başarı değil, 13 yaşındaki çocuklarımızı ayrıştıran eşitsizliğin belgesidir” diyerek tepki gösterdiği bir ortamda, sokağın kısır polemiklere ayıracak tek bir dakikası dahi yok.

Devrek’te Bir Branda Üzerinden Üretilen Siyasi Paranoya

Sokağın bu gerilimli atmosferinde Devrek’te yaşanan bir olay ise kentteki hoşgörüsüzlüğü ve yerel bürokrasinin geldiği boyutu gözler önüne serdi. Üst geçitteki işlevini tamamlamış Cumhurbaşkanı görseli bulunan bir pankartı söküp götüren gurbetçi Ufuk Ören’in yaşadıkları, sıradan bir gündelik ihtiyacın anında “siyasi bir paranoyaya” dönüştürüldüğünü kanıtladı. Kamu görevlilerinin diyalog kurmak yerine takındığı agresif tutum ve olayın savcılık itirazıyla Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınıp jandarma operasyonuyla yakalama emrine dönüşmesi; kamu gücünün nasıl bir şov alanına çevrildiğini ve gurbetçisine bile tahammülü kalmayan karamsar bir kent iklimi yaratıldığını gösteriyor.

Şemsi Denizer’in Mirası: Kabre Karanfil Bırakmanın Ötesi

Emeğin başkentinde toplumsal mücadelenin simgesi olan efsanevi lider Şemsi Denizer de katledilişinin 27’nci yılında mezarı başında anıldı. GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in “O sadece bir sendikanın başkanı değil; yerin yüzlerce metre altındaki alın terini meydanlara taşıyan bir direnişin mimarıydı. Onun yaktığı madenci fenerini söndürmeyeceğiz” sözleri kıymetli. Ancak bu feneri geleceğe taşımak sadece kabre karanfil bırakmakla sınırlı kalmamalı. GMİS yönetimine sunduğumuz öneri paketinde yer alan “Şemsi Denizer Sendikal Eğitim Akademisi” ve “Dijital Emek Hafızası” projeleri, bu ışığı yarınlara aktaracak tarihsel birer sorumluluktur.

Çaycuma’dan Yükselen Üretim ve Yerel Vizyon

Nitekim kentin geleneksel kabuğunu kırabileceğini gösteren vizyoner adımlar da atılıyor. ZTSO Başkanı Metin Demir’in Çaycuma Sera OSB’deki tapu teslimlerinde duyurduğu üzere, Zonguldak’tan ilk kez Hollanda, İtalya ve Dubai dâhil 6 ülkeye domates ihraç edilmesi, yüksek teknolojili üretimin gücünü tescilledi. Çaycuma Belediyesi’nin öncü dijital imar sisteminin Bakanlıkça tüm Türkiye’ye zorunlu kılınması ve ilçeyi ziyaret eden eski Bakan Tınaz Titiz’in “Ev Genci” projesini inceleyerek belediyecilik vizyonuna övgüler yağdırması, yerel potansiyelin doğru yönetildiğinde nasıl ülke çapında modele dönüştüğünü gösteriyor.

Çerçeve Yasa’dan Mekke Paktı’na: Güvenlikçi Söylemin Arka Planı

Ankara cephesinde ise Meclis, Zonguldak Milletvekillerimiz Deniz Yavuzyılmaz’ın “Çerçeve Yasa ile ilgili oyum hayır olacaktır” ve Eylem Ertuğ Ertuğrul’un “HAYIR oyu vereceğimi saygılarımla duyururum” diyerek ret verdiği gerilimli “Çerçeve Yasa” oylamasının ardından tatile girdi. Ancak içeride Çerçeve Yasa ile oluşturulan güvenlikçi atmosfer ile dış politikada Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması aynı madalyonun iki yüzüdür. Tıpkı NATO’nun 5. maddesi benzeri bir “kolektif güvenlik” söylemiyle sunulan Mekke Paktı; içeride ekonomik çalkantılar ve yönetim sorunlarıyla sıkışan iktidarın dışarıda bir “bölgesel liderlik” hikayesi üreterek iç erozyonu perdeleme arayışıdır.

Zonguldak’ın İhtiyacı Siyasi Şov Değil, Ortak Akıl

Günün sonunda, Devrek’teki basit bir branda vakasından Ağır Ceza mahkemeleri çıkaran sığ anlayış da, dışarıda güvenlik diliyle ambalajlanan pakt hamleleri de halkın gerçek sorunlarını çözmüyor. Zonguldak’ın tatile çıkaracak ya da siyasi şovlarla kaybedecek tek bir günü dahi yok. Kentin ihtiyacı; bürokratik baskılar veya dış politika illüzyonları değil, Çaycuma’daki üretim hamlesi gibi katma değer yaratan, emeğin mirasına sahip çıkan ve sokağın gerçek gündemini merkeze alan bir ortak akıldır.

Sağlıcakla


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.